İş Kazası ve Meslek Hastalığı Kavramları

Çalışma hayatının gerekleri, işçi işveren ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal açıdan güçlü işverenin karşısında işçilerin işverene hem hukuki hem de ekonomik yönden bağımlı durumda olmaları nedeniyle, işverenin daha fazla korumaya yönelik yükümlülükler yüklenmesini gerektirmiştir. İşçi ile İşveren arasındaki sözleşmesel ilişkide kişisellik unsurunun da ön plana çıkması nedeniyle işverenin işçiyi gözetme borcu ağırlık kazandığı için, hem iş hukukunda hem de borçlar hukukunda özel olarak düzenlenmiştir.

 

İşverenin gözetme borcunun kapsamına özellikle işçinin karşılaştığı mesleki risklere karşı da koruyucu önlemler alma yükümlülüğü girer. İşçinin doğrudan doğruya işin ifası veya iş dolayısıyla karşı karşıya kaldığı tehlikelere mesleki risk adı verilmekte olup, mesleki riskler esasen, iş kazası ve meslek hastalığı olarak iki temel riski işaret eder. İş kazası ve meslek hastalığı tanımını İş Kanunu ve Borçlar Kanununda değil, 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda bulmuştur.

 

İş kazası madde 13 hükmüne göre;

a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,

b) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,

c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,

d) Bu Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,

e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özüre uğratan olaydır.

 

Meslek hastalığı ise m. 14 hükmünde sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal özürlülük halleridir.

 

İşverenin tarafından yeterli güvenlik önlemlerinin alınmaması sonucu işçinin ölmesi veya sakatlığa uğraması ya da meslek hastalığına tutulması halinde genel hükümler yolu ile işverene hukuki sorumluluk yükletilerek, kendisinden maddi ve manevi zararların giderilmesi talep edilebilmektedir. İşverenin sorumluluğu hususunda kusura dayanan sorumluluk görüşü, zaman içinde tartışmalara neden olmuş Yargıtay kararlarının da etkisiyle zaman içinde tehlike esasına dayalı kusursuz sorumluluk görüşü ağırlık kazanmıştır. Yargıtay ise, kusursuz iş kazalarıyla meslek hastalıkları riskinin işçiye değil işverene yüklenmesi gerektiği görüşünden hareket etmekte ve işverenin iş kazası ve meslek hastalıklarından doğan sorumluluğunu kusursuz sorumluluk olarak nitelendirmektedir.

 

Tehlikeli işlerde çalışan işçilerin uğradıkları zararın Sosyal Sigortalarca karşılanmayan kısmı için Yargıtay ne işverenin ne de işçinin kusurunun bulunmaması halinde işverenin tehlike sorumluluğu çerçevesinde sorumlu olacağını kabul etmektedir. İşçinin yüklendiği edimin niteliği itibariyle tehlikeli ve zarar doğurmaya yatkın olması ve işverene bağımlı olarak çalışan işçinin korunması ilkesi tehlikeli ve zarara yatkın işlerde işçinin ayrıca korunmasını gerektirmektedir.

 

İşyerinde iş güvenliği eksikliklerinin bulunması halinde idari para cezası ödenmesi yükümünün yanı sıra işçi sağlığı yarattığı tehlike açısından işin durdurulması veya işyerinin kapatılması idari yaptırımına başvurulabilir. İşçinin bu önlemlerin alınmaması sebebiyle sakat kalması ya da ölmesi halinde TCK uyarınca cezai yaptırım uygulanır. Ayrıca, iş kazası ve meslek hastalığından doğan zarar halinde işçi bir özel hukuk yaptırımı olan maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabileceği gibi, ölüm halinde ise hak sahipleri destekten yoksun kalma tazminat ve manevi tazminat talep edebilecektir. Aynı olayda koşulları varsa hukuki idari ve cezai yaptırımlar birlikte uygulanabilir.