Ceza Hukuku Çerçevesinde Cumhurbaşkanı'nın Sorumluluğu Nedir?

Yürürlükte olan kanunlar kural olarak herkese uygulanır. Fakat kişi bakımından uygulamada cumhurbaşkanı, milletvekilleri, uluslararası organlar bakımından bir takım istisnalar mevcuttur.   Anayasanın 105. maddesinde Cumhurbaşkanı'nın görevleri sayılmıştır. Sayılanlar arasında kendi başına yapabileceği işlemler ve Başbakan veya ilgili bakanın imzası ile yapabileceği işlemler mevcuttur.

Başbakan veya ilgili bakanın imzasıyla yapabileceği işlemlerden dolayı sorumluluğu yoktur. Bu sorumsuzluk hali parlamenter sistemin getirdiği bir meseledir. Parlamenter sistemlerde Cumhurbaşkanı, icra organı değil yürütmenin başı olarak devleti temsil eden tarafsız bir statüdedir. Bu yüzden kendi başına yapabileceği işlemler çok fazla olmadığı gibi diğer işlemler Başbakan ya da ilgili bakanın imzasıyla sorumluluk kapsamına alınmıştır.

         

Cumhurbaşkanı'nın sorumluluğu çeşitli ülkelerin Anayasalarında benzer sebeplerle cezai yaptırıma bağlanmıştır.

Örneğin;

  • Almanya'da Cumhurbaşkanı Anayasa'yı ihlal ederse,
  • Fransa'da vatana ihanet ederse,
  • Portekiz'de görevi nedeniyle işlediği suçlardan dolayı sorumludur.

    Türkiye'de ise cumhurbaşkanı anayasal sistemde vatana ihanetten dolayı sorumludur.Ancak vatana ihanet kanun ile tanımlanmamıştır. Dolayısıyla vatana ihanetin kapsamına ne girdiği suçta ve cezada kanunilik kuralı açısından sıkıntı oluşturmaktadır. Bu açıklığa ilişkin bir görüş şöyledir: Cumhurbaşkanı'nın devlete bir sadakat borcu vardır, bu borcun ihlali vatana ihanet olarak kabul edilebilir. Bu suçlar devletin varlığına yönelmelidir. (TCK.m.302,303,310)

    AY m.148/3 uyarınca Cumhurbaşkanı, Yüce Divan sıfatıyla görev yapacak olan Anayasa Mahkemesi'nde yargılanır. Şayet Cumhurbaşkanı Yüce Divan'a sevkedilirse görevinin deva edip etmeyeceği konusunda da kanunda net bir düzenleme mevcut değildir. Masumiyet karinesi dikkate alınırsa suçlu bulunana kadar görevde kalabilir. 

            

    Kişisel suçlarından dolayı Cumhurbaşkanı'nın sorumluluğunun mevcudiyeti de tartışmalıdır.
    Anayasa'da bu duruma ilişkin açık hüküm yoktur. Kişisel suçlardan sorumlu tutulamayacağını belirten açık bir ibare olmadığı gibi sorumlu ise de bir vatandaş gibi mi sorumlu yoksa milletvekillerine ilişkin kuralın kıyasen uygulanmasıyla milletvekilleri gibi mi sorumludur net olarak bilinememektedir. Milletvekillerinin icrai işlemleri mevcuttur, ancak Cumhurbaşkanı icrai işlem yapmaya ehil değil ve sembolik bir statüdedir, dolayısıyla kanun koyucunun mantığını ilerlediğimizde kıyasen uygulama yapmak yerinde görünmemektedir. Bu hususu netliğe kavuşturmak için, ek olarak açık bir düzenleme yapılması gerekmektedir.

    İdil Elvin Çavuş