Yoksulluk Nafakasından Feragat

Nafaka şahsa bağlı bir haktır. Bu nedenle önceden vazgeçilmesi yani feragat edilmesi kesin hüküm oluşturmaz, sonradan ayrı bir dava ile yeniden istenebilir. Boşanma davası devam ederken öne sürülen feragat beyanı ise yerleşik içtihatlarla sabit olduğu üzere feragat beyanında bulunan tarafı bağlar. “Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, anlaşarak boşanma davasında nafaka isteği olmadığını açıklayan tarafın bu beyanının, boşanma yüzünden yoksulluğa düşmesi nedeniyle açacağı yoksulluk nafakası davasında kendisini bağlayıp bağlamayacağı noktasında toplanmaktadır.

Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, bir kısım üyelerce, davacının anlaşmalı boşanma davasındaki beyanının boşanma davası devam ederken istenen tedbir nafakası yönünden hüküm ifade edeceği, yoksulluk nafakasının boşanmanın kesinleşmesinden sonraki dönüme için  olduğu, davacının feragat beyanında açıkça yoksulluk nafakası ibaresinin bulunmadığı, feragat beyanının davacıyı yoksulluk nafakası yönünden bağlamayacağı, yerel mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüş ise de Hukuk Genel Kurulu`nun çoğunluğunca bu görüşe itibar edilmemiştir.

Hukuk Genel Kurulu`nun çoğunluğunca, tarafların boşanma sırasında nihai olarak anlaştıklarını bildirdikleri ve nafaka isteğinden feragat edildiği, davacının bu beyanında açıkça yoksulluk nafakasından sözedilmemiş ise de kendisini bağlayacağı, anlaşmalı boşanmanın kesinleşmesi ile istenebilecek tek nafakanın çocuklar için iştirak nafakası olduğu, somut olayda, davacının boşanma yüzünden yoksulluğa düştüğünden bahisle nafaka isteyemeyeceği, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu benimsenmiş ve bu nedenle direnme kararının onanması gerekmiştir.

 

Yoksulluk Nafakasına İlişkin Yargıtay Kararları

• Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2013/2-231, K. 2013/1370, T. 18.9.2013

 

Davalının Boşanmak İstediğini Ayrıca Davacıdan Aylık Nafaka Talep Ettiğini Bildirdiği - Bu Beyanın Talep Edilen Nafakaların Tedbir Nafakası Olduğu Açıkça Belirtilmedikçe Boşanmadan Sonraki Yoksulluk Nafakası İsteğini de Kapsadığı:

“Somut uyuşmazlıkta davalı kadın, 10.02.2010 tarihli oturumda “...boşanmak istiyorum, ayrıca davacıdan aylık 250 TL nafaka talep ediyorum...” şeklinde beyanda bulunmuş, 03.01.2012 tarihli temyiz dilekçesinde de bu talebinin yoksulluk nafakasına ilişkin olduğunu belirtmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle davacı vekilinin 03.01.2012 tarihli temyiz dilekçesinde taleplerinin yoksulluk nafakasına ilişkin olduğunu belirtmiş olmasına göre, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır”.

 

• Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2012/3-836, K. 2013/306 T.6.3.2013

ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASINDA NAFAKA İSTEĞİ OLMADIĞININ AÇIKLANMASI ( Nafaka İsteğinden Feragat Edildiği – Sonrasında Boşanma Yüzünden Yoksulluğa Düştüğünden Bahisle Nafaka Talep Edilemeyeceği) :

 

 

“Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, bir kısım üyelerce, davacının anlaşmalı boşanma davasındaki beyanının boşanma davası devam ederken istenen tedbir nafakası yönünden hüküm ifade edeceği, yoksulluk nafakasının boşanmanın kesinleşmesinden sonraki dönüme için olduğu, davacının feragat beyanında açıkça yoksulluk nafakası ibaresinin bulunmadığı, feragat beyanının davacıyı yoksulluk nafakası yönünden bağlamayacağı, yerel mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüş ise de Hukuk Genel Kurulu’nun çoğunluğunca bu görüşe itibar edilmemiştir.

Hukuk Genel Kurulu’nun çoğunluğunca, tarafların boşanma sırasında nihai olarak anlaştıklarını bildirdikleri ve nafaka isteğinden feragat edildiği, davacının bu beyanında açıkça yoksulluk nafakasından sözedilmemiş ise de kendisini bağlayacağı, anlaşmalı boşanmanın kesinleşmesi ile istenebilecek tek nafakanın çocuklar için iştirak nafakası olduğu, somut olayda, davacının boşanma yüzünden yoksulluğa düştüğünden bahisle nafaka isteyemeyeceği, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu benimsenmiş ve bu nedenle direnme kararının onanması gerekmiştir”.

 

• Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/3096 , K. 2014/4000, T. 13.3.2014

Nafaka Alacaklısı Kadının İhtiyaçları İle Nafaka Yükümlüsü Kocanın Gelir Durumu Arasında Bir Oranlama Yaparak Taraflar Arasında Sağlanan Dengeyi Koruyarak Bir Karar Verilmesi Gerektiği:  “Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.10.1998 tarih ve 2-656-688 sayılı kararında da kabul edildiği gibi yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanları yoksul kabul etmek gerekir.

Hakim, yoksulluk nafakasının takdirinde, nafaka alacaklısı kadının ihtiyaçları ile, nafaka yükümlüsü kocanın gelir durumu arasında bir oranlama yaparak, taraflar arasında sağlanan dengeyi koruyarak bir karar vermelidir. Bu verilecek karar da TMK.nun 4.maddesi kapsamında hakkaniyete uygun olmalıdır.

Tarafların sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, yıllık ÜFE artış oranı, günün ekonomik koşulları, davacı kadının zorunlu ihtiyaçları, davacı kadına boşanma ilamından sonra babasından dolayı bağlanan aylık miktarı nazara alındığında mahkemece takdir edilen nafaka yüksektir. O halde, TMK.nun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesine göre uygun bir nafakaya hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir”.

 

• Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2013/18210, K. 2013/21830, T. 25.9.2013

Kocanın Eşine Sürekli Fiziksel Şiddet Uyguladığı/Kadının İse Koca ve Ailesine Asılsız İthamlarda Bulunduğu - Tarafların Eşit Kusurlu Olduğu/Kadın Yararına Uygun Miktarda Yoksulluk Nafakasına Hükmedileceği ve Koca Lehine Manevi Tazminata Hükmedilemeyeceği:

“1-Mahkemece davalı kadın ağır kusurlu kabul edilerek boşanmaya karar verilmiş ise de; Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden davacının eşine sürekli fiziksel şiddet uyguladığı, davalının ise kocası ve ailesine sürekli asılsız ithamlarda bulunup ağır hakaret ettiği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya neden olan olaylarda taraflar eşit derecede kusurludur. Hal böyle iken davalının ağır kusurlu kabul edilmesi doğru değil ise de, davalının davacı ile aynı oranda kusurlu olduğu gerçekleştiğine göre verilen boşanma kararı bu sebeple sonucu itibarıyla doğru olup, davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddi ile boşanmaya ilişkin hükmün gerekçesinin ( HUMK. md. 438/ son ) değiştirilmek suretiyle onanmasına karar verilmesi gerekmiş, davacının tüm, davalının ise aşağıdaki bentlerin dışında kalan sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.

2-Davalının boşanmaya neden olan olaylarda ağır kusurlu olduğu gerçekleşmediğine ve boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği de sabit olduğuna göre davalı kadın yararına uygun miktarda yoksulluk nafakasına hükmedilmesi gerekirken isteğin reddi doğru görülmemiştir.

3-Boşanmaya neden olan olaylarda taraflar eşit kusurlu olduğu halde davacı lehine Türk Medeni Kanununun 174/2. maddesi gereğince manevi tazminata hükmolunması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir”. 

• Yargıtay 2.Hukuk Dairesi, E. 2010/7938, K. 2011/9201, T. 26.5.2011

Nafaka Yükümlüsünün Kusurunun Aranmayacağı - Boşanma Yüzünden Yoksulluğa Düşecek Taraf Daha Ağır Kusurlu Olmamak Koşuluyla Diğer Taraftan Mali Gücü Oranında Süresiz Olarak Nafaka İsteyebileceği:

“Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. ( T.M.K. m. 175 ) Toplanan delillerle, boşanmaya sebep olan olaylarda davalı-davacı kadının daha ağır kusurlu olmadığı, her hangi bir geliri ve malvarlığının bulunmadığı, boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği gerçekleşmiştir. O halde, davalı-davacı kadın yararına geçimi için uygun miktarda yoksulluk nafakası takdiri gerekirken isteğin reddi doğru görülmemiştir”.