Kötü Niyetli Kentsel Dönüşüm Sözleşmelerinin İptali

Kentsel Dönüşümün bir yarışa döndüğü şu günlerde bazı müteahhit firmaların sözleşmelerinin hayli cesur ve iddialı olduğunuz görüyoruz. Ancak bazı iddialı sözleşmeler hayatın gerçekleri örtüşmüyor.

Bir de sözleşmelerin noter huzurunda yapılıp yapılmadığı konusu var ki hazırlanmış mizansenlerle vatandaş yanıltılabiliyor.



Nitekim gayrimenkulün riskli yapı alanı olarak ilan edilmesinden sonra bir takım vergilerden ve harçlarından muafiyetler  söz konusu olmaktadır. Bu muafiyetlerden evvelce sözleşme yapmayı istemeyen müteahhitler öncelikle bir vekâletname alarak, bu vekaletname ile bir takım işleri malikler adına henüz riskli yapı alanı olarak ilan edilemeden önce yapmaya başlamaktadır. Bu hususta sözleşmelerden evvelce yapılan bu vekaletname işlemleri sanki sözleşmeyi de kapsıyor gibi algılar yaratılarak sözleşme iptallerinin önüne geçilmeye çalışılıyor.

Üstelik, henüz doğmamış çocuğa elbise biçmek kabilinden yaklaşımlarla sözleşmelerde de bu vekalet veya sözleşmelerin iptali halinde vatandaşa bir de cezai şartlar getirilmektedir. Elbetteki verilen emeğin karşılığı belki talep edilebilse de büyük miktarları ifade eden cezai şartlar ile bazıçantacı müteahhitler kendilerine kötüniyetli fırsatlar doğurmaya çalışmaktadır.

Bu vekaletler ile yapılan işlemler ve gayrimekulün riskli yapı alanı olarak tespiti ve sonrasında noter huzurunda kat karşılığı sözleşmelerin yeniden yapılması süreçlerinin arasında geçen zaman, adil sözleşme yapmamış olan müteahhitlerin aleyhine işlemektedir.

İşte bu hususlarda vekalet iptalleri ve noter huzurunda yapılmamış sözleşmelerin iptali ile ilgili elbette takip edilebilecek hukuki yollar da mevcuttur.

Ya da kentsel dönüşüm proje alanları üzerinde birden çok müteahhidin olması halinde yeter sayı çoğunluğunu yakalayan müteahhitlerin karşısında azınlığı temsil eden müteahhitler bazen hakkı kötüye kullanmak yoluna giderek ana sözleşme öncesinde bir takım tapu kayıtları(şerh) oluşturarak süreçleri tıkamakta veya vatandaşı çoğunluğa uyarak elde edecekleri sosyal sorumluluk gerektiren haklardan yoksun bırakmaktadır.

Noterin vatandaşın ayağına getirilmesi hallerinde her bir gayrimenkul sahibi, imzaladığı sözleşmenin veya vekaletin bir kopyasını talep etmelidir. Böylece noter huzunda yapılan işlemin bir vekalet mi yahut sözleşmeye ilişki bir tahhütleşme mi olduğunu anlayabilecektir.

Hukuk büromuz bu hususlarda, yani tek taraflı yükümlülük yükleyen, tek taraflı ve karşılıksız, haksız avantajlar sağlayan, ifasında imkansızlık veya kanuna uygunsuzluk içeren, tek tarafa cezai şartlar yükleyen, vatandaş tarafından katlanılamayacak nitelikte borçlar doğuran sözleşmler ile ilgili olarak  vatandaşlara hukuki danışmanlık hizmeti ve sözleşme uzlaşı yöneticiliği hizmetleri de vermektedir.

Cihat Demirbağ