"Hukuki Konularda" Bilirkişiye Başvurulamaz

Hukukumuzda bilirkişilik müessesesi 6100 sayılı HMK m. 266 ila 287. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Takdiri bir delil niteliği taşıması itibariyle hakim bilirkişi raporuyla bağlı değildir. Bilirkişilik kurumuna, hakimin bilgisinin olmadığı özel bilgi ve teknik uzmanlık gerektiren konularda başvurulur. Yani hakim hiçbir surette hukuki konular hakkında bilirkişiye başvuramaz.

Zira hukuk mesleğinin en kıdemlilerinden olan hakimin, hukuki konular bakımından yardım alma ihtiyacının gündeme gelmesi düşünülemez. Kaldı ki hukuku hakim uygular ve bu görev devredilemez. Hukuki konularda bilirkişiye başvurmanın yasak olduğu HMK m. 266 ve HMK m. 279 f.4 te düzenlenerek güvence altına almıştır. İlgili yasa hükümleri şu şekildedir:

HMK m. 266 :  Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz.

HMK m. 279 f.4 : Bilirkişi, raporunda ve sözlü açıklamaları sırasında, hukuki değerlendirmelerde bulunamaz. 


Ancak, yukarıda kanun hükümlerinde de hukuki konularda bilirkişiden yardım almak yasaklanmış olmasına rağmen uygulamada hakimlerin iş yükü dolayısıyla hukuki konularda sıkça bilirkişiye başvurduğu görülmektedir.

Örneğin; kusurun tespiti, muvazaanın koşullarının varlığı, kişilik haklarına saldırının bulunup bulunmadığı gibi temel konularda bile yardım alındığı gözlemlenmektedir. Hatta manevi tazminat gibi hakimin takdirinde olan bir konunun bile bilirkişiye gönderildiğini görmek mümkündür.

Bu durum, açık kanun hükmü bulunması sebebiyle hukuka aykırılık teşkil eder.

Bu bakımdan hukuka aykırı olarak elde edilen bu delilin HMK m. 189 f.2 uyarınca da bir vakıanın ispatında dikkate alınmayacağı kuşkusuzdur. Bir davayı özenle sevk ve idare etmek hakimin görevleri arasında olduğundan, çözmekle yükümlü olduğu hukuki konu bakımından yasağa rağmen yardım aldığı için hukuki sorumluluğuna da gidilebilir. Fakat ne yazıktır ki, ülkemizde bu durum uygulamada o kadar kanıksanmış ve yer etmiştir ki Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun bile bazı kararları incelendiğinde, hukuki konularda bilirkişiye başvurulması gerektiği yönünde kararları mevcuttur.

İlk derece mahkemelerine göre daha üst konumda yer alan Yargıtay’ın bu durumun bir “gereklilik” olduğunu söylemesi ilk derece mahkemesi hakimlerinin bu yola başvurması adeta meşrulaştırma yolunu açmış olacaktır.

Zehra Sırcan