Kadının "Soyadı"

Bir insanın kimliğinin tespitinde en önemli unsur olan soyadı, vazgeçilemez, devredilemez ve feragat edilemez, kişiye sıkı surette bağlı bir kişilik hakkıdır.
Soyadı üzerindeki hak, mutlak haklardan olması nedeniyle herkese karşı ileri sürülebilen ve yasayla özel olarak korunan bir haktır. Ancak, medeni kanunumuzun düzenlemesinde görünen odur ki soyadının bütün bu özellikleri “kadınlar” açısından geçerli değildir.                  

22/11/2001 tarih ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "Kadının soyadı" kenar başlıklı 187. maddesi şöyledir:
                 
"Kadın, evlenmekle kocasının soyadını alır; ancak evlendirme memuruna veya daha sonra nüfus idaresine yapacağı yazılı başvuruyla kocasının soyadı önünde önceki soyadını da kullanabilir. Daha önce iki soyadı kullanan kadın, bu haktan sadece bir soyadı için yararlanabilir. "                  
Bu madde hükmüne göre evli kadının evlilik öncesi soyadını tek başına kullanma hakkı bulunmamaktadır. Uzun bir hukuk mücadelesinin sonucu olarak Anayasa Mahkemesi, 19/12/2013 tarihli ve 2013/2187 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan kararı ile Medeni Kanunun 187. Maddesi hakkında “Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir” görüşünü benimsemiştir.

Anayasa Mahkemesi kararında, TMK 187’nin eşitlik ilkesine ve uluslararası sözleşmelere aykırılığı aynen şu şekilde ifade edilmiştir. “Uluslararası sözleşmelerin, evli erkek ve kadının evlilik sonrasında soyadları bakımından eşit haklara sahip olmasını öngören hükümleri ile evli kadının kocasının soyadını kullanması zorunluluğunu öngören iç hukuk düzenlemelerinin aynı konu hakkında farklı hükümler içermesi nedeniyle, ilgili sözleşmenin hükümlerinin somut uyuşmazlık açısından esas alınması gereken hukuk kuralı olduğu sonucuna varılmakla, başvurucunun manevi varlığı kapsamında güvence altına alınan isim hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını sağlamadığı anlaşılmaktadır.”

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, daha önce Türkiye’den yapılan benzer başvurularda kadının tek başına evlenmeden önceki soyadını kullanamaması durumunu “özel hayatın” ve “ayrımcılık yasağının” ihlali olarak saymıştır. Anayasa Mahkemesi tarafından verilen karar ile mevcut düzenlemenin kadınlara yönelik ayrımcılık oluşturduğunu tespit etmek oldukça önemlidir. Fakat önemli olan Medeni Kanunun 187. Maddesini değiştirerek kadının istediği soy ismini birlikte veya tek başına kullanabilmesinin düzenlenmesidir. Her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararında değinilmese de Türkiye’nin de imzaladığı CEDAW (Kadına Yönelik Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesine Dair Uluslararası Sözleşme) de iç hukukumuzun düzenlenmesinde önemli bir kriter olacaktır. Bu noktada düzenlenmesi gereken bir husus da çocukların babanın soyadını almasıdır. Bu konuda da çocukların da anne ve/veya babasının soyadını ya da ortak belirlenen aile soyadını alma konusunda seçim hakkı da Medeni Kanunun 187. Maddesinin değişikliği görüşmelerinde gündeme gelecektir ve gelmelidir.

Kadının Soyadı” özellikle boşanan ailelerde anne ile çocukların soyadlarının farklı olması nedeni ile sıkıntı yaratmaktadır. Boşanan kadın, evlilikle bırakmak zorunda kaldığı soyadına tekrar geri dönerken, gerek resmi dairelerde gerek ise sosyal hayatında uzun süre zorluk yaşamakta, çalışan kadın açısından ise mesleki tanınmasının önüne önemli bir engel konulmaktadır. Sadece şekil açısından değil pratikte birçok sorunun çözümünü sağlayacak yeni yasal düzenleme bir an önce yapılarak, kişilik haklarına ve eşitliğe aykırı bu yasa maddesi uluslararası hukuk normlarına uygun şekilde düzenlenmelidir.                  
Bu değişikliğe karşı, Türk toplumunun geleneksel yapısı ve aile soyunun devamlılığının sekteye uğrayacağı konusunda dile getirilen endişeler ataerkil önyargılarımızın tezahürüdür. Kadının var olması engellenen kimliği ve kaybolan insani varlığının, tüm bu endişeler ile kıyası mümkün değildir. Toplumların yapısı eşitlik ve insan haklarından taviz vermeyi gerektirmemeli, bilakis temel insani haklar çerçevesinde toplumların yapısı değişmeli ve gelişmelidir.

Enes Yılma
z