İşten Çıkarılan Gazetecilerin Hakları

Son günlerde gündemimizde oldukça fazla yer tutangazetecilerin işten çıkarılması konusunda 5953 sayılı Basın İş Kanununa tabi olarak çalışan gazetecilerin kıdem tazminatı hakları gerek kazanım koşullarıgerekse de hesaplanması bakımından 1475 sayılı İş Kanunu ve 854 sayılı Deniz İş Kanununa göre ciddi farklılıklar göstermektedir. Bu çalışmamızda öncelikle Basın İş Kanunu uyarınca gazetecinin tanımı yapılarak kıdem tazminatı hakkının sujesi belirlenecek daha sonra, çalışma hayatını düzenleyen diğer kanunlara göre ciddi farklar gösteren kıdem tazminatına hak kazanma koşulları üzerinde durulacaktır.

Son olarak Basın İş Kanunu uyarınca kıdem tazminatının hesaplanması ve ödenmesi ile ilgili açıklamalar ortaya konmaya çalışılacaktır.

I – Kıdem Tazminatı Hakkının Sujesi OlarakGazeteci

1– Basın İş Kanununa Tabi Olarak Çalışan Gazeteci

Kıdem tazminatı hakkının sujesi olan Basın İş Kanununa tabiolarak çalışan gazeteci kavramının kimleri ifade ettiğinin belirlenmesi 5953sayılı Basın İş Kanununun kapsamını belirleyen hüküm incelenerek  mümkünolacaktır:“Kanunun Şümulü” başlıklı ilk madde uyarınca Basın İş Kanunu   hükümleri Türkiye'de yayınlanan gazete ve mevkutelerle habe rve   fotoğraf ajanslarında her türlü fikir ve sanat işlerinde çalışan ve İş Kanunundaki "işçi" tarifi şümulü haricinde kalan kimselerlebunların işverenleri hakkında uygulanır (Basın İş K. m.1/I); ve kanunun kapsamındaki fikir ve sanat işlerinde ücret karşılığı çalışanlara gazetecid enir (Basın İş K. m.1/II).

Basın İş Kanununa tabi olarak çalışan bir gazeteciden sözedebilmek için öncelikle gazetecinin Türkiye'de yayınlanan gazete vemevkutelerle haber ve   fotoğraf ajanslarında çalışıyor olmasıgerekmektedir. Dolayısıyla Türk vatandaşı bile olsa yabancı basın yayınorganlarının Türkiye’de bulunan muhabirleri ya da temsilcileri Basın İş Kanunuanlamında gazeteci sayılmaz.  Ayrıca belirtmek gerekir ki gazete vemevkutelerle haber ve   fotoğraf ajansları dışında benzerikuruluşlarda çalışanların, gazeteci sayılması Basın İş Kanununda 212 sayılıKanunla yapılan değişiklikten sonra mümkün değildir.  Örneğin bilimsel yada edebi eserler yayınlayan bir yayın evinde çalışanlar Basın İş Kanunuanlamında gazeteci olarak kabul edilmeyeceklerdir.

Basın İş Kanununa tabi olarak çalışan bir gazetecinin hizmetakdine dayanarak çalışması gerektiği konusunda tereddüt etmemek gerekir. Her ne kadar Basın İş Kanununda, 1475 sayılı İş Kanununda olduğu gibi hizmetakdine dayanarak çalışmak gazeteci tanımında yer almasa bile gazetecinin ücretkarşılığında çalışan kimse olduğuna işaret eden Basın İş K. m.1/II hükmü olsun, gazetecinin iş akdinin yazılı yapılacağını belirten m.4 hükmü olsungazetecinin hizmet akdine dayanarak (hizmet ilişkisi ile) çalışan kimseolduğunu gösterir niteliktedir.

Gazeteci tanımlamasına uysalar bile, Devlet, vilayet ve belediyeler ve İktisadi Devlet Teşekkül ve müesseseleriyle sermayesininyarısından fazlası bu teşekküllere ait şirketlerde istihdam edilen memur ve hizmetliler hakkında Basın İş Kanunu  hükümleri uygulanmaz (Basın İşK.m.2). Basın İş Kanununun çıkarıldığı dönemde işçi-memur ayırımı tartışmalarının yapılıyor olması kanun koyucuyu bu tür bir hüküm koymayaitmiştir.   Bugün itibariyle, hem bu tartışma geride kalmıştır hem dedevlet personel rejiminde hizmetli tanımlamasına uyan bir   istihdamşekli bulunmamaktadır ( Bkz. 657 sK.m.4, 5). Dolayısıyla kamuda gazetecilik mesleğinde hizmet ilişkisi ile çalışılma mümkün olabilir. Kaldı ki, TRT Kanunu(m.49) uyarınca, kurumda işçi statüsünde istihdam mümkün olmamasına rağmen,Yargıtay Kıdem tazminatı ile ilgili bir davada TRT’de geçen hizmetin hangistatüde olduğunun araştırılmasının gerekli olduğu yönünde hüküm kurmuştur. Yargıtay’ın kararı salt Kamuda çalışmanın, Basın İş Kanunu kapsamı dışındasayılmak için yeterli olmadığı, kamuda hizmet ilişkisi ile çalışanların Basın İş Kanununa tabi olabilecekleri şeklinde yorumlanmaya açıktır.  Kanımızca dabu yorum şu an yürürlükte olan mevzuat açısından bakıldığında yerindegörülebilecek niteliktedir.

Basın İş Kanunu kapsamında bir gazeteciden söz edebilmekiçin gereken bir diğer unsur da hizmet akdi ile çalışan bir kimsenin gazetecilikleilgili bir fikir ve sanat işinde çalışıyor olması gereğidir.  Bubağlamda yazar, muhabir, fotoğrafçı, redaktör, karikatürist, çevirmen, editörve yazı işleri müdürleri gibi kimseler  hizmet ilişkisi ileçalıştıkları ölçüde ve  gazetecilikle ilgili bir fikir ve sanat işi yapmalarıitibarı ile Basın İş Kanunu anlamında gazeteci olarak kabul göreceklerdir. Bubağlamda gazete idare müdürlerinin Basın İş Kanunu kapsamında olup olmadıklarıkonusunda duraksamalar olabilir. Ancak Doktrindeki baskın görüş gazete idaremüdürlerinin gazetecilikle ilgili olmayan bir fikir işi yaptıkları vedolayısıyla Basın İş Kanunu kapsamına girmedikleri yönündedir.

Gazeteci aksine bir sözleşme hükmü bulunmadıkça çalışmasınıtek işverene hasretmek zorunda değildir. Gerçekten de Basın İş K. m.13/I hükmüuyarınca gazeteci işverenle yaptığı mukavelede aksi zikredilmediği takdirdedışarıda, basınla alakası olsun veya olmasın, başka iş tutmakta serbesttir.Bununla birlikte aynı hüküm, Basın İş Kanunu kapsamında bir gazeteciden sözedebilmek için aranacak unsurlardan biri olduğu ileri sürülen gazetecilikmesleğinin başlıca geçim kaynağı olarak seçilmesi  gerektiği konusundadoktrinde farklı fikirlerin ileri sürülmesine neden olmuştur. Kanımızca, “gazetecilikmesleğinin başlıca geçim kaynağı olarak seçilmesi” ile kastedilen gazeteciliğinmeslek olarak benimsenmiş olmasıdır.  Kaldı  ki, Basın İş K. m. 13/Iifadesinden de asıl meslek olarak gazeteciliğin ön planda olduğuanlaşılmaktadır.  Gazeteci ile işvereni arasındaki sözleşmeye hükümkonularak gazetecinin, basınla alakası olsun veya olmasın, bir iş tutmasınınengellenebilmesine olanak tanınması, asıl meslek olarak gazeteciliğin benimsenmesigereğini ortaya koyar niteliktedir.

Üzerinde durulması gereken bir diğer nokta, Basın İş K.m.1/I’de yer alan ve İş Kanunundaki "işçi" tarifi şümulü haricindekalan kimselere Basın İş Kanununun uygulanacağını belirten hükümdür.  5953sayılı Basın İş Kanunu, 3008 sayılı eski İş Kanunu döneminde yürürlüğe girenbir kanundur.  3008 sayılı kanun uyarınca kapsam dışında bırakılan fikrençalışanlardan (3008 sK.m.1) gazetecilik mesleğinde çalışanları, Basın İş Kanunukapsamına almayı hedeflemiştir.  Bugün yürürlükte olan 1475 sayılı İşKanunu beden ve fikir işçisi ayrımı yapmamaktadır.

Son olarak stajyer gazeteci kavramının açıklanması özelliklekıdem tazminatı hakkının kazanımı açısından önem arz etmektedir. Stajyergazeteci kavramı, mesleki öğrenimin bir parçası olarak staj yapan öğrenciyideğil mesleğe ilk girişte deneme süresi içinde olan gazeteciyi ifade eder(Basın İş K.m.10/I).  Bu deneme süresi sadece mesleğe ilkgirişte    söz konusu olacak gazeteci işyeri değiştirdiğindetekrar deneme süresine tabi tutulamayacaktır.

2– Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun Uyarınca Basınİş Kanununa Tabi Olarak Çalışanlar

3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve YayınlarıHakkında Kanun, dünyadaki genel eğilime uygun olarak radyo ve televizyonkuruluşlarının haberle ilgili birimlerinde çalışanların da Basın İş Kanununatabi olacakları hükmünü getirerek radyo ve televizyon habercilerini de gazetecitanımına dahil etmiştir. Ancak “haberle ilgili birimlerde çalışanlar” deyimiile Kanunun sadece haber dairesinde çalışanları mı yoksa daha geniş bir kitleyiifade eden haberle ilgili yan uğraşları meslek edinenleri de mi kastettiğitartışmaya açıktır.

II– Kıdem Tazminatının Kazanılma Koşulları

1– Hizmet Akdinin Kıdeme Hak Kazandıracak Şekillerde Sona Ermesi

Basın İş Kanunu kapsamındaki bir  gazetecinin kıdemtazminatına hak kazan bilmesi için hizmet akdinin belirli şekillerde sonaermesi gerekmektedir.  Ne var ki sözünü ettiğimiz sona eme şekillerinisaptamak Kanunun kötü ifadesi ve sistematiği karşısında zorlaşmakta vedoktrinde de farklı görüşlerin ileri sürülmesine neden olmaktadır.

Basın İş Kanununda gazetecinin kıdem tazminatı hakkıkazanacağı durumlardan en açık biçimde ifade edilmiş olanı hizmet akdininişveren tarafından ihbar öneli verilerek feshedilmesidir. Gerçekten de Basın İş Kanununun “Akdin İşveren Tarafından Feshi ve Kıdem Tazminatı” başlıklı6. maddesi uyarınca  hizmet  münasebeti bir veya müteaddit mukaveleyeistinaden fasılasız olarak en az beş  yıl sürmüş olan gazetecinin işineson verilmesi yapılacak yazılı ihbardan itibaren üç ay geçtikten sonra muteberolur. Beş seneden az hizmeti olanlar için bu  ihbar müddeti bir aydır(Basın İş K.m.6/IV) . İşine bu hükümlere göre son verilen gazeteciye feshiihbar edilen mukavelenin taallük ettiği her hizmet yılı veya küsuru için, sonaylığı esas ittihaz olunmak suretiyle her yıl için bir aylık ücreti miktarındatazminat verilir (Basın İş K.m.6/VII).  İşverenin önel sürelerine uyupuymaması kıdem tazminatı hakkının kazanımı açısından önem taşımaz.

Bundan başka Basın İş Kanunu,  mevkutenin veçhe vekarakterinde gazeteci için şeref veya şöhretini veya umumiyetle manevimenfaatlerini ihlal edici bir vaziyet ihdas edecek şekilde bariz bir değişiklikvukuu halinde, gazeteciye hizmet akdini önel vermeksizin derhal fesih hakkıtanımış (BasınİşK.m.11/I); ve hizmet akdini bu şekilde feshedengazeteciye  , işverenin kusuru neticesinde iş akdini feshetmiş olsa idi nemiktar tazminat alacak idiyse, o miktar tazminat isteme hakkını vermiştir(BasınİşK.m.11/II).  Doktrindeki baskın görüş gazetecinin isteyeceğitazminatın kıdem tazminatı olması gerektiği yönündedir.

Basın İş Kanunu vicdan hükmü olarak da nitelenen m.11hükmünden başka haklı nedenle derhal fesih düzenlemesine yer vermemiştir. Bu nedenle Basın İş Kanununa tabi bir hizmet akdinin m.11’deki mevkutenin veçheve karakterinde gazeteci için şeref veya şöhretini veya umumiyetle manevimenfaatlerini ihlal edici bir vaziyet ihdas edecek şekilde bariz bir değişiklikvukuu dışında haklı bir nedenle feshi söz konusu olduğunda, söz konusunedenlerin neler olduğu ve bu tür bir feshe bağlanacak sonuçlar doktrindetartışmalıdır.   Kanımızca, Basın İş Kanunu ile özel norm genelnorm ilişkisi içinde olan kanun Borçlar Kanunudur.  Dolayısıyla Basın İşKanununda hüküm bulunmaması durumunda genel hüküm olan Borçlar kanunu hükümleriuygulanmak gerekir.  Haklı nedenler 1475 sayılı İş Kanununda sıralananlardeğil BK.m.344 uyarınca hakimin takdir edeceği nedenlerdir.  Ayrıca budurumda hükmedilecek tazminatın kanunda açık bir düzenleme bulunmadığı da gözönünde tutularak kıdem tazminatı olarak nitelendirilmesinin güç olduğu düşüncesindeyiz.Ne var ki BK.345 uyarınca tazminata hükmedecek olan hakimin tazminat miktarınınbelirlenmesi noktasında bireysel iş hukukunda en ayrıntılı ve güncel hükümleresahip olan 1475 sayılı İş Kanunu hükümlerinden yararlanması yönünde bir engelbulunmamaktadır.

Bunların dışında hizmet akdi, işveren tarafından,vazifesinin ifasıyla ilgili hususlarda gazetecinin bilerek veya ağırbir   ihmali neticesi olarak mevkutenin itibar veya şöhretine halelverecek fiil ve  harekette bulunması durumunda (BasınİşK.m.11/III) ya da başka haklı nedenlerle feshedildiğinde; İşçi tarafından nedensizolarak ve önel verilerek feshedildiğinde (BasınİşK.m.7), ya da belirlisüreli sözleşmelerde süre bitimiyle sözleşmenin son bulmasında kıdemtazminatı söz konusu olmayacaktır.

Basın İş Kanunu, hizmet akdinin yukarıda açıklamayaçalıştığımız sona erme şekilleri dışında gazetecinin ölümü ile sona ermesi vealtı aydan uzun süren hastalığı durumunda işveren tarafından fesih durumlarındada 6tazminat ödenmesini öngörmektedir. Gazetecinin ölümü sebebiyle iş akdininsona ermesi halinde, eşi ve çocuklarına ve bunlar bulunmadığı takdirde geçimikendisine terettüp eden ailesi efradına müteveffanın aylık ücretinin üçmislinden az olmamak üzere, kıdem hakkı tutarında ölüm tazminatı verilir(BasınİşK.m.18). Bu durumda ödenen tazminatın kıdem tazminatı olup olmadığıtartışmalıdır. Ancak, gerek madde başlığının açık şekilde “Ölüm Tazminatı”olarak düzenlenmesi, gerekse de kıdem tazminatı için aranan şartlarınaranmaması söz konusu tazminatın Basın İş Kanununa özgü bir tazminat olduğuyönünde düşünmeyi kolaylaştırmaktadır. Nitekim madde metninde de kıdemtazminatından değil kıdem hakkı tutarında bir tazminattan söz edilmektedir.

Basın İş Kanununda tazminat ödenmesini öngören bir diğerdurum da gazetecinin hastalığının uzun sürmesi durumunda işveren tarafındanakdin feshidir. Gerçekten de  gazetecinin hastalığın altı aydan fazlauzaması halinde işveren tarafından tazminat verilmek  suretiyle akdinfeshi cihetine gidilebilir (BasınİşK.m.12/I). Bu durumda ödenecek tazminatınniteliği ve hesaplanması konusunda kanunda hiçbir açıklık bulunmamaktadır. Budurumda da tazminatın miktarının belirlenmesi konusunda yol gösterici nitelikteolan hükümlerin İş Kanunu hükümleri olduğu ve verilecek tazminatın gazetecininkıdemi ile ilişkilendirilmesinin yerinde olacağı düşüncesindeyiz.

Son olarak Basın İş Kanununun kıdem tazminatına ilişkin olanhükümlerinin İş Kanunundan farklı olarak mutlak değil, nispi emredici nitelikteolduğunu; dolayısıyla kıdem tazminatının kazanılması konusunda, Kanundatanınandan ileri haklar tanıyan gazeteci lehine hükümlerin hizmet akitlerinde veyatoplu iş sözleşmelerinde  yer alabileceğini hatırlatalım.

2– Beş Yıllık Çalışma Koşulu

Meslekte en az beş yıl çalışmış olan gazetecilere kıdemhakkı tanınır.   Kıdem hakkı gazetecinin mesleğe ilk giriş tarihindenitibaren hesaplanır.     Akdin feshi halinde gazeteci, busüreye göre hesaplanacak tazminatı almaya hak kazanır(BasınİşK.m.6/I,II,III).  Beş yılın aynı veya farklı işyerlerindegeçirilmiş olması önemli değildir.  Hemen hatırlatalım ki Basın İş Kanunuhükümlerinin nispi emredici nitelikleri nedeni ile gazeteci lehinesözleşmede  beş yıllık süreden daha kısa bir sürenin kıdem hakkıkazanılması için yeterli olacağı kararlaştırılabilir.

Mesleğe ilk giriş ve kıdemin devamının belirlenmesiaçısından Başbakanlık Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’ndekigazetecilere özgü sicildeki kayıtlar  esas alınır. Beş yıllık süreninhesaplanmasında stajyerlik (deneme) süresi de dahil edilir.  Kıdemin sonuise hizmet akdinin son bulduğu andır. Önelli fesihlerde önel süresi kıdemedahildir. Ancak grev ve lokavtta geçen sürelerin kıdemin hesaplanmasındadüşülmesi gerekmektedir (TİSGLK m.42/V).

Bir defa kıdem tazminatı alan gazetecininkıdemi, yeni işine girişinden itibaren hesaplanır. Ancak, buna aykırı olarakişverenle gazeteci arasında yapılacak mukavele muteberdir (BasınİşK.m.6/VIII).Bu noktada, duraksamaya neden olabilecek bir durum, kıdem koşullarını yerinegetirerek ve kıdem tazminatı alarak işinden ayrılan bir gazetecinin, bu tür birsözleşme şartı da yoksa kıdeme hak kazanmak için tekrar beş yıllık çalışmasınıngerekli olup olmadığıdır.  Doktrinde, bu durumdaki bir gazetecinin tekrarbeş yıl çalışmak zorunda olmadığını, bir kere beş yıllık çalışma koşulunuyerine getiren gazetecinin  diğer koşullar gerçekleşirse o işyerindeçalıştığı süre için kıdem tazminatına hak kazanacağı ileri sürülmektedir.  Kanımızca,maddenin açık ifadesi karşısında bu tür bir sonuca varmak zordur. Kıdemtazminatına hak kazanmak için gazetecinin beş yıllık dönemleri beklemek zorundaoluşunun, özellikle İş Kanununa tabi çalışanlarla arasında yarattığıdengesizliğin giderilmesinin Basın İş Kanununun revize edilmesi ve o tarihekadar toplu iş sözleşmeleri ya da  hizmet akitlerine konacak gazetecilehine hükümlerle mümkün olduğu düşüncesindeyiz.

III– Kıdem Tazminatının Hesaplanması Ve Ödenmesi

Hizmet akdi kıdeme hak kazanacak şekilde son bulangazeteciye  feshedilen  mukavelenin taallük ettiği her hizmet yılıveya küsuru için, son aylığı esas ittihaz olunmak suretiyle her yıl için biraylık ücreti miktarında tazminat verilir. Ancak, yıllık hizmetin altı aydan azkısmı nazara alınmaz (BasınİşK.m.6/II).  Ancak altı aydan az olanküsuratların da hesaba katılması yönünde anlaşma yapmak mümkündür.

Gazetecinin kıdem tazminatı hakkının kazanımı için aranan beş yıllık çalışmayı aynı işyerinde gerçekleştirmesi şart olmadığından,ödemeyi son işveren, diğer işyerlerinde yapılan çalışmalar da hesaba katılarakyapacaktır. Kanunda daha önce çalışılan işyerlerinin işverenlerine ödemeyiyapan işverenin rücuu hakkında bir hüküm bulunmamakta ve bu adaletsiz durumdoktrinde eleştirilmektedir.

Kıdem tazminatı gazetecinin çıplak brüt ücreti üzerindenhesaplanacaktır.  Basın İş Kanununda kıdem tazminatı için bir tavanöngörülmemiş; ancak gazetecinin 24 aylık ücretinden fazlaya tekabül eden kıdemtazminatı miktarı gelir vergisine tabi tutulmuştur (GVK m.25/VII).

Kıdem tazminatı bir defada ve derhal ödenmelidir.Ancak İşverenin maddi imkansızlık sebebiyle gazetecinin tazminatını bir defadaödeyememesi halinde, tediye en çok dört taksitte yapılır ve bu taksitlerintamamının süresi bir yılı geçemez. Ancak, bu bölünme o iş yerinin malivergisini tahakkuk ettiren maliye şubesinin, müessesenin zarar etmekte olduğukararı üzerine yapılabilir (BasınİşK.m.6/IX).

Kıdem tazminatı ücret olarak nitelendirilemeyeceğinden 10yıllık zaman aşımı süresine tabi olacaktır (BK.m.125). Zamanında ödenmeyenkıdem tazminatı için Basın İş Kanununda özel bir faiz oranı belirtilmemişolduğundan yasal faiz uygulanmak gerekir.

Sonuç

İşçi tanımlamasını bedeni çalışmanın fikri çalışmaya üstünolmasına bağlayan  1936 tarihli 3008 sayılı İş Kanununun yürürlükte olduğudönemde çıkarılmış olan 5953 sayılı Basın İş Kanunu, bugün için diğer İşKanunları kapsamındaki işçiler ile gazeteciler arasında kıdem hakkınınkazanılması açısından ciddi farklar içermektedir.

Kıdem tazminatına hak kazanılması için, diğer İşKanunlarından farklı olarak değişik işyerlerinde de olsa beş yıllık kıdemin aranmasıve bu tazminatın tamamını ödeyecek olan işverenin, gazetecinin son çalıştığıişyerindeki (örn:gazete) işveren olması, düzenlemenin hem gazeteci hem deişveren açısından adaletli olup olmadığı noktasında tartışmaya açıkniteliktedir.

Özellikle hizmet akdinin derhal feshi için Basın İşKanununda sıralanan  nedenlere (BasınİşK.m.11) veya başka haklı nedenleredayanılarak  yapılacak fesihlerde ödenecek tazminatın niteliği vehesaplaması hakkında kanunda hüküm bulunmaması, Basın İş Kanununun yorum ve uygulamasındaciddi problemler doğurur niteliktedir.  Ayrıca  kanunda öngörülenkıdem tazminatı ve hizmet akdi son bulmasına bağlanan diğer tazminatlarhakkında hem nitelikleri hem de hesaplanmaları ve ödenmeleri konusundadoktrinde bir görüş birliğinden söz etmek de güçtür.

Her ne kadar Basın İş Kanununun kıdem tazminatına ilişkinhükümlerinin nispi emredici niteliklerinden yararlanılarak Kanundakiboşlukların ve duraksamaya  neden olan hükümlerin, sözleşmeler yolu iledüzeltilme olanağı bulunsa da,kanımızca bu, Basın İş Kanununun, özelliklede kıdem tazminatına ve hizmet akdinin taraflarının haklı nedenle feshineilişkin bölümlerinin,  tekrar ele alınması gerektiği gerçeğinideğiştirmemektedir