Savunma Dokunulmazlığı

Son yıllarda yaşadığımız olayların gidişatı bütün hukuki sorunları bir domino etkisi yaratırcasına su yüzüne çıkarmaktadır.
Haksız tutuklamalar ,kolluk kuvvetlerinin aşırı güç kullanımı,erkler ayrılığının yeterince uygulanmaması,faili meçhul cinayetler demokratik hukuk devletine olan güvenin sarsılmasına neden olmuştur.Savcı Mehmet Selim Kiraz’ın Türkiye’nin en korunaklı olduğu söylenen Çağlayan Adliyesinde öldürülmesi ile tartışılmaya başlanan avukatların üstlerinin aranması konusu da bu sorunlara bir yenisinin daha  eklenmesine sebep olmuştur.Avukatlık Kanunu; sadece ağır cezalık bir suç ve suçüstü halinde avukatların üstlerinin aranması gerektiğini 58.madde de belirtmişken yasayı çiğnercesine avukatların adliye girişlerinde üst aramasına maruz kalmaları  bir kez daha yasaların hiçe sayıldığının göstergesidir.
    


Öncelikle konunun daha iyi anlaşılabilmesi için madde 58/1’e bakmak gerekmektedir..
”….Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren bir suçtan dolayı suçüstü hali dışında avukatın üzeri aranamaz.”
Yani avukat ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren bir suç işlese bile suçüstü hali yoksa üzeri aranamayacaktır.
Suçüstü hali olsa bile isnat edilen suç ağır cezalık değilse avukatın üzerinin aranması yine mümkün olmayacaktır..İlk bakışta bu yasaların avukatlara ayrıcalık olarak tanındığı düşünülebilir.Ancak asıl amaç müvekkilin haklarını korumaktır.

Kolluk kuvvetleri tarafından mağdur edilen müvekkilini savunan bir avukatın yine kolluk kuvvetleri tarafından uygunsuz bir biçimde aranması kabul edilebilir bir durum değildir.. Çünkü avukatlar mesleklerinin niteliği gereği kimsenin görmemesi gereken deliller taşıyor olabilirler. Böyle bir arama davanın seyrini değiştirecek çok önemli delillerin 3.kişilerin eline geçmesine neden olabilir. Veyahut avukatın o sırada yanında bulunan belgelerde müvekkilin kişisel,ailevi,ekonomik sırları olabilir. Böyle bir arama avukat müvekkil arasındaki sır saklama ve sadakat yükümlülüğüne zarar verebilir. Velhasıl bu yasağın makul ve anlaşılır nedenlerinin olduğunu görmekle birlikte bu yasağın avukatlara ayrıcalık olarak verilmediğini savunma makamının görevini en iyi şekilde icra etmesi için getirildiğini görmekteyiz.



Ancak müvekkil-avukat arasındaki gizlilik kadar adliyelerin güvenliğinin sağlanması da önemli bir konudur.Bu güvenliğin sağlanması üst araması gibi avukat-müvekkil arasındaki gizliliği bozacak şekilde değil farklı uygulamalarla sağlanmalıdır.Akılı çipler, x-ray cihazları yapılacak güvenlik uygulamalarından birkaçıdır.    Fakat unutulmamalıdır ki bu uygulamaların sadece avukatlar için geçerli olması avukatların toplum nezdinde itibarsızlaştırılmasına neden olabileceği gibi potansiyel suçlu olarak görülmelerine de yol açar. Avukatlar, hakimler ve savcılarla birlikte yargının kurucu unsurlarıdır. Avukatlar güvenlik kontrolünden geçeceklerse yargının diğer iki parçası olan iddia ve yargılama makamının da aynı şekilde kontrolden geçmesi gerekir.    

Avukatlar bağımsız savunmayı temsil ederler. Onlar hak arama özgürlüğünün,demokratik hukuk devletinin,hukuk güvenliğinin bekçileridir. Savunma makamının zaten güçsüz olduğu  ülkemizde  bu yasak kalkarsa savunma ve diğer makamlar arasındaki eşitsizlik bir hayli büyücektir.Bir kamu görevi olan avukatlık bu kadar değersizleştirilmemelidir.