İzin Ücretinden SGK Primi Kesilmeli Midir?

Bilindiği gibi sosyal güvenlik sistemimizde bulunan kısa ve uzun vadeli sigortalar ile genel sağlık sigortası ödemelerinin gerçekleştirilmesi için bir işyerinde zorunlu sigortalı olarak çalışan işçiler sosyal güvenlik kurumuna prim ödemekle yükümlüdürler ( 5510 Sayılı Yasa 79/1 ) Bu ödenen primlerin sonucu olarak zamanı geldiğinde işçi emekli olur ve kurumdan yaşlılık aylığı almaya başlar. İşçiye kurum tarafından yaşlılık aylığı adı altında ödenen bu aylık, uzun yıllar çalışmasından dolayı yıpranmasının sonucu olarak işçiye ödenir.

Kuruma ödenen primlerin bir başka sonucu da iş kazası veya işyeri hastalığı sonucunda maddi zarara uğrayan işçiye ya da kanuni hak sahiplerine kurum tarafından ödemeler yapılmasıdır. Bu nedenle işçinin kuruma sigorta primi ödemesi için öncelikle fiili çalışmasının gerçekleşmesi gerekir.


Zira, fiili çalışması olmayan ve yıpranması gerçekleşmeyen işçinin yaşlılık aylığı bakımından sigortalılığından söz edilemeyeceği gibi, fiili çalışma olmayan işçinin iş kazası geçirip kurumdan yardım alması da mümkün değildir. Örneğin işçinin normal çalışmasının yanında “Fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil” gibi ilave çalışmalarının gerçekleşmesi halinde bu çalışmaları için işçiye ödenen ücretlerden de sigorta primi kesilir.

Bu son derece normal bir durumdur. Zira bahsini ettiğimiz “Fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil” gibi fiili çalışmalar işçinin yıpranmasına yol açar; bu nedenle söz konusu çalışmalar işçinin emekliliği bakımından sosyal güvenlik sistemine yansıtılır. İş Kanunu hükümlerine göre yıllık ücretli iznini kullanan ve izin süresinde fiilen çalışmayan işçiye ödenen ücretten sigorta primi kesilip kesilmeyeceği zaman zaman tartışmalara konu olmuştur. Kanunun getirmiş olduğu sisteme göre bu konunun ikili ayırım halinde incelenip değerlendirilmesi gerekmektedir:

 

I. İşçi İşyerinde Çalışıyorsa

Bir işyerinde çalışmakta olan işçi, İş Kanunu hükümlerine göre yılın belirli günlerinde yıllık izin kullanır ve bu izin sürelerinde işyerinde fiilen çalışması gerçekleşmez. Ancak, bu şekilde yıllık iznini kullanan işçiye işyerinde fiilen çalışması gerçekleşmese de sanki işyerinde fiilen çalışıyormuş gibi ücret ödenir. (İş K. 53 ) Bu nedenle de İş Kanunu hükümlerine göre işçinin kullandığı izine “yıllık ücretli izin “adı verilir. İş Kanununun 61. maddesinde: “Sigortalılara yıllık ücretli izin süresi için ödenecek ücretler üzerinden iş kazaları ile meslek hastalıkları primleri hariç, diğer sigorta primlerinin, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunundaki esaslar çerçevesinde işçi ve işverenler yönünden ödenmesine devam olunur” Hükmü bulunmaktadır. Bu hükme göre bir işyerinde çalışan işçinin İş Kanunu gereğince kullandığı yıllık izin süresi için işverenin ödeyeceği ücretten de sigorta primi kesilmesi gerekeceği anlaşılmaktadır. İşyerlerindeki uygulamalar da bu doğrultuda olup, bir çok işletmede düzenlenen aylık bordrolarda işçinin yıllık izin süresi ayrıca belirtilmek suretiyle sigorta primi kesintisi gerçekleştirilmektedir.

Durum böyle olunca, bir işyerinde çalışmakta olan işçinin yıllık izine çıkması halinde kendisine ödenen ücretten sigorta primi kesilmesi gerekeceği tartışmasızdır.

 

II. İşçi İşyerinde Çalışmıyorsa

 

Bilindiği gibi, bir işyerinde çalışmakta olan işçiye İş Kanunu uyarınca verilmesi gereken yıllık izinler verilmemişse, hizmet akdinin sona ermesi halinde işçi kullanmadığı izinlerinin karşılığı olan ücretleri işverenden talep edebilecektir. (İş K. 59) Bir diğer deyişle, bir işyerinde çalışmakta olan işçi hizmet akdi sona ermedikçe hak kazanıp da kullanmadığı yıllık izin sürelerinin ücretlerini işverenden talep edemez. Az yukarda belirtildiği gibi hizmet akdinin sona ermesiyle hak kazanılıp da kullanılmamış olan izin sürelelerinin bedeli para alacağına dönüşür ve işverenden istenilebilir hale gelir. Kararlılık kazanmış olan Yargıtay uygulaması da bu doğrultudadır.

 

Buradaki ücret kavramı işçinin fiilen çalışmasının karşılığı kendisine ödenen ücret değildir.Buradaki ücret, işçinin işyerinde çalıştığı esnada yıllık izine çıkarılmamış olmasından dolayı hak kazanılmış olan izin süresini kapsayan ücret olup, bir nevi farazi ücrettir. Bir diğer deyişle burada “izin ücreti” olarak isimlendirdiğimiz ödeme bir ücret değil, işyerinde çalıştığı süreçte işçinin yıllık izinlerinin verilmemiş olmasının karşılığı olarak gerçekleştirilen tazminat niteliğinde ödemedir.

 

Bu durum karşısında; işçinin işyerinde fiilen çalıştığı ve bu çalışmalarının sigorta primlerinin ödenmiş olduğu sürelerde yıllık izine çıkartılmamış olmasından dolayı hizmet akdinin sonunda talep edebileceği “farazi ücret “veya” tazminat niteliğindeki ödeme “Kanunun tanımladığı anlamda prime esas kazanç sayılamayacağından; hizmet akdinin sonunda işçinin işverenden talep edebileceği izin ücreti alacağından SGK ve işsizlik sigortası primi kesilmesinin mümkün olamayacağı sonucu ortaya çıkmaktadır.

 

Aksinin kabulü, SGK uygulamasına ve sosyal güvenlik ilkelerine aykırı alacaktır. Zira, yukarda açıklandığı gibi işçinin ücretlerinden sigorta primi kesilmesi için fiili çalışmasının gerçeklemesi gerekmektedir. Yukarıda bahsini ettiğimiz İş Kanunu’nun 61. maddesinin de bu durumda devreye sokulması mümkün değildir. Zira anılan yasa maddesi işçinin işyerinde fiilen çalışmasını gerçekleştiği dönemleri kapsamaktadır. Öte yandan, bir işyerinde çalışıp da izinlerini kullanmamış olan işçiye hizmet akdinin sonunda fiilen kullanmadığı izinlerinin ücreti İş K 9 madde gereğince ödenirken bu ücretten SGK priminin kesilmesiyle ortaya bir mükerrerlik durumu da ortaya çıkacaktır.

 

Zira, böyle bir durumda bir taraftan işçinin işyerinde fiilen çalıştığı sürelerin ücretlerinden SGK primi kesilecek, diğer taraftan hizmet akdinin sonunda kullanmadığı izinlerinin ücretleri ödenirken, prim kesilmesini gerektiren yeni bir fiili çalışma gerçekleşmediği halde işçinin işyerinde çalışırken ücretinden SGK primi kesilmiş olan fiili çalışmaları için tekrar fazladan SGK primi kesilmiş olacaktır. Böyle bir durumda, SGK aleyhine zarar doğuran bir sonuç da ortaya çıkacaktır.

 

Zira, işçi fiilen çalışmadığı ve yıpranmadığı halde, fiilen çalışmış ve yıpranmış gibi işçiden prim kesilecek ve işçi sosyal güvenlik ilkelerine aykırı şekilde sigortalı sayılacaktır. Bu konuyu bir örnekle biraz daha açalım:

Sözgelimi bir işyerinde yıllık izini kullandırılmadan bir yıl çalışmış ve bu bir yıllık süredeki normal çalışmalarına ilişkin 12 aylık=360 günlük sigorta primleri kuruma ödenmiş olan işçi işyerinden ayrılırsa, işvereninden bir yıllık çalışması sebebiyle hak kazandığı 14 günlük yıllık izin süresinin ücretini talep edebilecektir (İş K. 53 ) Bu ücretten eğer sigorta primi kesilirse az yukarda belirtildiği gibi bir mükerrerlik durumu ortaya çıkacaktır. Zira, işçi işyerinde 12 ay =360 gün çalışıp primleri ödendiği halde, hizmet akdinin sonunda izin ücreti adıyla işçiye ödeyeceğimiz 14 günlük farazi ücretten de sigorta primi kesilirse, somut olayda işçi 360 gün fiilen çalıştığı halde kendisinden 374 günlük sigorta primi kesilmiş olacaktır. Bu mantıksal ve matematiksel gerçeklerden, hizmet akdinin sona ermesiyle işçinin kullanmamış olduğu izinlerinin karşılığı olarak işverenden isteyebileceği izin ücreti alacağından sigorta priminin kesilemeyeceği açık şekilde anlaşılmaktadır.