Çiftlerin Nikahsız Birlikte Yaşayıp, Ayrılması Durumunda Maddi Tazminat Alınması

Maddi tazminat ile ilgili olarak, TMKnın 174inci maddesinde net bir şekilde; mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf ifadesine, manevi tazminat ile ilgili olarak ise boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf ifadesine yer verilmiştir. Bu doğrultuda, tazminat talebinde bulunabilecek olan kişinin de, ancak boşanmış bir kişi veya boşanma davası ikame edebilecek bir kişi olabileceği açıktır.

Boşanma olgusu ise, geçerli ve resmi bir evlilik birliğinin varlığını gerektirmektedir. TMKnın 141’inci ve 142inci19 maddelerinin birlikte değerlendirilmesi neticesinde, evlenme töreni, evlendirme dairesinde, evlendirme memurunun ve ayırt etme gücüne sahip ergin iki tanığın önünde açık olarak yapılacak ve evlendirme memurunun, evleneceklerden her birine, birbiriyle evlenmek isteyip istemedikleri sorusunu sormasının ardından, tarafların olumlu sözlü cevaplarını verdikleri anda oluşacaktır.

Bu kapsamda, Medeni Kanundaki hüküm ve şartlar çerçevesinde yapılmayan bir evliliğin Türk Kanunları kapsamında geçerli ve resmi bir evlilik olduğundan söz edilemeyecektir. Dolayısıyla, dini bir merasimle ya da sair herhangi bir başkaca şekilde birlikte yaşama olgusu, Medeni Kanun hükümleri çerçevesinde geçerli bir evlilik olarak yorumlanamayacaktır. Bununla birlikte, özellikle kırsal kesimlerde ağırlıklı olmak üzere, kadın ve erkeğin evlilik olmaksızın fiilen birlikte yaşadıkları ya da yanlız ca imam nikahı kıymak suretiyle uzun yıllar aynı çatıyı paylaştıkları da hayatın bir gerçeğini oluşturmaktadır. Bu bağlamda, imam nikahlı birlikteliklerde ya da herhangi bir dini/resmi merasim olmaksızın fiili birliktelik yaşanması durumunda, birlikteliği sona eren maddi ve manevi açıdan zarar görmüş tarafa, TMK 174 üncü madde kapsamında tazminat verilip verilemeyeceği meselesinin de incelenmesi gerekmektedir.

Kanaatimce, bu sorunun yalnızca TMK kapsamında değil, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun20 kapsamında da değerlendirilmesi gerekmektedir. Şöyle ki, 6284 sayılı Kanunun 1inci maddesinde, Kanunun amacı; şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirlere ilişkin usul ve esasların düzenlenmesi olarak belirtilmiştir. Anılan hüküm ve Kanun, yanlızca evli kişileri değil, şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan tüm kişileri kapsamına almakta ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirleri düzenlemektedir.

Keza, Kanunda sadece kadınlar koruma altına alınmamış, tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi de Kanunun amacı çerçevesinde değerlendirilmiştir. O halde, imam nikahlı olan ya da herhangi bir dini merasim olmaksızın fiilen birlikte yaşayan kişinin birlikteliğinin sona ermesi ve bu birlikteliğin bitiminin kusurlu olmayan ya da daha az kusurlu kişiyi maddi ve manevi açıdan zedelemesi durumunda, 6284 sayılı Kanuna ve haksız fiil ile ilgili hükümlere isnadla ve de diğer koşulların gerçekleşmesine bağlı olarak tazminat talebinde bulunulabileceği sonucuna ulaşabilecektir. Buna karşın, TMK madde 174 hükmü, imam nikahlı olan ya da herhangi bir dini merasim olmaksızın fiilen birlikte yaşayan kişinin birlikteliğinin sona ermesine hitap etmediğinden, hükmedilecek olası bir tazminat TMK madde 174 hükmü ile ilişkilendirilemeyecektir.