Tüketici Sözleşmelerindeki Haksız Şartlar Hakkındaki Yönetmelik ve Getirdiği Değişiklikler

28 Mayıs 2014’te mülga olarak yürürlükten kalkan eski 4700 sayılı Tüketicilerin Korunması Hakkındaki Kanun’un 5. Maddesinde yer alan “Haksız Şartlar” 6502 sayılı yeni 6502 sayılı aynı isimli Kanun’da yeninden kaleme alınmıştır. Haksız şart haline TBK’nın 27 uyarınca kısmi bir hükümsüzlük söz konusudur. Ancak bu düzenlemeden farklı olarak, sözleşmenin geri kalanının ayakta kalması, tarafların bu konudaki farazi iradelerine göre tayin edilmez. Sözleşme her halükarda bu şartlar olmaksızın geçerliliğini korur.

Üçüncü fıkra uyarınca; sözleşmedeki bir şartın belirli unsurlarının veya münferit bir hükmünün müzakere edilmiş olması, sözleşmenin kalan kısmına bu maddenin uygulanmasını engellemez. Sözleşmenin tamamı müzakere edilmelidir.

Konu hakkında 17 Haziran 2014 tarihli ve 29033 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak aynı gün yürürlüğe giren Tüketici Sözleşmelerindeki Haksız Şartlar Hakkında Yönetmelik ile aynı isimli 2003 tarihli yönetmelik de yürürlükten kalkmıştır. Yeni Yönetmelik, haksız şartların hukuki rejimi konusunda çok büyük değişiklikler getirmemekle birlikte, özellikle İdari denetim bakımından dikkat çekici yenilikler ihtiva etmektedir.

Yeni yönetmeliğin selefine göre hukuki olarak en belirgin farkı; yalnızca taraflardan birinin satıcı, sağlayıcı veya kredi veren olmasına bakmaksızın tüketici ile kurulan tüm sözleşmelerde kurulan haksız şartları iştigal alanı içerisinde addetmesidir. Bu noktada tüketici ile imzalanabilecek her türlü sözleşmede yer alan haksız şart, işbu yönetmelik tarafından değerlendirme konusu yapılabilecektir.

Beşinci maddede Kanun Koyucu bir hükmün haksız şart olarak kabul edilmesi için ilk fıkrada ek bir düzenlemeye gitmiştir. Düzenleme uyarınca; Tüketici ile kurulan sözleşmelerde yer alan bir şartın haksız şart olarak kabul edilebilmesi için; tüketiciyle müzakere edilmeden sözleşmeye dâhil edilmesi ile tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde dürüstlük kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olması unsurlarının bir arada bulunması gerekir. Ayrıca eski düzenlemeden farklı olarak 6/1 madde uyarınca, sözleşmede yer alan haksızlığın; “sözleşmenin kuruluş anına göre” dikkate alınıp değerlendirileceği özel olarak belirtilmiştir.

Haksız şartın varlığı halinde sözleşmenin akıbeti konusu yeni Yönetmelikte farklı olarak ele alınmıştır. Mülga düzenlemenin 7.maddesi uyarınca yok sayılan haksız şart hükmü olmadan da sözleşmenin ayakta kalabilmesi halinde sözleşme devam ediyorken yeni düzenleme uyarınca sözleşmenin kalan hükümleri her türlü geçerliliğini korur ve sözleşmeyi düzenleyen ticari taraf kesin olarak hükümsüz sayılan şartlar olmasaydı diğer hükümlerle sözleşmeyi yapmayacağını ileri süremeyecektir.

Eski Yönetmelik rejiminde olduğu üzere Yeni Yönetmelik ekinde de 5/4 maddesi uyarınca sınırlı olmamak ve örnek olmak kaydıyla hangi  hükümlerin haksız şartlar olacağı sayılmıştır. 17 madde eski Yönetmelikte yer alan türdeşleriyle benzer hükümleri ihtiva etmektedir.

Denetim

Yönetmelik incelemesinde ayrı bir başlık altında incelenmeyi zaruri kılan değişiklik, sözleşmelerdeki haksız şartların denetimi konusunda gerçekleşmiştir. Mülga Yönetmelikin 8.maddesi uyarınca; yasal menfaati olan kişilerin genel olarak kullanılmak üzere hazırlanmış standart sözleşmelerde yer alan haksız şartların kullanılmasının önlenmesi için dava açma hakkı tanınmışken, yeni Yönetmelik uyarınca haksız şartların denetimi Bakanlıka verilmiş ve özel bir rejim öngörülmüştür. İşbu yeni rejim uyarınca Şirketimizin gerekli aksiyonları alması büyük önem arz etmektedir.

Madde metni uyarınca;

Genel olarak kullanılmak üzere hazırlanmış tüketici sözleşmelerinde haksız şartların yer alması durumunda, bu şartların sözleşme metninden çıkarılması için sözleşmeyi düzenleyene Bakanlıkça otuz gün süre verilir.

Bakanlık gerekli gördüğü hallerde bu süreyi doksan güne kadar uzatabilir.

Haksız şart olarak tespit edilen sözleşme şartlarının, tüketiciler açısından kesin olarak hükümsüz olduğunun sözleşmeyi düzenleyen tarafından tüketicilere açık ve anlaşılır biçimde yazılı veya elektronik ortamda bildirilmesi durumunda, tespit tarihinden önce tüketicilerle kurulan ve halen geçerli olan sözleşme metinlerinden bu şartların çıkarıldığı kabul edilir.

Bakanlıkça verilen sürenin bitimine kadar, sözleşmeyi düzenleyen tarafından haksız şartların sözleşme metninden çıkarılmaması halinde, aykırılığın tespit edildiği her bir sözleşme için Kanunun 77 nci maddesi uyarınca idari para cezası uygulanır ve aykırılık tespit edildiği her bir sözleşme için 200 TL para cezasına hükmolunur.