Yaş Küçüklüğü Sebebiyle Kusurluluğun Etkilenmesi

Ceza Hukuku’nda failin cezalandırılabilmesinin ön koşulu “kusur yeteneği” dir. Kusur yeteneği, failin doğruyu yanlıştan, haklıyı haksızdan, iyiyi kötüden ayırt edebilmesi ve davranışlarını buna göre yönlendirebilmesidir. Eğer kişi suçu işlendiği anda kusur yeteneğine sahip değilse yani algılama(davranışlarının toplum düzeniyle çatıştığının farkında olması) ve irade yeteneğinden(fiili işlerken davranışlarını serbestçe yönlendirebilmesi) yoksunsa kişi her ne kadar suç teşkil eden fiili işlemiş olsa bile ceza almayacaktır. Örneğin, on bir yaşında olan bir çocuk suç teşkil eden bir fiil işlemişse algılama ve irade yeteneği eksik olduğu için ceza almayacaktır. Sadece çocuklara özgü güvenlik tedbiri uygulanacaktır.



TCK’de yaş küçüklüğü kusurluluğu kaldıran ya da azaltan haller altında sayılmıştır. Çünkü; yaşı küçük olan kimselerin olgun insanlara göre haklıyı haksızdan, doğruyu yanlıştan ayırt edebilmesi ve davranışlarını bunlara göre yönlendirmesi güç bir durumdur. Bunu dikkate alan kanun koyucu yaşa göre sorumluluk esasını getirmiştir. TCK’nin 31.maddesinde de yaş küçüklüğünün kusurluluğa etkisini düzenlemiştir. Bu maddeye göre kanun koyucu 18 yaş altı çocukların cezai sorumluluğunu üç gruba ayırmıştır:

  1. On İki Yaşını Bitirmemiş Olanlar: İşlediği fiil suç teşkil etse bile fiili işlediği sırada on iki yaşını bitirmemiş olan çocuğa ceza uygulanmaz. Ancak hakim isterse (uygulama zorunluluğu yoktur) çocuklara özgü güvenlik tedbiri uygulayabilir. Bu gruptaki çocuklar tam kusursuzdurlar fakat kusursuz olmaları haklarında soruşturma açılmasına da engel değildir.
  2. On İki Yaşını Bitirip On Beş Yaşını Bitirmemiş Olanlar: Bu grupta ikili bir ayrım yapılır. Suç işleyen çocuk işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayabiliyorsa, davranışlarını yönlendirme yeteneğine sahipse bunlar hakkında yaptırım türü olarak ceza uygulanır. Ancak verilecek ceza belli oranda indirilir. Öte yandan işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını idrak edemeyen ve davranışlarını yönlendirme yeteneğine sahip olmayan çocuklara ise ceza verilmeyecektir. Fakat bu çocuklara, çocuklara özgü güvenlik tedbiri zorunlu olarak uygulanacaktır.
  3. On Beş Yaşını Bitirip On Sekiz Yaşını Bitirmemiş Olanlar: Bu gruptaki çocukların cezai sorumluluklarının, kusur yeteneklerinin var olduğu kabul edilir. Bu yaş grubundaki çocukları korumak içinde verilecek cezalara üst sınırlamalar getirilmiştir. Örneğin; bu yaş grubundaki çocuklara ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilemez.  Bunu gerektiren hallerde 18 yıldan 24 yıla kadar ceza verilebilir. Yine müebbet hapis cezası da verilemez. Bunun yerine 12 yıldan 15 yıla kadar ceza verilir. Süreli hapis cezalarında ise üst sınır 12 yıldır.


Son olarak da, çokça karıştırılan ve Türkiye'de sıkça karşılaşılan bir konuyu da açıklığa kavuşturmak gerekiyor: Evlenme ile reşit olmuş bir kişinin çocuk sayılıp sayılamayacağı konusu.Bu konuyu açıklığa kavuşturmak için üç farklı Kanun’a bakmak gerekiyor.
  1. TCK’ye göre henüz on sekiz yaşını doldurmamış kişi “çocuk”tur.
  2. Medeni Kanun’a göre ise erginlik on sekiz yaşın doldurulmasıyla başlar.Evlenme kişiyi ergin kılar.
  3. Çocuk Koruma Kanunu’na baktığımız zaman çocuk deyiminden henüz on sekiz yaşını doldurmamış kişi anlaşılır.
Buradan çıkarılacak sonuç ise, kişi evlenme ile reşit olmuşsa bile, hala çocuk sayılacağı yönündedir.

Gamze Yel