Çocuk Pornografisi ile İlgili Yargıtay’ın Kararı

Son dönemde adı sanı duyulmasa da çocuk ve kadınların istismar edildiği pornografik görüntüler hızla artış gösteriyor. Ne yazık ki, birçok insan konuyu yargıya taşımadığı için durumun vahametini tam olarak bilemiyoruz.

Ayrıca polislerin internette çocuk pornografisiyle mücadelede başarısı çok arttı. Örneğin, internet sitelerinin önemli bir bölümünün arkasında, artık polisler var. Bir diğer deyişle, siteler birer tuzak. Kullanılan bir diğer yöntem, polislerin çocuk rolü yaparak internet chat odalarına girmesi ve kurban arayanların karşısına çıkması. Elbette hedefleri bir buluşmaya ikna edebilmek. Bu çerçevede dünyanın dört bir yanındaki servis sağlayıcıları ve binlerce gönüllü, polisle işbirliği yapıyor ve internetteki pedofillerin yakalanmasına yardımcı oluyor.

Milyonlarca görüntüyü saniyeler içinde tarayarak belli bir çocuğun resmini bulabilen ya da elektronik yazışmalarda yer alan, konuyla ilgili belli anahtar sözcükleri yakalayan yazılım programları, ayrıca Interpol ve FBI bünyesinde oluşturulan kayıp, çalıntı, kimsesiz çocuk fotoğraflarını içeren veri tabanları, iz sürmeyi kolaylaştıran yeni gelişmeler.

Öte yandan "Fotoğrafları ben çekmedim, internetten indirdim" şeklindeki savunmalar da, artık pek işe yaramıyor. Çünkü dijital fotoğrafların elektronik "parmakizi"yle, şüphelinin evindeki fotoğraf makinesinin parmakizini karşılaştırmak mümkün ve tıpkı "Bu mermi, bu silahtan atılmış" dercesine, "Bu fotoğraf, bu makine ya da cep telefonuyla çekilmiş" denebiliyor.

Yargıya taşınan kararlar arasında en ilgi çekici kararlardan birisine Yargıtay’ın 5. Ceza Dairesi imza attı. 2010/2024 Karar: 2010/6003 esasa göre: Çocuk pornografisi, hayvanlarla yapılan cinsel davranışlar ve doğal olmayan yoldan yapılan davranışlara ilişkin çok sayıda resim ve video kaydını telefon, hafıza kartı ve CD’lerde depolama ve bulundurma suçundan sanık M. R.’nin yapılan yargılanması sonunda; atılı suçlardan mahkumiyetine dair, Ankara Dördüncü Asliye Ceza Mahkemesi’nden verilen 25.12.2009 gün ve 2009/1169 Esas, 2009/1511 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığı’ndan tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:

Karar: Yapılan yargılamaya, toplanan delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

Olay tarihinde N… Hastanesi ‘nde bulunan erkek tuvaletine giren sanığın yan tarafta bulunan bayan kabininin alt kısmından kamera kaydı yapabilen cep telefonunu uzatıp burada bulunan mağdurenin görüntülerini kaydettiği sırada yakalanması üzerine başlatılan adli soruşturma sırasında, üzerinde bulunması nedeniyle el konulan cep telefonunun dahili hafızası ile bu telefonda takılı bulunan 2 adet SD kart içerisinde toplam 236 adet pornografik görüntüden 10 adedinin çocukların kullanıldığı video görüntülerinden oluştuğu, yine hayvanlarla insanların cinsel ilişkiye girdiklerini gösteren 2 adet video görüntüsü bulunduğu, keza üst araması sırasında bulunan ve üzerlerinde <liseliler, sübyanlar> gibi ibareler yazılı 6 adet CD’nin de müstehcenlik içerdiği CMK yeminli bilirkişisi ve bilişim suçları uzmanı tarafından tespit edilmiş olmasına nazaran, 5237 sayılı TCK’nın 226/3. maddesinde çocukların kullanıldığı müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin ülkeye sokulması, çoğaltılması, satışa arzı, satışı, nakli, ihracı veya başkalarının kullanımına sunulmasının yanında, bu ürünlere olan talebin azaltılmasının da çocuklara koruma sağlayacağı düşünülerek, kasıtlı olarak yapılan bireysel amaçlı bulundurma ve depolamanın da suç sayıldığı, bu nedenle sanığın oluşa uygun olarak işlediği kabul edilen ve müstehcen görüntülerin miktarına, niteliğine ve kayıt biçimine göre uzun süre içerisinde ve kasten yapıldığı anlaşılan <çocuk pornografisi ve hayvanlarla yapılan cinsel davranışlara ilişkin resim ve video kaydını dijital ortamda depolama ve bulundurma> fiilinin kişisel amaçlı dahi olsa 5237 sayılı TCK’nın 44. maddesi yoluyla aynı Yasa’nın 226/3. maddesine uyan suçu oluşturduğu gözetilmeden seçimlik hareketlerden her birinin ayrı suç oluşturduğu kabul edilerek sanık hakkında ayrıca 226/4. madde ile uygulama yapılmak suretiyle fazla ceza tayini,

Sonuç: Kanuna aykırı ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gözetilerek CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06.07.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.