Başkanlık Sistemi Nedir?

Haziran 2015 seçimlerinin yaklaşmasıyla geçtiğimiz yıllarda da gündemde olan başkanlık sistemi tartışmaları yeniden alevlendi. Bir kesim parlamenter sistemin yerine başkanlık sistemi isteğini yinelerken, karşıt görüşte olanlar ise başkanlık sisteminin Türkiye gibi demokrasi geleneği ve demokratik kurumsal yapıları oturmamış ülkelere uygulanamayacağını öne sürüyorlar.

Peki başkanlık sistemi gerçekte tam olarak nedir?


Öncelikle başkanlık sistemi, sert kuvvetler ayrımına dayanan bir hükümet sistemidir. Bu sistemin iki temel unsuru vardır. Bunlar asli ve tali unsurlardır. Bir hükümet sisteminin başkanlık sistemi olarak kabul edilebilmesi için gereken unsurlar asli unsurlardır. Asli unsurlar ise üç başlığa ayrılmaktadır:

  • İlk olarak bu sistemde “Yürütme erki tektir.”  Yürütme yetkisini doğrudan veya dolaylı olarak halk tarafından seçilen başkan tek başına kullanır. Yürütme gücünü tek başına elinde tutan başkanın, danışmanları bulunmaktadır. Bu danışmanlar hükümet üyeleridir. Başkan tarafından atanır ve azledilirler. Ve sadece başkana karşı sorumludurlar.
  • İkinci asli unsur ise “Kuvvetler Ayrılığı”dır. Yani yasama ve yürütme tam olarak birbirinden bağımsızdır. Seçimleri ayrı ayrı yapılır. Milletvekilleri ayrı başkan ayrı seçilir. Yasama ve yürütme birbirlerinin işlerine karışamazlar. Yasama organı yasaları hazırlar, bunların uygulanmasına karışamaz;yürütme ise bu yasaların uygulanmasını sağlar,hazırlanmasına katılamaz.
  • Üçüncü asli unsur ise “Başkan, yasamanın güvenine dayanmaz.” Yani  başkan  parlamenter sistemdeki gibi yasama organı tarafından güvensizlik oyuyla görevden alınamayacağı için görev süresi boyunca görevde kalacaktır. Bunun tek istisnası; başkanın suç işlemesi durumudur. Böyle bir durumda meclis, başkanı yargılayabilir, görevden alabilir. Buna ımpeachment yani meclis soruşturması denir. 
Eğer bir sistemde yukarıda sayılan unsurlar varsa sistem başkanlık sistemi olarak kabul edilecektir. Bunlar başkanlık sisteminin vazgeçilmez unsurlarıdır.


Ama bir de değişebilen, gözden çıkarılabilen ya da uygulanıp uygulanmasa da sistemin adının başkanlık sistemi olmasını etkilemeyen unsurlar vardır. Bunlar ise tali unsurlardır. Tali unsurlar da üç ana başlık altında incelenmektedir.
  • Birinci olarak; “Başkan yasama organını feshedemez.” Nasıl ki yasama organı güvensizlik oyuyla başkanı görevden alamıyorsa başkanda yasama organını feshedemez.
  • İkinci tali unsur ise “Aynı kişi hem yürütmede, hem yasamada görev alamaz.” Başkan seçilen kişi yasama organında görevliyse başkan seçildikten sonra bu görevinden istifa etmelidir. Yine başkan danışmanlarını atarken bu danışmanlarını yasama organının dışından seçmelidir.  
  • Üçüncü ve son olarak “Başkan yasama organının çalışmasına katılamaz.” Yani başkanın kanun teklif etme, yasama organının toplantılarına katılıp görüş bildirme yetkisi yoktur.
Bu sistemden yasama ve yürütmenin birbirinden bağımsız olduğu anlaşılsa da sürekli iletişim halinde oldukları unutulmamalıdır. Örneğin, yürütme organının bütçeyi hazırlama, bakanları atama yetkisi vardır. Ancak bütçenin yürürlüğe girmesi, bakanların atamalarının yapılması yasamanın onayına bağlıdır. Buna karşılık başkanın da yasamanın kabul ettiği kanunları veto yetkisi vardır. Sonuç olarak yasama ve yürütmenin işbirliği yapması ve uyum içinde hareket etmeleri gereklidir.    

Başkanlık sisteminde  başkanın doğrudan halk tarafından seçilmesi,başkanın görev süresi boyunca görevden alınamaması,yönetimin tek kişinin elinde olması dolayısıyla hesap sorulabilirlik durumunun kolay olması,seçmenin oy kullanırken oy verdiği adayın kazanması halinde kimin yönetimi eline alacağını bilmesi  daha istikrarlı, güçlü, demokratik bir yönetim yaratır.

Ancak çatışma anında yasama ve yürütmenin birbirlerini fesh edememeleri,başkanın görev süresi boyunca görevde kalması,yasamanında yürütmeninde halk tarafından seçilmesi dolayısıyla ikisininde meşruluk iddiasında bulunma ihtimali siyasal kutuplaşmaları, rejim krizlerini, katı bir sistemi de beraberinde getirebilir. Misal, başkan kanun teklifinde bulunamaz ancak başkan mecliste çoğunluğa sahipse istediği kanunu çıkartabilir. Veya tam tersi olarak meclisle zıt görüş içinde olan bir başkan politikalarını uygulamak için gerekli olan kanunları çıkaramaz. Bu iki durumda sistemde tıkanmaya yol açacaktır. Bu tıkanmaların yaşandığı ülkelerde karışıklık genellikle askeri darbelerle çözülmeye çalışılmıştır.

Bu ülkelerde uygulanan başkanlık sisteminin ABD’deki gibi iyi bir şekilde işleyememesinin sebebi demokratik olgunluğa erişememeleridir. ABD’ye baktığımız zaman demokrasi kültürünün yerleştiğini ve yargının oluşan tıkanmalarda kilit nokta olduğunu görüyoruz. Aslında bu sistemin istikrarlı bir şekilde ilerlemesi için yargının bağımsız ve tarafsız olması gerekir. Türkiye’de ancak kuvvetler ayrımı çok iyi bir şekilde kurulduğunda bu sistem düzgün bir şekilde işleyecektir. Aksi halde diğer birçok ülkede olduğu gibi tek adamlığa ve otoriterleşmeye neden olacaktır.

Başkanlık sisteminde  başkanın doğrudan halk tarafından seçilmesi,başkanın görev süresi boyunca görevden alınamaması,yönetimin tek kişinin elinde olması dolayısıyla hesap sorulabilirlik durumunun kolay olması,seçmenin oy kullanırken oy verdiği adayın kazanması halinde kimin yönetimi eline alacağını bilmesi  daha istikrarlı, güçlü, demokratik bir yönetim yaratır.
Ancak çatışma anında yasama ve yürütmenin birbirlerini fesh edememeleri,başkanın görev süresi boyunca görevde kalması,yasamanında yürütmeninde halk tarafından seçilmesi dolayısıyla ikisininde meşruluk iddiasında bulunma ihtimali siyasal kutuplaşmaları, rejim krizlerini, katı bir sistemi de beraberinde getirebilir. Misal, başkan kanun teklifinde bulunamaz ancak başkan mecliste çoğunluğa sahipse istediği kanunu çıkartabilir. Veya tam tersi olarak meclisle zıt görüş içinde olan bir başkan politikalarını uygulamak için gerekli olan kanunları çıkaramaz. Bu iki durumda sistemde tıkanmaya yol açacaktır. Bu tıkanmaların yaşandığı ülkelerde karışıklık genellikle askeri darbelerle çözülmeye çalışılmıştır.
Bu ülkelerde uygulanan başkanlık sisteminin ABD’deki gibi iyi bir şekilde işleyememesinin sebebi demokratik olgunluğa erişememeleridir. ABD’ye baktığımız zaman demokrasi kültürünün yerleştiğini ve yargının oluşan tıkanmalarda kilit nokta olduğunu görüyoruz. Aslında bu sistemin istikrarlı bir şekilde ilerlemesi için yargının bağımsız ve tarafsız olması gerekir. Türkiye’de ancak kuvvetler ayrımı çok iyi bir şekilde kurulduğunda bu sistem düzgün bir şekilde işleyecektir. Aksi halde diğer birçok ülkede olduğu gibi tek adamlığa ve otoriterleşmeye neden olacaktır.

Kaynak: Gözler,Kemal,Anayasa Hukukuna Giriş,Bursa 2013,s. 82-89.