İnfazın Gevşetilmesinde İzin Kavramı

Özgürlükleri elinden alınan her hükümlü, toplumda bozmuş olduğu sosyal adalet sağlanana kadar işlemiş olduğu suçun ağırlığına göre bir infaz kurumunda cezasını çeker. Cezası infaz edilen hükümlü; izin, hastahaneye, Cumhuriyet Başsavcılığına veya duruşmaya sevk, eğitim, öğretim, işyurdu, cezanın ertelenmesi, salıverilme, nakil, deprem, sel gibi doğal afet ve yangın halleri dışında ve yetkili makamca verilmiş yazılı bir emir olmadıkça kapalı kurumun dışına çıkarılamaz. (CeGTİK m.92/1) Kanunda sayılan bu haller dışında, CMK md. 250 deki örgütlü suçların doğruluğunun tespitindeki işlemde istisna olmak üzere hükümlünün kurum dışına çıkarılması söz konusu değildir. 

Bir hükümlünün dış dünya ile ilişkisini güçlendirmenin en doğal yolu, izindir. Çünkü izin, hükümlüyü yıllarca çekmiş olduğu mahpusluğun neden olduğu asosyallikten kurtarır. Ve yine mahpusluğu esnasında ırak kaldığı sosyal çevre ile yeniden kaynaşmasını sağlar. Tahliyesiyle birlikte yaşayabileceği işsizlik sorununa kısmi çözüm üretmek için kullanılan bir araçtır. İznin diğer bir artısı ise, hükümlünün yakın derecedeki aile bireylerinin başına kanunda belirtilen esaslar dahilinde madden veya manen bir zarar gelmesi durumunda, mahpus bulunan hükümlünün çekeceği düşünsel işkenceyi ve çaresizliği kısmen de olsa gidermesidir.

Biz burada ilgili kanun maddesinin vermiş olduğu yetkilerden sadece hükümlünün izin hakkı kavramı üzerinde duracağız. Dışsal Serbestlik olarak addettiğimiz konuyu mazeret izni, özel izin, iş izni olarak üçe ayırıp nasıl suiistimal edildiğini ve suiistimalinde ne gibi yaptırımların olduğunu da konu olarak da işleyeceğiz.



I ) HÜKÜMLÜLERE VERİLEN DIŞSAL SERBESTLİK

Hükümlülere verilen dışsal serbestlik, kanun tarafından mazaret izni, özel izin ve iş arama izni olmak üzere üç farklı şekilde düzenlenmiştir. (CeGTİK md. 93) Mazaret izni verilen hükümlüler duruma göre muhafız gözetiminde veya serbestçe; özel izin veya iş arama izni verilen hükümlüler ise, serbest olarak izne gidebilirler. Her tür iznin nitelikleri, vermeye yetkili makamları, koşulları arasında farklılıklar bulunmaktadır. Tutuklulara veya hükmen tutuklu sayılanlara izin verilmesi durumu söz konusu olmadığı gibi, tehlikeli statüde olan hükümlüler içinde izin verilemez. Ayrıca izinde geçen süreler hükümlülükte geçmiş sayılır. (Tüzük md. 139/2 ) §

1) MAZARET İZNİ

Kapalı ve açık infaz kurumlarında tutulan hükümlüler, hükümlülük sürelerinin beşte birini (1/5) iyi halde geçirmeleri durumunda ve de kendi isteği dahilin de ölüm – hastalık – doğal afetler nedeniyle zarar gören yakın derecedeki akrabalarını görmek için izin alabilirler.(CeGTİK md. 93/1) Hükümlülük süresinin iyi halli olarak 1/5’i tutuklu olarak evvelce geçirilmiş ise, tutuklulukta geçen bu süreninde hesaba katılması şarttır.

Müebbet ağır hapis cezasına hüküm giymiş olanların mazeret izninden yararlanabilmeleri için yedi yıl üç aylarını iyi hal ile geçirmiş olmaları gerektiğine (CİK m. 14/son) dair hükme benzer bir düzenlemenin CEGTİK m. 94’te yer almaması önemli bir eksikliktir.[6] Gerçektende bu durum ceza infaz kurumlarının sosyalleştirme yönünden bir eksikliğinin olmasına neden olmaktadır. Bu sorunun eski kanunda olduğu gibi müebbet ağır hükümlüler lehine düzeltilmesi gerektiği düşüncesine sahibiz. 

a) Ölüm Halinde Mazeret İzni

Ana, baba, eş, kardeş veya çocuğunun ölümü nedeniyle ceza infaz kurumu en üst 
amirinin önerisi ve Cumhuriyet Başsavcılığının onayı ile, ölüm halinde mazeret izni hükümlüye verilebilir. Hükümlünün yukarıdaki çok yakın derecedeki akrabaları için kanunun madde metninde herhangi bir açıklama mevcut değildir. Kanaatimize göre hükümlünün üvey ana, baba ve kardeşi için ve de yine resmi olmayan eşi ile, yine resmi olmayan eşinden doğan çocuğu için de aynı durumun söz konusu olması, hükümlüye ölüm izninin verilmesini gerektirir. 

Hükümlünün yakın derecedeki aile efradına yönelik olarak meydana gelen üzücü olaylar neticesinde, hükümlüye yol dışında 10 gün kadar izin verilir.(CeGTİK md. 94/1-b) Gidilecek mesafe de göz önünde bulundurularak gidiş - geliş için toplamda 4 günü geçmeyecek şekilde yol izni verilmektedir. (Tüzük md. 138/2) Uygulamada izne gönderilecek her hükümlüye dört gün yol süresi verilmektedir.

Yakın derecedeki aile bireyleri ile, hükümlü arasındaki akrabalık bağıntısı nüfus kaydıyla ispatlanmaktadır. Bununla birlikte vefat eden kişinin kanunda geçen kişilerden biri olup olmadığı ve ölüm olayının gerçekleşip gerçekleşmediği belgelendirilmek zorundadır. Bu ya ölen kişiye ait üzerinde nüfus müdürünün imzası ve okunaklı mührü bulunan nüfus kayıt örneği ile yada C. Savcısının ölen kişinin bulunduğu yer C. Savcılığı aracılığıyla yapacağı araştırma ile belirlenmelidir.

b) Ağır Hastalık veya Yaşam Tehlikesi Halinde Mazeret İzni

Ana, baba, eş, kardeş veya çocuğunun yaşamsal tehlike oluşturacak derecede önemli 
ve ağır hastalık halinin meydana gelmesi durumunda yol hariç 1 günden 10 güne kadar hastalıkla ilgili olarak izin verilebilir.(CeGTİK md. 94/1b) En çok 4 gün olmak üzere yol izni de ayrıca verilir.( Tüzük md. 138/2) Burada da hükümlünün bizzat kendisinin bir başvuru dilekçesi ile talepte bulunması gerekir. 

Hastalanan yakın derecedeki akrabanın hastalığının belgelendirilmesi gerekir.(CeGTİK md. 94/1b) Yine kural olarak akrabalık ilişkisi ve kanunda yer alan mertebesi nüfus kayıtla ispatlanmış bir belgenin varlığı ile kanıtlanmaktadır. (Tüzük md. 138/4b) Mazeret iznine sebep olan mevcut durum C. Savcıları arasındaki iletişim ve araştırma ile saptanmaktadır. Hükümlü disiplin cezası almamış olmalı veya hükümlü disiplin cezası almış ise tüzük hükümlerine göre kaldırılmış olmalıdır. Hükümlünün mahpusluğu boyunca iyi halli olması zorunludur. Yukarıda sayılan durumlar hükümlüde mevcut olduğunda hastalık nedeni ile mazaret iznine, idarenin vermiş olduğu karar doğrultusunda hükümlü sahip olur. 

Hükümlü, söz konusu olaylar ile ilgili olarak izin talep dilekçesiyle birlikte kurum müdürüne başvurur. Kurum müdürü dilekçeyi C. Savcısına, savcıda dilekçede geçen mevcut durumu/durumları araştırdıktan sonra şartların gerçekleştiğini belirlerse; dilekçe ve ekleriyle birlikte Adalet Bakanlığına gönderir. Adalet Bakanlığı’ndan onay geldiğinde hükümlü hastalık nedeniyle mazaret iznini hakketmiş olur.

c) Tabii Afet Dolayısıyla Mazeret İzni

Ana, baba, eş, kardeş veya çocuğunun meydana gelen bir doğal afete uğramış olmaları 
nedeniyle hükümlüye 1 günden en çok 4 güne kadar yol, 1 günden 10 güne kadar da tabii afet dolayısıyla izin verilebilir. (CeGTİK md.94/1b, Tüzük md. 138/2) Afete maruz kalan akrabanın akrabalık derecesi ve durumu nüfus kaydı yoluyla belirlenir. Yine C. Savcıları arasında yapılacak olan resmi yazışmalarla veya iletişimle doğal afetin varlığı tespit edilir.

Afet nedeniyle mazeret izni talebinde bulunan hükümlü dilekçesini kurumuna vererek resmiyet kazandırır. Kurum müdürü dilekçeyi C. Savcısına gönderir. C. Savcısı da mevcut koşulların oluşup oluşmadığını ve afetin olduğu yer C. Savcısı ile yapacağı yazışmalarla veya iletişimle de afetin varlığının olup olmadığını belirler. Koşulların gerçekleşmesi halinde, C. Savcısı dilekçeyi Adalet Bakanlığı’na gönderir. Adalet bakanlığından onay alan dilekçe, hükümlüye izne çıkmasına hak kazandırır. 

d) Mazaret İzninde Göz Önünde Bulundurulması Gereken Koşullar

· Hükümlünün, hükümlülük süresinin 1/5’ini iyi halle geçirmiş olmasına,
· Mazeret iznine neden olacak konunun hükümlünün kanunda geçen yakın derecedeki akraba olan ana, baba, eş, kardeş veya çocuğu ile ilgili olması ve bu durumun resmi belge ile belgelendirilmesine, 
· Mazeret iznine neden olacak konunun varlığının resmi belgeyle tesbit edilmiş olmasına,
· Kapalı cezaevinde bulunan hükümlülerin refakatçi eşliğinde izne ayrılması, refakatçinin harcırah ve yol giderlerinin hükümlü tarafından karşılanması hususuna,
· Hükümlünün izin mahalline gitmesinde sakınca olup olmadığına dair zabıta tahkikatının yaptırılmış olmasına,
· Mazeret iznine konu olan olay hastalık nedeniyle ise, bu konuyla ilgili resmi belgenin en az iki uzman hekim tarafından imzalanmış olmasına,
· Gidilecek yerin yol ve hava şartlarının uygun olmasına,
· Hükümlünün daha önce mazeret ve özel izne gidip gitmediğinin tarihleri ile birlikte belirtilmiş olmasına,[10]
· Hükümlünün mazeret izin talebi, Cumhuriyet başsavcılığınca uygun görülmemesi hâlinde durum, gerekçesiyle birlikte hükümlüye bildirilmesine,
· Ve son olarak da hükümlünün bir dilekçeyle mazeret izin talebinde bulunmuş olmasına dikkat edilir. 

2 ) ÖZEL İZİN

Açık kurumlarda bulunanlarla, kapalı kurumda olup da açık kurumlara ayrılmaya hak kazandığı halde, nakledileceği kurumun kapasitesi ve/veya hükümlünün yaşı ve sağlığı gibi nedenlerle açık kurumlara gidemeyenler ile çocuk eğitim evlerinde bulunanlara, aileleriyle bağlarını sürdürmelerini veya güçlendirmelerini ve dış dünyaya uyumlarını sağlamak amacıyla kurum en üst amirinin önerisi ve Cumhuriyet başsavcılığının onayı ile yılda en çok üç kez olmak üzere her defasında yol hariç üç güne kadar izin verilebilir. (CeGTİK md 95, Tüzük md. 140/1 ) Gidilecek mesafe göz önünde bulundurularak gidiş geliş için toplam dört günü geçmemek üzere yol izni verilir. ( Tüzük md. 140/6 ) Hükümlülerin özel izinlerini nasıl kullanacakları Tüzüğün 140. maddesinde ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir.

Kaçmayacağı yönünde hakkında kanaat oluşanlar ile işyurdu çalışmaları ve diğer iyileştirme programlarına uyum göstermiş olanlardan;

a) Hükümlülük süresi onbeş yıl ve daha fazla kalanlara yılda bir defa,

b) Hükümlülük süresi on yıldan onbeş yıla kadar kalanlara yılda iki defa,

c) Hükümlülük süresi on yıldan az kalanlara yılda üç defa izin verilir. ( Tüzük md. 140/2 )

Belirlenen sürelere uygun olarak izne gönderilen hükümlüler, aynı yıl içinde, infaz ettikleri ceza süreleri dikkate alındığında yeni izin hakları elde ederlerse, bir kez daha izne gidebilme imkânından yararlanırlar. ( Tüzük md. 140/7 )

İzinler o güne kadar infaz edilen sürenin hükümlülük süresinden indirilerek bulunacak süreye göre hesaplanır. (Tüzük md. 140/3 ) 

Haklarında özel izin kullanılmasına karar verilen hükümlülere kurumdan ayrılmadan önce kurum idaresince "izin belgesi" düzenlenerek verilir. Bu belge, hükümlünün iznini geçireceği yer Cumhuriyet başsavcılığınca onaylanır. (Tüzük md. 140/4 ) Ayrıca hükümlüler izinlerini kullanırlarken refakatçiler olmadan serbestçe gidip gelebileceklerdir. (Tüzük md. 140/5)

Kanun ve Tüzük hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, hükümlülerin özel izni hak ettikleri tarihin, açığa ayrılmaya ilişkin idare ve gözlem kurulu karar tarihi olduğu anlaşılmaktadır. 

Hükümlünün, özel izni kullanabilmesinin şartlarından bir diğeri de dilekçe ile kuruma başvurması ve kurum müdürünün de C. Savcısına bu dilekçeyi iletmesi gerekir. C. Savcısı istenen iznin niteliğine uygun koşulların varlığının mevcut olması durumunda özel iznin verilmesine salık verir. Bura da yine hükümlünün mahpusluk dönemini iyi hal ile geçirmesi de gerekir. 

3 ) İŞ ARAMA İZNİ

Ceza infaz kurumlarında hükümlülük sürelerinin en az altı ayını kesintisiz geçirmiş ve koşullu salıverilmelerine bir ay kalmış hükümlülere olağan yaşantılarına döndüklerinde uyum sorunu ile karşılaşmamaları ve iş bulma olanakları sağlanmak üzere kurum en üst amirinin önerisi ve C. Başsavcılığının onayı ile çalışma günleri içinde sekiz saate kadar izin verilebilir. (CeGTİK md 96, Tüzük md. 141/1 ) Madde hükmünden anlaşılacağı üzere kapalı, ve açık infaz kurumlarında bulunan hükümlüler bu izin türünden yararlanabilirler 

İzin süreleri, hükümlünün kalmakta olduğu kurumun bulunduğu il sınırları içinde kalan işyerleri ve yardım kuruluşları ile görüşme süresi göz önüne alınarak saptanır. (Tüzük md. 141/2) İş arama izninde de hükümlüler refakatçi olmadan serbestçe gidip gelebileceklerdir. (Tüzük md. 140/5)

Denetimli Serbestlik Şube Müdürlüğü veya Bürosu kendi yetki alanındaki yerlerde mevcut olan işyerlerinde boş iş kolları için bir liste hazırlar. ( Den. Ser. Yar. Mer. Kor. Kur. Yön. Md. 37 ) Kendisine iş arama izni verilen hükümlünün C. Başsavcılığınca şube müdürlüğü veya büroya başvurması istenir. Ayrıca şube müdürlüğü veya büroya bilgi verilir. İş arama iznini kullanmak için ceza infaz kurumundan ayrılan hükümlünün şube müdürlüğü veya büroya başvurmaması halinde durum gereği yapılmak üzere C. Başsavcılığına bildirilir. 

Denetimli Serbestlik Şube Müdürlüğü veya Bürosu, kendi yetki alanı içerisindeki gerek özel gerekse kamu alanında bulunan işyerlerindeki boşluklara göre hükümlüye yön verir. Hükümlünün bu işyerleri ile iletişime geçmesini sağlar ve işyerlerine de hükümlü hakkında gerekli bilgiyi verir. 

İzin süresi içinde ve sonunda şube müdürlüğü veya büroca önerilen iş yerlerine hükümlünün herhangi bir başvuru yapıp yapmadığı ile başvuru sonucu sorularak defterin ilgili bölümüne kaydedilir. Hükümlünün başvurmaması halinde durum gereği yapılmak üzere C. Başsavcılığına bildirilir ve defterdeki kayıt kapatılır. 


II ) VERİLEN DIŞSAL SERBESTLİĞİN SUİSTİMALİ 

1) İzinden Hiç Dönmeme veya 2 Günden Fazla/Az Süre Geçtikten Sonra Dönme


İzinden dönmeyen veya iki günden fazla bir süre geçtikten sonra dönen hükümlüler hakkında Türk Ceza Kanununun 292.* ve izleyen maddelerinde yazılı hükümler uygulanır. ( CeGTİK md. 97/1 ) Hangi tür izin olursa olsun izin süresini iki gün (48 saat) ve daha az bir süre geçiren hükümlüler hakkında “firar” suçundan işlem yapılmaz. İzin süresinin iki gün veya daha az bir süre geçiren hükümlüler hakkında disiplin işlemi yapılır. Fakat izinli iken firar eden hükümlüye bir daha izin verilmez. ( CeGTİK md. 97/2 ) 

Görüldüğü gibi izinden dönmeyen hükümlüler için iznin bittiği tarih ve saatten itibaren görevlilerce 2 gün beklenip gelmediğinin tesbiti halinde firar zaptı tutulup yetkili C. Savcılığına iletilmelidir.


2) Hastalık veya Zorunlu Nedenlerle Dönüşün İmkansız Olması 

Hastalık veya zorunlu bir nedenle dönüşün imkansız hale gelmesi durumunda hükümlü izin belgesiyle bulunduğu yer C. Başsavcılığına başvurur. Ve bulunduğu yerin infaz kurumuna alınarak durumu en seri haberleşme araçlarıyla kurumuna bildirilir.( CeGTİK md. 142/3 ) Hastalığın tedavisinin tamamlanması veya zorunlu nedenin ortadan kalkması hâlinde, hükümlü dış güvenlik görevlisi nezaretinde izne ayrılmış ise, yine dış güvenlik görevlisi nezaretinde, aksi takdirde serbest olarak izne ayrıldığı kuruma gönderilir. ( CeGTİK md. 142/4 ) İzne gidiş veya dönüş sırasında yolda herhangi bir zorunlu nedenin doğması hâlinde, hükümlü en yakın kuruma alınır, bu durum izne ayrıldığı kuruma derhâl bildirilir. ( CeGTİK md. 142/5 )

İzin dönüşlerinde, yolda geçecek yeterli süreyi dikkate almayan hükümlülerin, ikinci fıkrada belirtilen süreler içerisinde ( İzin süresini iki gün veya daha az bir süre geçiren hükümlüler hakkında ) gecikmeleri durumunda, mazeretlerine bakılmaksızın haklarında disiplin işlemi yapılır. ( CeGTİK md. 142/6 )

Burada firar suçunun oluşum tarihine de değinmek gerekmektedir. Bilindiği gibi mütemadi suçlarda, suç tarihi kesintinin bitti andan itibaren başlar. Hükümlünün kaçma suçunu işlemesi kesintisiz bir suç olduğundan, kesinti hükümlünün yakalanmasıyla başlar. Bura da söz konusu suçun oluşum tarihi ne olacaktır sorunu gündeme gelmektedir. Uygulamada; firar tarihini; sanığın yeniden yakalandığı tarih olarak benimsemiştir. Ve Yargıtayın’da bu yönde görüşleri mevcuttur.


SONUÇ

Hükümlülere verilen izinlerin, onların toplumla bütünleşmesini sağlayan araçlardan bir kaçı olduğu şüphesiz bir gerçektir. Fakat her ne kadar toplum ve hükümlü için iyi bir kaynaşma aracı olsa da, uygulamadaki bazı sorunlar bunu engellemekte, zorlaştırmakta hatta yetersiz kılmaktadır. Örneğin refakatçinin, hükümlü ile; izinli olduğu günler boyunca ona eşlik etmesi ve harcırahı dahil yol masraflarının hükümlü tarafından karşılanması bizce yanlış bir uygulamadır. Bilindiği gibi özgürlüğü elinden alınan çoğu hükümlünün, aynı zamanda ekonomik sorunları ortaya çıkmaktadır. Bu kişinin mahpusluktan önce ailesini de geçirmek için çaba sarfeden bir kişi olduğu düşünülürse, bu durumun ne kadar yanlış bir uygulama olduğu açıkça ortadadır. Yine hükümlünün, infaz kurumunun bulunduğu yer il sınırları içerisinde iş arama izni alması da diğer bir sorunsal noktadır. Zira işlemiş olduğu suç nedeniyle ikametgâhını değiştirmek ve başka bir yerde iş aramak isteyen hükümlü bu izin türünden faydalanamayacaktır. Oysa Denetimli Serbestlik Şb. Md. lükleri veya büroları aktif hale getirilerek yakın illerde de iş görüşmeleri düzenleyebilir. 

Hükümlülere verilen izinlerle ilgili mevcut mevzuatımız, “ailesi yabancı bir ülkede ikamet eden hükümlü hakkında”, hak ettiği izinlerle ilgili bir çözüm ortaya koymaması da başka bir yanlış uygulamadır. Türkiye’de ikametgâhı olmayan yabancı bir mahkûmun yakın derecedeki akrabalarının, başına mazeret izninde geçen hallerden biri gelmesi durumunda, hükümlünün elde ettiği izni kullanamaması ayrı bir sorundur.