Kişi Özgürlüğü ve Güvenlik Hakkı Bağlamında Tutukluluk

Kişi özgürlüğü, niteliği itibariyle vazgeçilmez ve öncelikli bir haktır. Bu hak, kişinin, insan onuru ve haysiyetine yaraşır bir yaşam sürdürmesinin önkoşuludur. Zira özgürlüğünden mahrum edilmiş kişinin diğer temel hak ve özgürlüklerinden yararlanmasının da bir bakıma önü kesilmiş olmaktadır. Dolayısıyla kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı diğer hakların hem temelini ve hem de güvencesini oluşturur. İnsan hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 5. maddesi kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını düzenlemiştir. Madde kapsamında düzenlenmiş olan bu hak bünyesinde hakkın kapsamı ve istisnaları konusunda kapsamlı bir düzenleme getirmiştir. Madde de yer alan istisnalar sayılıdır ve haliyle genişletilmesi mümkün değildir. Türkiye Anayasasının 19. maddesi de sözleşmenin 5. maddesi gibi kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını ayrıntılı bir şekilde istisnalarıyla birlikte düzenlemiştir. Hem sözleşme ve hem de anayasa özgürlük ve güvenlik hakkına ilişkin bir ayrıma gitmeden herkesin bu haktan yararlanabileceğine işaret etmiştir.


Sözleşme, herkesin kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına sahip olduğunu, hakkın ancak hukuka uygun bir şekilde ve sözleşmede belirtilen sebeplerle sınırlandırılabileceğini (madde 5/1(a-f)) düzenlemektedir. Yine maddenin devam eden fıkralarında ise herhangi bir sebeple özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilerin sahip olduğu haklar düzenlenmektedir. Bir müdahalenin sözleşmenin 5. Maddesi bakımından haklı görülebilmesi için iki önemli şartın yerine getirilmesi gerekmektedir. Bunlardan ilki özgürlüğe olan müdahalenin meşru bir temele dayanması yani müdahalenin hukuka uygun olmasıdır. İkinci olarak özgürlüğe olan müdahale sözleşmede belirtilen sebeplere uygun olmalıdır. Zikredilen hukuka uygunluk hem özgürlükten yoksun bırakma kararının verilmesi aşamasında ve hem de bu kararın uygulanması aşamasında gereklidir.