"Bir masum mahkum edileceğine, birkaç suçlu cezasız kalsın"

Esasen Romalılara ait bir vecizedir.

Günümüzün mevcut hukuk sistemine yansımalarına bakıldığında ise;

  • Sanığın susması ikrar anlamına gelmediği gibi, delil aracı ileri sürmeden yaptığı savunmalar da dayanaksız olduğu gerekçesiyle reddedilemez.

  • Vicdani ispat sisteminde ispata ulaşılmasının ölçüsünü kanun nasıl belirleyemiyor, sadece vicdani kanaate ulaşılmasından söz ediyorsa, vicdani kanaatle ilgili bir çalışmada da yapay örneklerden yola çıkarak soyutlamalara ulaşmak pek kolay değildir. Her somut olayın kendi özel şartları vardır.

  • Şüphenin yenilmesi için gereken her türlü araştırma yapılmadan "suçsuzluk karinesine" ve "şüpheden sanık yararlanır" ilkesine sığınmak yanlıştır. Yargıtayın deyişiyle bu durum eksik soruşturmadır.

  • Şüphe ile gerçek ve buna bağlı olarak şüphe ile kanaat yan yana barınamaz.

  • Yetkili makamın  birden çok delil aracının olduğu hallerde , tek tek delil araçlarının gerçeğe uygunluğuna dair ulaştığı sonuç, vicdani kanaat olarak değerlendirilemez. Çünkü vicdani kanaat maddi uyuşmazlığın bütününe ilişkin bir kanaattir.