Türk Hukukunda Bilirkişi

Hakim, hukuki uyuşmazlıkların çözümünde uzmandır. Bilirkişi, hukuki ilişkinin çözümünde kendi uzmanlığı ile hakime yardımcı olur. 

Uyuşmazlığın konusu belirlenmeli, bu konunun hakimin hukuki bilgi ve tecrübesini aşan özel veya teknik bilgiye ihtiyaç olmadan çözülüp çözülemeyeceği incelenmeli, ihtiyaç duyuluyorsa bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmelidir.

Bazı hallerde hakim, bilirkişiye başvurmak zorundadır.
Örneğin: Akıl hastalığına dayanılarak açılan boşanma davasında davalı eşin durumunun tespitinde… Kanunda bilirkişiye başvurulması yönünde bir zorunluluk yoksa hakim, bilirkişiye başvurma konusunda takdir hakkına sahiptir. Ancak Yargıtay, kanundaki ifadeyi geniş yorumlayarak hemen her konuda hakimin bilirkişiye başvurması gerektiğini ifade etmektedir. Herkes tarafından bilinebilecek nitelikteki genel bilgiler veya hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. 



Hakim, ara kararında, bilirkişinin kim olduğunu, hangi konuda uzman olduğunu, niçin incelemesine gerek duyulduğunu ve inceleme için ne kadar süre verildiğini açıkça belirtmelidir. Bilirkişiye sorulacak soruları belirlemeli, bilirkişi de belirlenen konuların dışına çıkmadan, görüşüne başvurulan konu hakkında, özel veya teknik bilgisine dayanarak inceleme yapmalı ve görüşünü mahkemeye bildirmelidir. Bilirkişi raporu takdiri delil niteliğindedir. tayin edilmiş bilirkişi, görüşüne başvurulan hususta uzman değil ise, rapordaki görüşe katılmayan hakim, kendi görüşüne binaen hüküm kuramaz. Bu durumda gerçekten uzman olan kişiye inceleme yaptırıldıktan sonra hüküm kurulmalıdır.

Önemli olan uzmanlık alanının bilinmesi/gösterilmesi, belgelenebilmesidir. Örneğin, bir köydeki orman, kadastro veya arazi uyuşmazlıklarında kadim uygulamayı hakime bildirmek üzere bilirkişi olarak seçilen köyün yaşlıları da bu anlamda uzman bilirkişi sayılır.

Bilirkişinin etki altında kalmadan, objektif olarak bilgi ve görüşünü mahkemeye sunması gerekir. Davanın tarafları ile akrabalık ve menfaat ilişkisinin bulunmaması gerekir. Görüşü, o konunun uzmanı olan herkesin üzerinde birleşebileceği nesnel, bilimsel, evrensel bir görüş olacaktır.


Bilirkişilerin tarafsızlığı, tarafların etki veya baskısından uzak olmayı, aynı zamanda hakimin görüş ve telkinlerinden bağımsız düşünebilmeyi de gerektirir. Hakimin bilirkişiyi etkilemeye, yönlendirmeye çalışması, ona telkin ve tavsiyede bulunması açıkça kanuna aykırıdır. Hakimin gerekli gördüğü hallerde, tarafsızlık konusunda bilirkişiye yemin yaptırılır.

Tarafsızlık ve dürüstlük ilkelerine aykırı olarak görev yapan, gerçeği saklayan veya bile bile çarpıtan bilirkişilerin hukuki ve cezai sorumlulukları vardır.

Sağlıklı bir muhakemenin yapılması, mahkemelerde adil yargılama ilkesinin uygulanmasının sağlanması, şüphesiz ki sadece kanunlarla gerçekleşmez. Uygulayıcıların düzenlenen yeniliklerin takipçisi olması gerekir. Uygulamada, muhakemede etkili bir role sahip olan bilirkişilerden en üst düzeyde yararlanılması için kanunla getirilen düzenlemelerin taraflarca kullanılması önem taşıyacaktır. 

Kaynakça:
Dr. Yahya Deryal, Abchukuk.com, Türk Hukukunda Bilirkişinin Nitelikleri ve Avukatın Bilirkişilik Yapması
Mevzuat Dergisi, Sayı 47, Kasım 2001, Av. Erhan Bulut, Bilirkişi Seçimi ve Bilirkişi Raporlarının Bağlayıcılığı
Yeni CMK’da Bilirkişi Kavramı, Yrd. Doç. Dr. Burcu DÖNMEZ


Merve Kılıç