Ötanazi Hakkı

Ötanazi (Eutanasium) kelime olarak, Eu: güzel,  tanasium: ölüm keli- melerinin birleşmesinden oluşmuşve kelime anlamı olarak iyi ölüm, güzel ölüm, acısız ve ızdırapsız ölüm gibi  anlamlara gelmekle birlikte aynı  za- manda çeşitli kaynaklarda “talep üzerine öldürme” kavramı ile de ifade edilmiştir. Kavramsal olarak ötanazi ise,  çeşitli sebeplerle kendi başına intihar etme olanağından yoksun olan, iyileşme olanağı bulunmayan hastalığa yakalanmış yada dayanılmayacak acılar içinde olan kişinin rızası ile başka bir  kişinin (genellikle hekimin) yardımı ile tıbbi yöntemlerle öldürülmesi veya yaşaması için gerekli olan tedavi yöntemlerinin kişi  üzerinde uygulanmamasıdır. Ötanazi kavramı intihar, intihara yönlendirme ve intihara yardım, talep üzerine öldürme, rıza  ile öldürme kavram ve fiillerin çeşitli yönlerden benzerlikler gösterse de  bunlardan ayrı  ve bağımsız bir kavramdır.

Genel olarak modern hukuk sistemlerinde kişinin intihar etmesi suç olarak öngörülmemektedir. Bu  nedenle intihar etmişkişinin cesedi üze- rinde ceza   uygulama  yönteminden  vazgeçildiği gibi  aynı  zamanda inti- har  edip başarılı olamamış kişilerin de  cezalandırılması düşüncesi terk edilmiştir. Kişinin intihar etmesi suç  olarak öngörülmemişken dayanıl- maz acılar içinde olan ve bu  sebeple intihar etmek isteyen fakat çeşitli sebeplerle bu  imkanından yoksun olan ve bu  iradesini gerçekleştirmek için  başkasının yardımına ihtiyaç duyan kişinin hayatına son  verilmesi- ni  sağlanması durumunda bu  eylemi  gerçekleştiren kişi  sorumlu olacak mıdır?

Özellikle bu  fiili uygulamaya en elverişli kişinin doktorlar olması karşısında kişinin kendi isteği  ile yaşamına son  veren/ötanazi uygulayan doktor sorumlu tutulacak mıdır? Kişiye  bir  hak tanınırken genel  olarak bu  hakkın olumsuzunun da  kişiye hak olarak tanındığı kabul edilmek- tedir. Örneğin kişiye dernek kurma ve derneğe üye  olma hakkı tanındığı durumlarda bu  hakkın kişiye kurulmuş derneğe üye  olma yada yeni  bir dernek kurma  hakkını tanıdığı kabul edilmekle birlikte aynı  zamanda bu  hakkın  kişiye derneğe üye  olmama ve  derneğe üye  olmaya zorlana- mama hakkını da  tanıdığı kabul edilmektedir. Öyleyse  yaşam hakkı tüm hukuksal  metinlerde kişiye tanınan temel haklardan  olmasına rağmen kişinin yaşamayı istememesi durumunda  yaşam hakkının yaşamama ve yaşamaya zorlanamama hakkınıda tanıdığı bu  sebeple yaşama hakkının, kişinin iradesi ile ister kendisi isterse de başkası tarafından yaşamına son verilmesini isteme hakkını tanıdığıda kabul edilebilir mi?

A. Ötanazi Türleri

Ötanazinin çeşitli kıstaslara göre çeşitli ayrımlara tabi  tutulduğu görül- mektedir. Bu  bakımdan ötanazi uygulanan yöntemlere, kişinin iradesine bağlıolup olmamasına, uygulanması açısından mahkeme kararına  gerek duyulup duyulmamasına ve dayanılmaz acılar içindeki hastanın acısını- dindirmek için  kullanılan yöntemin kişinin yaşamını sona erdirmesine yada kişinin yaşamını sona erdirmemekle birlikte kullanılan ilacın kişi- nin  yaşamını kısaltıp kısaltmamasına göre  çeşitli türlere ayrılmaktadır.

1. Aktif  Ötanazi-Pasif Ötanazi 

Aktif ötenazi, yaşamını sona erdirme kudretinden yoksun olan kişinin yaşamının dıştan yapılacak müdahale ile  sona erdirilmesi yada kişinin ölümüne neden olan tıbbi yöntemlerin doğrudan kullanılması sonucu kişinin yaşamına son   verilmesi olarak tanımlanabilir. Aktif  ötanazi daha çok  hekimin hastanın ölümünü sağlayacak nitelikte ilacı  kullanarak hastasının hayatını sona erdirmesi suretiyle gerçekleştirilmektedir. Aktif ötanaziden söz  edebilmemiz için  bu  ötanazi uygulamasının çeşitli şartları taşıması gerektiği doktrinde ifade  edilmektedir.  Bu şartlar şu  şekilde sı- ralanabilir: öncelikle bu müdahale hekim tarafından yerine getirilmelidir, kişi  iyileşmesi mümkün  olmayan bir  hastalığa  yakalanmış  olmalıdır  ve ötanazi kişinin acılarının dindirilmesi saikiyle ve acıçeken kişinin isteği üzerine gerçekleştirilmelidir. Aktif  ötanazi, Hollanda, Fransa gibi  birkaç ülke hariç Avustralya, Kanada, İngiltere, Japonya, Fransa gibi ülkelerde kasten öldürme suçu kapsamında değerlendirilmektedir.

Pasif  ötanazi ise  kişinin yaşamını sürdürmesi  için  hekim tarafından yapılması gereken davranışların  yapılmaması ve  uygulanması  gereken tedavi yöntemlerinin (suni belenme, solunum cihazı gibi  yaşam desteği- nin) uygulanmaması olarak tanımlanmaktadır.  Aynı zamanda hastanın hayatını uzatan müdahalenin yapılmaması suretiyle onu  öldürmeye dokt- rinde ortotanezi denildiği de  görülmektedir. Buna göre  ötanazi bir  icra hareketini gerektirirken, ortotanezide özen  göstermeyerek veya ihmali bir hareketle hastanın doğal ölümünün temini söz konusudur. Aktif ötanazi- de bir  hareket söz  konusu iken pasif ötanazide bir  kaçınma durumu söz konusudur.

Bu  noktada kısaca hekim destekli intihar ile  aktif-pasif ötanazi arasındaki ayrıma da  değinmek gerekir. Hekim destekli intiharda, hekim, kişinin isteği  doğrultusunda kendisini öldürebilmesi için  gerekli ortamı- hazırlamaktadır  ancak kişiyi doğrudan  doğruya öldürmediği gibi,  tedaviye başlamama veya  yarıda bırakma gibi  pasif bir  hareketle de  ölümüne neden olmamaktadır. Ölümü gerçekleştiren kişinin bizzat kendisidir. Hekim sadece yukarıda belirttiğimiz gibi,  kişinin kendisini öldürebilmesi için  (kişinin intihar edebilmesi için)  gerekli ortamı hazırlamaktadır.  Bu nedenle hekim destekli intihar, ne tam olarak aktif  ne de tam olarak pasif ötanazidir. 

2. Kazai  Ötanazi- Medikal Ötanazi

Bu ayrımın temelinde kişiye ötanazi uygulanması için gerekli kararı ve- ren  makam yatmaktadır. Eğer  hastaya ötanazi uygulayabilmek için  mah- keme kararına ihtiyaç duyuluyorsa buna kazai ötanazi, eğer kişiye ötanazi uygulanabilmesi için mahkeme kararına gerek olmayıp hekim kararı yada hekimin bir  başka hekim ile konsültasyonu yeterli görülüyorsa bu  duru- ma  ise medikal ötanazi adıverilmektedir.

3. İradeye Bağlı  Ötanazi-İrade DışıÖtanazi

İradeye bağlı(Volonter) ve irade dışı  (Non  Volonter) ötanazi ayrımının temelinde ötanazi uygulanacak kişinin iradesi yani  izni  yatmaktadır. Bi- linci  açık  hasta tarafından ötanazi talebi sonucu ötanazi uygulanmasına iradeye bağlı  ötanazi denilmektedir. Ötanazi uygulamasının iradeye bağlı ötanazi olarak nitelendirilebilmesi için öncelikle bu yönde irade açıklama- sında bulunan kişinin irade açıklamaya ehil  olması gerekmektedir.  Yani yaş,  akıl  hastalığı gibi sebeplerle temyiz kudretinden  yoksun olmamalı ve kişinin beyanı özgür iradesine dayalı olmalıdır. Aynı zamanda kişi  önceden  hekim tarafında ötanazi uygulaması ve sonuçları konusunda aydın- latılmış olmalı ve kişinin iradesini etkiliyecek -hata, hile,  tehdit gibi- herhangi bir  sebep bulunmamalıdır.

İrade dışı  ötanazi ise  herhangi bir  sebeple  irade açıklayacak durum- da olmayan kişi  adına yakınlarının ötanazi uygulanması konusunda açık- ladığı  irade ile kişinin yaşamına son  verdirilmesidir. Ötanaziye izin  veren hukuk sistemleri de irade dışı  ötanaziye sıcak bakmamakta kişiye ötanazi uygulanabilmesi için  kişinin kendi irade beyanını aramaktadır.  Hemen belirtmek gerekir ki,  kişinin irade açıklayacak duruma düşmeden önce açıkladığı yazılı  beyana dayanarak yapılan ötanazi uygulamasıda iradeye bağlıötanazi kavramı içerisinde değerlendirilmektedir.

4. Dar Anlamda Ötanazi-GenişAnlamda Ötanazi

Dar  anlamda ötanazi-geniş anlamda ötanazi ayrımının temelinde za- man kavramı yatmaktadır. Dar  anlamda  ötanazide iyileşme olanağı ol- mayan bir  hastalığa yakalanmış olan kişi  acı içinde ölmektedir ve kişinin acıları hayatının kısaltılması ile hafifletilmektedir. Dar  anlamda ötanazi- ye “gerçek ötanazi” yada “gerçek sınırlar içinde ötanazi” diyen yazarlar da mevcuttur. Geniş anlamda ötanazide ise,  iyileşme olanağı bulunmayan bir hastalığa yakalanmış olan kişinin acılarını dindirmek amacıyla ölüme yol  açan eylemler yapılmaktadır. Dar  anlamda ötanazide kişinin ölmek üzere olduğu ölümün eşiğinde olduğu kabul edilmekteyken, geniş  anlam- da  ötanazide ise  kişinin ne  zaman öleceği  hakkında herhangi bir  bilgi mevcut değildir. Kişinin ölümü hemen gerçekleşebileceği gibi haftalar, aylar hatta yıllar  sonra dahi gerçekleşebilir.

Dar  anlamda ötanaziyi savunanlara göre  ancak ölüm tarihi kesin ola- rak, çok  yakın tespit edilebiliyorsa ancak bu  halde ötanazi uygulaması yapılabilir.   İyileşme olanağı bulunmayan  hastalığa yakalanmış, acı  çe- ken, her  geçen  gün  ölüme sürüklenen fakat ne  zaman öleceği  bilinmeyen bir  kişiye ötanazi uygulanması mümkün  değildir.  Geniş anlamda öta- nazide ise  kişinin ölüm zamanın kesin olarak tespiti yada kişinin ölmek üzere olmasışart olarak aranmaksızın ölmek üzere olan veya  her  geçen gün ölüme sürüklenen kişinin acısını dindirmek için ötanazi uygulanması mümkündür.