Motorlu Araç İşletenin Bağlı Bulunduğu Teşebbüs Sahibi ve İşleten Teşebbüs Sahibinin Eylemlerinden Sorumlu Olduğu Kişiler

2918   sayılı  Karayolları  Trafik  Kanunu’nun   ruhunu,  üçüncü  kişinin (mağdurun)  zararının  karşılanması  teşkil eder. Kanun  koyucu, bu  amaca erişebilmek için trafik kazalarından kaynaklanan zararı, motorlu aracı işletenle birlikte işletenin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibinin de  omzuna yüklemiştir. Ayrıca  işleten   ve   teşebbüs  sahibini,  eylemlerinden sorumlu  bulunduğu kişilerin (sürücü  ve  diğer yardımcı kişiler) kusurundan  kendi kusuru  gibi sorumlu  tutmuştur.  Burada  adı   geçen  kavramları   incelemek  bize,  zarar sorumlusunun belirlenmesi açısından  özellikle sorumluluğun türü yönünden yarar sağlayacaktır. Şöyle  ki işleten, teşebbüs sahibi, sürücü ve diğer yardımcı kişiler, zararı müştereken ve müteselsilen  sineye çekecektir. Ayrıca işleten  ve teşebbüs sahibinin sorumluluğu tehlike esasına; sürücü  ve  diğer yardımcı kişilerin sorumluluğu ise  kusuru ilkesine dayanır.

 MOTORLU    ARAÇ   İŞLETENİN    BAĞLI   BULUNDUĞU    TEŞEBBÜS SAHİBİ

KTK m.85 f.1 hükmü uyarınca motorlu aracın:

a.   Bir  teşebbüsün unvanı adı  altında,

b.   Bir  işletmenin adı  altında,

c.  Bu   teşebbüs  tarafından  kesilen  biletle işletilmesi halinde,  katıldığı trafik kazasından doğan üçüncü kişilerin uğradığı zararlardan, aracı işleten (araç sahibi vd.),  bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi (özellikle otobüs,  nakliyat firmaları) ile birlikte müteselsilen sorumlu olur.

Burada  işletenin  sorumluluğu  ortadan  kalkmadığı gibi   başkasına  ait motorlu aracı, kendi işletmesi adı  altında işleten teşebbüs sahibi de  ‘işleten’ değildir  (Z. Yılmaz, sh.46).

Teşebbüs  sahibi, işletenin hukuki  sorumluluğuna  ilişkin esaslara  göre (tehlike sorumluluğu – KTK m.85 f.1  vd.)  sorumlu olur

İşletenle teşebbüs sahibi arasındaki ilişki; ortaklığa, kiraya, hatıra dayalı olabilir, tabiiyet (bağımlılık) ilişkisi aranmaz.  Aracın bu  koşullarda  devamlı bir  şekilde işletilmesi gerekmez, bir  defalığına işletilmesi halinde de  teşebbüs sahibinin sorumluluğu doğar

“…Dava, trafik  kazasında  ölümden kaynaklanan  maddi  ve   manevi tazminat  davasıdır.  Davacılar dava  dilekçesi  ile  davalılardan  Mehmet’e ait,  davalı Muhsin tarafından  işletilen ve  diğer   davalı Çetin’in kullandığı otobüsün çarpması sonucu davacıların desteğinin ölümü nedeniyle tazminat isteminde  bulunmuşlardır.  Mahkemece,  davalı  Muhsin  hakkında  açılan davanın reddi ile diğer  davalılar hakkında açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Zararlandırıcı eyleme karışan aracın trafikte davalılardan Mehmet adına kayıtlı olması itibariyle bu  kişi 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 3. maddesi gereğince işleten, davalı Muhsin de  aynı yasanın 85.  maddesinde ifadesi  bulunan teşebbüs  konumundadır,  anılan maddede  bu   durumda olan  kişilerin birlikte zincirlemeli sorumlu olacağı hüküm  altına alınmıştır. Bu  yasal düzenleme karşısında davalı Muhsin hakkında  açılan davanın reddine karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir…”

   …Bugün büyük  seyahat  (otobüs) firmaları; kendilerine,  ortaklarına veya   üçüncü  kişilere  ait    araçları  şehirlerarası   yolcu   taşımacılığında kullanmaktadırlar.  Ne   var   ki   bu   kullanma  (özellikle üçüncü  kişilere  ait araçlarda) davalı şirketin  ileri  sürdüğü gibi  yalnız yolcu temin etmek  ve komisyon almaktan ibaret değildir.

a.  Üçüncü  şahıslara  ait  olsa  da  araçların  üzerinde  firmanın   adı yazılmaktadır.

b. Taşıma işleri tümüyle aracın  gerçek maliki adına değil; tamamen taşıma işini yüklenen firma adına yapılmaktadır.

c. Yurdumuzda giderek artan trafik kazalarında taşıyıcı firmaya karşı halkın güvenini arttırmak ve  onu doğabilecek zararlardan  korumak için aracın işletilmesine araç sahibiyle birlikte katılmak kural haline gelmiştir. Taşıyıcı firmanın, araçların işletilmesine katılması tamamen kendi çıkarına olduğu için, aksinin  ileri  sürülmesi eşyanın tabiatına  aykırıdır. Nitekim davalı şirket bu yolda, yani aracın işletilmesine katılmadığı araçla ilgisinin bilet kesmek ve komisyon almaktan ibaret olduğu yolunda inandırıcı kanıt gösterememiştir.

d.  Davalı şirketin  aracın  çalınmasından  bir   komisyoncudan  öteye ekonomik çıkar sağladığı da tartışılmalıdır.

Bütün bu nedenler, davalı şirketin araç sahibinin yanında ve  onunla birlikte aracın  işleticisi olduğunun  kabulü  gerektirmelidir. Bu   şekilde oluşan işletmeye katılma durumunun  şu veya bu şekilde birbirinden az veya çok  olması sonuca etkili değildir…”

“…Dava, kasko   sigorta  poliçesine dayalı  olarak  yapılan  ödemenin rücuan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davalı şirketin kazaya neden olan  otobüsün maliki veya işleteni olmadığı, sadece bilet  satmak suretiyle aracılıkta bulunduğu, aracın çalışmasından dolayı bir menfaatinin olmadığı, bu   nedenle  herhangi bir  sorumluluğunun  ortaya  çıkmadığı gerekçesiyle davalı şirket yönünden davanın husumetten reddine karar verilmiştir. Davalı şirketin kazaya  neden olan   otobüsün  yapacağı  seferler için  bilet   sattığı hususu  davalı şirketin bu  yöndeki savunması ile  de   sabittir. Karayolları Trafik Kanunu’nun 85.  maddesinde işleten ve araç  işleticisinin bağlı  olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğu düzenlenmiş olup, maddede motorlu aracın  bir  teşebbüs  unvanı veya  işletme adı   altında veya  bu   teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde motorlu aracın işleteni ve  bağlı olduğu teşebbüs sahibinin doğan zararlardan müştereken ve  müteselsilen sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu  itibarla, anılan madde hükmü uyarınca kazaya karışan otobüsün davalı şirket tarafından kesilen biletle işletildiğinin kabulü gerektiğinden, söz konusu  otobüsün neden  olduğu kaza  sonucu ortaya  çıkan  zarardan  davalı şirketin  de   sorumlu tutulması  gerekirken, davalı   şirketin   sorumluluğunun   bulunmadığı   yönündeki    gerekçeyle hakkındaki  davanın husumetten  reddine karar verilmesi suretiyle yasaya aykırı ve  bozma ilamına yanlış anlam verilerek hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu  nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir…”

 “…2918 sayılı KTK`nin 2. ve 85.  maddelerine göre, bilet  satan ve bu işten ekonomik yarar sağlayan firmaların da işleten sayılması gerekmektedir. Bu  durumda; mahkemece,  bilet  satan davalı G.  Aras Tur.  A.Ş.nin de sorumlu tutulacak şekilde karar verilmesi gerekirken, bu  davalıya yönelik davanın husumet nedeniyle reddi doğru olmamıştır…”

 “…Dosya içeriğine göre davacıların desteği, davalı sürücü S.P.’ın sürücüsü olduğu  temizlik  kamyonuyla   çarpması  nedeniyle  yaşamını   yitirmiştir. Davalı  sürücü  kazada   tam  kusurlu  kabul  edilerek  cezalandırılmıştır. Davacılar, davalarını  temizlik  işlerini yapan   ve   aracın  da  sahibi  olan şirkete, araç  sürücüsüne ve  belediyeye  yöneltmişlerdir. Davalı belediyenin temizlik işleri  ihale ile  davalı şirket tarafından yapılmaktadır. İhale ve  eki şartnamede   yüklenici  şirketin  kullandığı  araçlar  üzerinde  belediyenin isminin,  telefon numarasının,  firma adının  bulundurulacağı belirtilmiştir. Araç  fotoğraf larından ise  davalı T. Belediyesi’nin adının araç  üzerinde yazılı olduğu anlaşılmaktadır.

2918  sayılı Karayolları Trafik Yasası’nın “İşletenin ve  araç  işleticisinin bağlı  olduğu teşebbüs  sahibinin hukuki sorumluluğu” başlıklı 85.  Maddesi gereğince, motorlu aracın bir  teşebbüsün unvanı veya işletme adı  altında işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı  olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumludurlar.”

 Somut olayda, kazaya  karışan araç   üzerinde davalı belediyenin adı bulunduğuna göre,  davalıların birlikte sorumlu olacağı kabul edilmelidir. Yerel  mahkemece açıklanan yasal düzenleme gözetilerek, davalılardan T.  Belediye  Başkanlığının da  gerçekleşen  zarardan  sorumlu tutulması gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle, yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve  yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir…”

“…Kazadan sonra çekilen fotoğraf larda, Davalı Y. G. adına kayıtlı olup, olay sırasında dava dışı  yüklenici şirket adına sulama işini  yapan tankerin ön camında “GÖREVLİ  HİZMET  ARACI, Kurumu: K. Büyükşehir Belediyesi, Dairesi: Park ve  Bahçeler Müdürlüğü, Geçerlilik Süresi: 15.1.1999” ibaresini taşıyan bir levhanın bulunduğu açıkça görülmektedir. Davalı K. Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili de,  Mahkemece olay yerinde yapılan 25.04.2000 günlü keşif sırasında “...Her türlü sorumluluk Yüklenici şirkete aittir. Belediye hizmetlerinde   çalıştığı  için   görevli   olduğunu  gösterir  belge  taşıyordu...” şeklinde imzalı beyanda bulunmuştur.

2918 sayılı Yasanın 17.10.1996  gün   4199 sayılı Yasa ile  değişik 85. maddeye göre   “motorlu   aracın  bir  teşebbüsün  unvanı veya  işletme adı altında veya  bu   teşebbüs  tarafından  kesilen  biletle işletilmesi halinde motorlu aracın işleteni ve  bağlı  olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve  müteselsilen sorumlu olurlar”  hükmü getirilmiştir. Bu  yasal düzenleme karşısında kazaya  neden  olan   tankerdeki  görev   levhasının, davalı  K.  Büyükşehir  Belediyesinin bilgisi   dahilinde  konulduğu,  anılan tankerin Belediye hizmet aracı   olarak nitelendirilmek suretiyle,  Belediye unvanı altında çalıştırılan aracın verdiği zarardan araç  maliki, sürücüsü ve Balediyenin birlikte müteselsilen sorumlu olduğu sonucuna varılmalıdır.

Hal   böyle  olunca,  yerel  mahkemenin  bu   gerekçeye  dayalı  direnme kararı yerindedir. Ne var  ki,  işin  esası Özel  Daire´ce incelenmediğinden,  bu yönlerden inceleme yapılmak üzere dosyanın Özel  Dairesine gönderilmesi gerekmiştir…”

“…Dava konusu  olaya neden  olan  bu  araç, trafik sicilinde, davalı R. adına kayıtlıdır. Ancak, aracın üzerinde “A… Kargo” ibaresi yazılı olup, kaza, davalı kargo şirketine ait  eşyanın taşınması sırasında meydana gelmiştir. Dosya içeriğine ve  davalı Rıfat ile davalı kargo şirketi arasında düzenlenen taşıt sözleşmesine göre;  kazaya neden olan  aracın, kargo şirketinin unvanı altında taşıma yapmak için kullanıldığı, davalı kargo şirketi adına çalıştırıldığı anlaşılmaktadır. Bu  aracın sürücüsü olan  davalı B.’in  hazırlık soruşturması sırasında verdiği ifadelerden de; kazanın, davalı kargo şirketine ait eşyanın taşınması sırasında meydana geldiği, davalı sürücünün de bu   firma  adına   çalıştığı  anlaşılmaktadır.   Taşıma  işlemleri,  aracın gerçek maliki adına değil, tamamen taşıma işlemini yüklenen firma adına yapılmaktadır.

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85. maddesine göre; bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı  altında işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı  olduğu teşebbüsün  sahibi, doğan zarardan müştereken  ve  müteselsilen  sorumlu olur.   Şu  durumda,  yerel mahkemece,  davalı şirketin Trafik Kanunu’nun 85.  maddesinde belirlenen teşebbüs sahibi olarak kabul edilmesi ve  diğer davalılarla birlikte meydana gelen zarardan müteselsilen sorumlu tutulması gerekir. Bu  yasal düzenleme karşısında davalı A…  Kargo   A.Ş. hakkında açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir…”

İŞLETENİN  ve TEŞEBBÜS SAHİBİNİN  EYLEMLERİNDEN SORUMLU OLDUĞU KİŞİLER

İşletenin ve  bağlı bulunduğu  teşebbüs  sahibinin eylemlerinden sorumlu olduğu  kimseler,  sürücü   ve   aracın  kullanılmasına   (işletilmesine) katılan yardımcı kişilerdir. KTK m.85 f.5  hükmü uyarınca, “İşleten ve  araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün  veya aracın kullanılmasına  katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi  sorumludur.” Burada geçen kusur  kavramını, terminolojik manasıyla değil   davranış  veya eylem olarak anlamak gerekir (Bolatoğlu, sh.109;Havutçu&Gökyayla, sh.49). Bu gereğe göre  işleten ve işletenin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, eylemlerinden sorumlu bulunduğu kimselerin davranışı, sanki kendilerinden sadır olmuş gibi  üçüncü kişilerin trafik kazasından doğan maddi ve manevi zararlardan sorumlu tutulur.

İşleten, aracı kendisi kullanmasa, kazaya neden olmasa bile meydana gelen zarardan sorumlu olacaktır. Burada başkasının eyleminden doğan sorumluluk söz  konusudur.

Sürücü  ve   diğer  yardımcı  kişilerin  kusuru,   üçüncü   kişinin  kusuru sayılmadığından, işleten ve  teşebbüs sahibi, bu kişilerin ağır  kusuruna  bile yaslanarak  sorumluluktan   sıyrılamaz Bu   kişilerin  kusuru, işletenin  ek   kusuru   kabul  edilir . (  Ek   kusur:  Kusursuz sorumlunun, kusurunun varlığı halinde bu kusur ‘ek kusur-munzam kusur’ olarak adlandırılır.)

Sürücü  ve   diğer yardımcı kişilerin  kusuru,   işleten  ve   işletenin  bağlı bulunduğu  teşebbüs  sahibinin, KTK  m.86  f.1   hükmü  uyarınca kurtuluş beyyinesi getirerek  sorumluluktan  kurtulmalarının  önüne  set  çeker.  Adı geçen  hükme  göre,  “İşleten  veya  araç  işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi,  kendisinin  veya eylemlerinden sorumlu  tutulduğu  kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir  bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri  geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur.” Ayrıca işleten  ve teşebbüs sahibi, bu kimselerin kusuruna  dayanarak, hâkimden tazminat miktarından indirim yapılmasını talep edemez. Sigortacı, üçüncü  kişiye yaptığı ödemeler için, bu kimselerin ağır   kusuruna  dayanarak işletene rücu  edebilir.

Ayrıca KTK m.85 f.3 hükmüne göre, “İşletilme halinde olmayan bir  motorlu aracın sebep olduğu trafik kazasından dolayı işletenin sorumlu tutulabilmesi için, zarar görenin, kazanın oluşumunda  işleten veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu  kişilere ilişkin bir   kusurun  varlığını veya araçtaki  bozukluğun kazaya sebep olduğunu ispat etmesi gerekir.” Yani  işletilme halinde olmayan aracın katıldığı trafik kazasında zarar gören üçüncü kişinin, sürücü ve diğer yardımcı kişilerin kusurlu  olduğunu  kanıtlaması  halinde;  zarar,  işletenin üzerine yıkılacaktır.

İşleten, zararın  doğmasını önlemek gayesiyle, sürücü  ve  diğer yardımcı kişileri seçmede, talimat vermede ve gözetimde üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini veya bu yükümlülüklerini  yerine getirmiş olsa dahi zararın oluşacağını ispatlayarak, sorumluluğunu üzerinden atamaz

C.a. Sürücü:

Motorlu aracı, işletenin açık veya kapalı muvafakatiyle veya izinsiz, hukuki (hizmet, istisna, vekâlet, kısa süreli kira veya ariyet) veya fiili bir  ilişkiye dayalı olarak, ücret karşılığında veya karşılıksız; direksiyonun başına geçerek, aracı kullanan, sevk ve idare eden kimseye ‘sürücü’ adı  verilir.

İşleten, istisnai bir   şekilde KTK  m.107 uyarınca,  aracı çalan veya gasp edenlerin, kullanımları esnasında  doğan zararlardan  kural olarak sorumlu tutulmaz. Bu  istisnanın dışında işleten, aracı kim  kullanırsa kullansın ve ne surette kullanırsa kullansın sürücünün eylemlerinden sorumlu olur. İşleten; güveni kötüye kullanma suretiyle çalınan veya dolandırılmak suretiyle elinden

çıkan aracı kullanan hırsız veya dolandırıcının, aracı veriliş maksadı dışında farklı  bir  işte (pikniğe gitmesi için  aracını verdiği yakın arkadaşının,  araçla yolda gördüğü  hasmını  çiğneyerek öldürmesi  gibi)  veya  verdiği  talimatlara aykırı  olarak  faklı   bir   güzergâhta  kullananın,  aracı  izinsiz kullanan  aile bireylerinin  (eş,   çocuk, torun,  kardeş  gibi),   aracı  rızasıyla verdiği kişinin aracı kullandırdığı bir  başka şahsın, galeride görüp beğendiği araçla deneme sürüşü  yapan müşterinin, kısa süreliğine aracı kiralayan veya ariyet alanın, ücret karşılığında çalışan şoförün, müstahdemin vs. kişilerin aracı kullanırken katıldıkları trafik kazasından  doğan zararlardan  sorumlu olur

Sürücünün, aracı, işletenin rıza  ve muvafakatiyle kullandığı adi  bir  karine olarak kabul edilir (Eren, sh.655; Havutçu&Gökyayla, sh.50). İşleten ve işletenin bağlı bulunduğu  teşebbüs  sahibi, aracın çalındığını veya gasp edildiğini ve  aracın çalınması veya gasp edilmesinde kusursuz olduklarını ispat ederek bu karineyi her zaman için  çürütüp, sorumluluktan sıyrılabilir.

Temyiz kudretine sahip olmayan küçüklerin kullandığı araçların yol açtığı zararlardan,  küçüğün  velisi, aile   başkanı sıfatıyla değil   işleten sıfatıyla sorumlu olur .

İşletenin, sürücünün   eylemlerinden sorumluluğunun  doğabilmesi için sürücünün, sürücü belgesine (ehliyetname) sahip olması şart değildir.

Sürücünün kusuru, üçüncü kişinin kusuru sayılmayacağından, işleten ve teşebbüs sahibi, sürücünün ağır  kusuruna dahi yaslanarak sorumluluktan kurtulamaz. Sürücünün kusuru, işleten ve teşebbüs sahibinin KTK m.86 f.1’e göre  sorumluluktan sıyrılmalarının önüne set çeker. İşleten ve teşebbüs sahibi, sürücünün  kusuruna  dayanarak, hâkimden tazminat miktarından indirim yapılmasını  talep  edemez. Sigortacı, üçüncü  kişiye yaptığı ödemeler için, sürücünün ağır  kusuruna dayanarak işletene rücu edebilir (Nomer, sh.55).

Sürücünün,   meydana  gelen trafik  kazasında  kusurunun   bulunması halinde, işleten ve  sürücü,  üçüncü kişiye karşı müteselsilen sorumlu olur. Üçüncü kişi, yalnızca sürücü  veya işletenin sorumluluğuna  gidebileceği gibi her ikisinden de  zararının tazminini talep edebilir. Sürücünün  sorumluluğu kusur ilkesine dayanır ve genel hükümler (BK m.  41  vd.)  uygulanır. İşletenin sorumluluğu, tehlike sorumluluğu olup, KTK m.85 vd.  hükümler tatbik edilir.

Üçüncü kişilerin zararını karşılayan  işleten, yaptığı ödemeler için   sürücüye rücu edebilir.

 

“…Aracın davalının  oğlu  tarafından sevk ve  idare edildiği ve  oğlunun aracı  sevk ederken fazla sarhoş olması nedeniyle aracın sevk ve  idaresini diğer   davalı M.I.’e  terk ettiği   anlaşılmasına göre  davalının  işletici olarak sorumlu  tutulmasında  yasaya   aykırılık  bulunmamasına…”

“…Davalının, park bekçisine  izin  verildiği için,  şirkete ait park yerindeki otoların muhafazasıyla görevlendirildiği ve bu  görevi  ifa ederken her  nasılsa elde etmiş  olduğu anahtarlarla M.  arabalardan birini   alıp   dava konusu trafik kazasını yaptığı dosyadaki yazılardan anlaşılmaktadır. Davalılardan A.K.’ın  şoför  olarak çalıştığı Şirkette bekçilik işleriyle görevlendirildiği sırada ve davalı şirketin  aracıyla bu   eylemi işlediğine göre  davalı şirket Trafik Yasası’nın (6085 SK) 50. maddesine göre sorumludur…”

“…2918 Sayılı KTK’nın 3.maddesinde  işletinin tanımı yapılmış olup, 85.maddesinde ise işleteninin aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan, kendi kusuru gibi sorumlu tutulacağı açıklanmıştır.

Bu  durumda, aracın malik işleteni olan  … Ltd.Şti.’nin de  sürücü K.G.’le birlikte  davacı  zararından  müteselsilen   sorumlu  tutulması   gerekirken, yazılı  şekilde  onun  hakkındaki  davanın  reddine  karar  verilmesi doğru görülmemiştir…”

“…Dosyadaki delillere göre; gece  saat 22.00-23.00 arası bir röportaj için lokantaya  gelen davalının aracını park edecek yer bulamayınca, oradaki bir  kişiye uygun bir  yere park etmesi için  anahtarı ve  aracı   teslim ettiği, bu   kişinin, aracı   alarak gezmek  amacıyla kullandığı sırada  davacıların desteğine  çarparak  ölümüne  neden  olunduğu  anlaşılmaktadır.  Aracın, davalı tarafından olaya neden olan  kişiye rızası ile teslim edildiği sabittir. Aracı  alan kişinin park etmek yerine özel  birisi  için ya da gezmek amacıyla kullandığı sırada üçüncü kişiye verdiği zararın araç  işleteni de  sorumludur.

Motorlu  araçların yarattığı kendine  özgü tehlikenin ağırlığı  karşısında, araç    işletenin  özen  yükümlülüğü  vardır.  Somut  olayda,  davalının  bu yükümlülüğünü  yerine getirmediği ve  işleten sıfatıyla sorumlu tutulması gerektiği halde  yazılı  gerekçe  ile   davanın  reddedilmesi  yanlıştır.  Zarar kapsamının  belirlenmek üzere kararın bozulması gerekmiştir…”

“…Davacılar dilekçelerinde  sürücü  dava  dışı   İ.  Y.,  işleteni davalı …. Ltd.  Şti’ne ait  ….  plakalı kamyonun yokuştan çıkamaması üzerine hemen arkasından yönetimindeki aracı  ile gelmekte olan  davalı M. K.’nın  kendisinin kamyonu  çıkartabileceği önerisini benimseyen   sürücü  İ.  Y.   ile   taşıtları değiştirerek  kamyonu  çıkartmak  isteyen  davalı  M.   K.’nın   aracı   geriye kaçırması sonucu desteklerine çarparak ölümüne neden olduğunu belirtip 43.500.000 lira  tedavi  gideri, 1.200.000.000  lira  da  manevi tazminatın tahsiline  karar  verilmesini talep  etmişlerdir. Mahkemece,  davalı  M.K.’nın davalı şirket ile akdi bağının olmaması, M.K’nın olaya neden olan  kamyonun direksiyonuna kendisinin geçmesi nedeni ile davalı şirket aleyhindeki davayı reddetmiştir.

Davalı   ….    Ltd.     Şti’nin   işleten   olduğu   sabittir.   Olay   sırasında, işletenin  sürücüsü  olan    İ.Y.’ün  aracı    diğer    davalıya  bırakması  davalı şirketi sorumluluktan  kurtarmaz.  İşletenin 2918  sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85.  maddesine göre  sorumlu tutulması öngörülmüştür. Buna göre davalı şirketin sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken istemin reddine karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir…”

 “…Zararlandırıcı olaya maruz kalan işçinin, olay günü işveren tarafından verilen görevle, işyeri çalışanlarından Ali’nin  sevk ve  idaresindeki, davalı işverenliğe ait 06  ... 99  plakalı araçla Mersin’den Yozgat-Yıldızeli yol inşaatı şantiyesine makine bakım ve  ikmali için giderken, 11.10.2003 günü sürücü Ali’nin   şerit ihlali  yaparak  karşı yönden gelen aracın şeridinde 06  ...  49 plakalı kamyonla çarpışması neticesi iş  kazası sonucu ölmüştür. Davacılar murisinin  ölümü  ile   sonuçlanan  kazanın     kazası  olduğu  ve   olayda davacılar murisinin kusurunun  bulunmadığı uyuşmazlık  konusu  değildir. Uyuşmazlık işveren işçisi şoförünün tam kusurlu hareketinden araç  sahibi işleten ve istihdam eden olarak davalının sorumlu olup  olmadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkemece işverenin kusurunun  bulunmadığından dolayı zararlandırıcı sigorta olayında  sorumluluğunun  bulunmadığı  sonucuna varılmış  ise   de   varılan  bu   sonuç  hatalıdır. 2918  Sayılı  Yasa’nın  85. maddesinde araç  maliki ve  işletenin Borçlar Kanunu’nun  55.  maddesinde de   adam  çalıştıranın sorumluluğu düzenlenmiştir.  Her  iki  halde de   yani gerek araç  maliki ve  işletenin ve  gerekse istihdam edenin sorumluluğunun kusura dayalı sorumluluk olmadığı, işletenin sürücüsünün istihdam edenin de   çalıştırdığı kişinin  zarar  doğurucu  eylemlerinden  sorumlu  olacakları ortadadır. Hal  böyle olunca da araç  maliki işleten ve  istihdam eden olarak kusursuz sorumlu olan davalının, varsa bu sorumluluğunu kaldıran nedenler açıklanıp tartışılmadan salt davalının kusurunun bulunmadığından bahisle davalı işverene yönelik davanın reddi usul ve  yasaya  aykırı olup  bozma nedenidir…”

C.b.  Diğer Yardımcı Kişiler:

Diğer yardımcı kişiler, aracın direksiyonu başında bulunan sürücü dışında, aracın işletilmesine (kullanılmasına) katkıda bulunan kimselerdir. Bir kişinin, yardımcı kimse sayılabilmesi için  eyleminin aracın işletilmesine yönelik olması gerekir Ayrıca bu kimsenin, işletenle arasında hukuki (hizmet, vekâlet) ilişki bulunması  gerekmez, fiili  ilişki içinde bulunmak  da yeterlidir

Yardımcı kişilere; şoför muavinleri şoföre manevra sırasında yön  gösteren yolcu ya da o esnada yoldan geçen herhangi bir  kimse, direksiyon hocaları kazaya engel olmak için    direksiyonu  sağa-sola  kıran  veya  frene  basan   yolcu   örnek gösterilebilir. Motorlu aracı tamir eden kişiler gibi  aracın işletilmesine katılmayan kimseler yardımcı kişi  sayılmaz.

“Z otomobiliyle, aracı satın almak isteyen H’yı dolaştıyordu. Otomobil ana caddede giderken,  önde  ilerleyen iki  bisikletliye 4-5  metre  yaklaşınca  H,  Z’nin   bisikletlilere çarpacağını sanmış ve direksiyona sarılarak kuvvetle sola çevirmişti. Ancak direksiyon, gereğinden fazla çevrildiği için, bu defa otomobil, karşıdan  gelen bir  kamyonla çarpıştı ve  ağır   hasara  uğradı.” İsviçre Federal  Mahkemesi bu  kararında,  yolcu H’yi yardımcı kişi  kabul ederek, H’nin eyleminden doğan zarardan, işleten sürücü Z’yi sorumlu tutmuştur

Yardım  talebinin, işletenden veya bu kimseden gelmiş olmasının neticeye etkisi yoktur

Yardımcı  kişilerin kusuru,  üçüncü  kişinin kusuru  sayılmayacağından, işleten  ve   teşebbüs  sahibi,  yardımcının  ağır    kusuruna  dahi  yaslanarak sorumluluktan  kurtulamaz .  Yardımcının  kusuru,  işleten ve teşebbüs sahibinin KTK m.86 f.1’e göre  sorumluluktan sıyrılmalarının önüne set çeker. İşleten ve teşebbüs sahibi, yardımcı kişilerin kusuruna  dayanarak, hâkimden tazminat miktarından indirim yapılmasını talep edemez. Sigortacı, üçüncü  kişiye yaptığı ödemeler için, yardımcının ağır   kusuruna dayanarak işletene rücu edebilir.

Yardımcının,   meydana gelen trafik  kazasında  kusurunun   bulunması halinde, işleten ve  yardımcı, üçüncü kişiye karşı müteselsilen sorumlu olur.

Üçüncü kişi, yalnızca yardımcı veya işletenin sorumluluğuna  gidebileceği gibi her ikisinden de  zararının tazminini talep edebilir. Yardımcının  sorumluluğu kusur ilkesine dayanır ve genel hükümler  uygulanır. İşletenin sorumluluğu, tehlike sorumluluğu olup, KTK m.85 vd.  hükümler tatbik edilir.

 Üçüncü kişilerin zararını karşılayan işleten, yaptığı ödemeler için  yardımcıya rücu edebilir.

Netice itibariyle, kanun koyucu, üçüncü kişinin karşısına, işletenle birlikte teşebbüs sahibini de  çıkararak ve  bu kimseleri; sürücü  ve  diğer yardımcı kişilerin kusurundan  kendi kusuru gibi  sorumlu tutarak, trafik kazasından doğan zararın tazminini güvence altına almaya çalışmıştır.