Ticaret Mahkemelerinin Yeni Yapısı

Yapılan değişiklikle ticaret mahkemesinin yeniden heyet olarak düşünüldüğü ve görevi noktasında iki ayrım yapıldığı anlaşılmaktadır. Buna göre ticaret mahkemesinin heyet sıfatıyla bakacağı dava ve iş türleri sınırlı sayı prensibi çerçevesinde tek tek sayılmış, bu istisna türler dışında kalan tüm dava ve işlerin mahkemedeki hakimlerin biri tarafından görüleceği ve karara bağlanacağı düzenlenmiştir. Böylece adli yargıda bir mahkemede hem tek hakim hem heyetli olarak yargılama yapılması sistemine geçilmiştir. Ticaret Mahkemelerinin bu yapısının karma bir nitelik arz ettiği açıktır.

 

Mahkemenin Tek Hakim Veya Heyetli Çalışmasındaki Ayırım

a) Ticaret Mahkemesinin Heyet Olarak Göreceği Dava ve İşler: Konusu parayla ölçülebilen uyuşmazlıklarda dava değeri üç yüz bin Türk lirasının üzerinde olan dava ve işler,

 

Dava değeri ne olursa olsun,

- İflas, iflasın ertelenmesi, iflasın kaldırılması ,iflasın kapatılması, konkordato ve yeniden yapılandırmadan kaynaklanan davalar, - 13/01/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda hakimin kesin olarak karara bağlayacağı işler ile davalar,

 

-Şirketler ve kooperatifler hukukundan kaynaklanan genel kurul kararlarının iptali ve butlanına ilişkin davalar, yönetim organları ve denetim organları aleyhine açılacak sorumluluk davalarına, organların azline ve geçici organ atanmasına ilişkin davalar, fesih, infisah ve tasfiyeye yönelik davalar,

 

-12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa ve 21/6/2001 tarihli ve 468/6 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanununa göre yapılan tahkim yargılamasında; tahkim şartına ilişkin itirazlara, iptal davalarına, hakemlerin seçimi ve reddine yönelik davalar ile yabancı hakem kararların tanıma ve tenfizine yönelik davalar,

 

- Heyet Halinde bakılacak davalarla ilgili olmak üzere, dava açılmadan önce veya açıldıktan sonra talep edilen ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbirler, Ticaret mahkemesinin heyet olarak görevi kapsamında kalmaktadır. Adı geçen düzenlemeye göre ticaret mahkemesinin heyet olarak göreceği dava ve işler yukarıda sayılanlardan ibarettir.

 

b) Ticaret Mahkemesinin Tek Hakimli Olarak Göreceği Dava ve İşler:

(a) bendinde sayılan dava ve türleri dışında kalan diğer tüm ticari davaların ise tek hakim tarafından görüleceği anlaşılmaktadır ki bu konuda dava türlerini saymaya gerek bulunmadığı açıktır. Zira ticaret mahkemesinin heyet olarak görmeyeceği tüm dava ve işler tek hakim tarafından görülecektir.

 

Bu noktada ifade etmek gerekir ki kanun koyucu ticaret mahkemesinin heyet halinde görmesi gereken dava türlerinin sınırlı olarak saymıştır. Bu durumda hangi davanın heyet tarafından hangi davanın tek hakim tarafından görülmesi gerektiği noktasında yorum tekniği açısından dar yorum yapılması gerekir. Kaldı ki kanun koyucunun istisnai olarak saydığı dava türlerinin varlığı karşısında dava türlerinin genişletilmesi yorum yoluyla mümkün değildir. Ancak uygulamada az dahi olsa hangi dava ve işlere tek hakim, hangi dava ve işlere heyetin bakacağı noktasında tereddütler olabilmektedir. Nitekim miktarı 300.000 TL den fazla olan çeklerle ilgili zayi nedenine dayalı iptal davalarına, yine hisse devirlerinin tespiti davalarına ve hatta yönetim kurulu kararının iptali davalarına az da olsa heyet tarafından bakıldığı görülmektedir. Esasen bu durum ileride Yargıtay tarafından verilecek bozma ve onama kararları ile ancak giderilebilecektir. Açıklanan sakıncanın giderilebilmesi açısından dava dilekçelerinin  yazımında dilekçelerin “tek hakimli ticaret mahkemesine” veya “heyetli ticaret mahkemesine” hitaben yazılması bu açıdan faydalı ve dikkat çekici olabilecektir.

 

Yapılan düzenleme gözetildiğinde artık ticaret mahkemesinin “heyet sıfatıyla” bakacağı ve “tek hakim sıfatıyla” bakacağı davalar şeklinde bir ayrım yapıldığı söylenebilir. Hatta bu açıdan ticaret mahkemelerinin baktıkları davalarda, “tek hakimli mahkeme sıfatıyla” veya “heyetli mahkeme sıfatıyla” davalara baktığının tensip tutanağı ve gerekçeli karar başlığında belirtilmesi de mümkündür.

 

Yeri gelmişken ifade etmek gerekir ki kanun metninden açıkca anlaşıldığı üzere ticaret mahkemelerindeki yargılamalarda artık asıl olan tek hakimli, istisna olan ise heyetli yargılamalardır. Zira kanun koyucu heyetin bakacağı davaları sınırlı olarak saymış ve istisnai olarak düzenlemiştir.

O halde ticaret mahkemesi heyetinde görev yapan başkan hakim ve üye hakimler öncelikle ticaret mahkemesi hakimidir.

 

Cumhuriyet tarihinde ve adli yargıda ilk defa görülen bu yapının HSYK’nın müstemir yetki kararnamesine doğru yansıtılamadığı kanaatindeyiz. Zira müstemir yetki kararnamesinde heyette aynı zamanda üye olarak görev yapan hakimlerin müstemir yetkisi “Ticaret Mahkemesi Üye” yerine

“Ticaret Mahkemesi Hakimi” olarak belirtilmelidir. Kıyaslamak gerekirse Adalet Bakanlığı müsteşarı olarak atanan hakim, bu görevi nedeniyle HSYK’nın doğal üyesi olmaktadır. Bir başka deyişle HSYK’nın doğal üyesi olduğu için müsteşar olmamaktadır. O halde kıyaslamak gerekirse asli

görev olan müsteşarlık görevi ise ticaret mahkemesi heyetindeki üye hakimin asli müstemir yetkisi ticaret mahkemesi hakimliğidir. Yeni oluşan yapıda bu nitelendirme teorik bir nitelendirme olmayıp ticaret mahkemelerinin yapısı ve çalışma tarzının doğru kavranılması, kalem personelinin

görevlendirilmesi, hakim terfisi, dış ilişkide mahkemeden hizmet alanlar ile hakim arasındaki ilişkilerin düzenlenmesi, hakim ile kalem personeli arasındaki ilişkilerin düzenlenmesi, özellikle komisyon  başkanlığınca yapılan çalışmalar açısından önem arzetmektedir.