Avukatların İş Hukuku Davalarında yaptıkları bazı taktiksel hatalar

İşverenden ihbar tazminatı kazanabilmek için, ispat edilemeyecek şekilde feshin işveren tarafından yapıldığı iddası

İş akdinin, işveren firma tarafından uygunsuz ve haksız gerekçelerde fesih edildiği iddia edilebiliyor.

Ancak kimi zaman personel, var olan haklı sebeplerle iş akdini sonlandırmış ve dolayısıyla kıdem tazminatı almaya doğrudan doğruya hak kazanabilecek iken, riskli bir yol tercih ederek iş akdinin işveren firma tarafından haksız nedenlerle fesih edildiğini öne sürerek dava açmaktadır. Öne sürülen bu iddianın  yasal olarak kanıtlamaması durumunda, personal ihbar tazmınatı kazanabilmek için çıktığı riskli yolda, kıdem tazminatını da kaybedebilmektedir.

Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmaktadır.

Buradan hareketle, işçi – işveren arasındaki davalarda, işçi avukatlarının riskli yolları seçmesi, işçinin aleyhine sonuçlar doğurabilmekte, işveren açısından kaybedilen dava ve maddi tutarın çok fazla bir önemi olmasa da, işçi açısından belki de hayatını idame ettirebilmesi için gereken kritik bir maddi tutarın kaybına sebebiyet verilebilmektedir.

Haklı fesih sebepleri, işverenin eylemli olarak iş akdini feshedebileceği noktaların doğru şekilde ele alınması gerekmektedir.

           


Kötü niyet tazminatı talep hakkının unutulması

4857 sayılı İş Kanunu, 17. Maddesi gereğince, işverenlerin sahip oldukları fesih haklarını kötüye kullanmaları durumunda, bildirim sürelerine ait ücretin üç katına eşit tutarda, kötü niyet tazminatı ödemekle mükellef oldukları belirtilmektedir.

Kötü niyet tazminatları çoğu zaman, iş akitleri kötü niyet ile fesih edilen personeller ve bu personellerin avukatları tarafından atlanmakta, unutulmaktadır.

Fazla mesai, işverenden alacaklar, ihbar tazminatı, kıdem tazminatı gibi konuların üzerine fazlasıyla yüklenen avukatlar kimi zaman kazanabilecekleri halde kötü niyet tazminatını unutabilmektedir.

Mahkemede görülen davalarda, herhangi talep olmadığı takdir bu konuyu değerlendirmedikleri düşünüldüğünde, avukatın ihmalkarlığı veya eksik bilgisi ya da personeli bu konudaki hakları konusunda bilgilendirmemiş olması yüzünden, iş akitleri feshedilen işçiler/personeller hak kaybı yaşamaktadırlar.  

              

Bilirkişi raporlarına yapılan itirazlarda gecikme ve itirazlarda gereken özeni göstermeme

Günümüz pratiğinde, bilirkişi konumundakiler, uygulama gereği hüküm tesis edebilir pozisyona gelmişlerdir.

Bilirkişi raporlarında aktarılanlara göre, hakim tarafından karar verildiğinden, işçi/personel avukatlarının, bilirkişi raporunu olabildiğince personel lehine olacak şekilde düzenlenmesi için çaba sarfetmeleri gerekmektedir.

Buradan hareketle işçi/personel avukatları hazırladıkları dilekçeleri yalnız hakime yönelik değil, bilirkişilerin de rahatlıkla idrak edebileceği şekilde, detayları, açıklamaları ve gerekli görülen ekleriyle birlikte sunmaları faydalı olacaktır.

Ayrıca bilirkişi tarafından hazırlanan rapora iki hafta içerisinde itiraz edilmemesi durumunda, raporun kesinleşmesi sözkonusu olacağından, bu konu muhakkak suretle dikkat edilmesi gereken konuların başında gelmektedir.

İtiraz dilekçelerinde, kanuna aykırılıklar, itiraz edilen noktalar son derece açık ve belirgin bir şekilde işaret edilmeli, gerekli açıklama ve eklerle temellendirilmelidir. Bu şekilde dosya tekrar bilirkişiye ek rapor için gönderildiği zaman, itiraza konu olan noktaların işçi/personel lehine sonuçlanabilme ihtimali yükselmektedir.

Eğer gerekli usüllere ve zamanlamalara uygun bir şekilde itiraz yapılmadığı zaman, bilirkişi “ ... Vekilin yaptığı itirazlar yerinde görülmemiş olup, ilgili raporda herhangi bir değişiklik yapılmasına gerek yoktur...” şeklinde ibareyle rapordaki değişiklik ihtimalelrini rafa kaldırabilmektedir.