Trafik Kazalarındaki Bilirkişilik ve Kusur Tespiti

 Resmi istatistiklere göre  trafik kazalarından dolayı her  yıl 5.000’e yakın   vatandaşımız ölmektedir. Bu  rakam kaza sonucu hemen ölenlerin yani kaza tutanaklarında  ölü  olarak  gösterilenlerin sayısıdır. Halbuki, WHO (Dünya Sağlık Örgütü) kazadan sonra geçen  30  gün  içinde kazaya bağlı  olarak hastanede veya  evinde ölenlerin de  nazara alınmasını istemektedir. Ülkemizde hastanede veya  evinde kazaya bağlı  olarak ölenlerin sayısı bu  yönde bir  istatistiki düzeltme yapılmadığı için  belli  değildir. Ancak, konu ile ilgili bilimsel toplantılarda bu  şekilde ölenlerin de  dahil edilmesi ile sayının 8-10.000’e ulaştığı kabul edilmektedir.

Kazaların sebep olduğu manevi kayıpların parasal olarak ölçülendiril- mesi mümkün değildir. Buna karşılık Dünya Bankası’nın araştırmalarına göre trafik kazaları ülkelerin GSMH  (gayri  safı  milli  hasıla)’larının %1,5-2,5’u  arasında maddi kayba yol açmaktadır. Ülkemiz için  oran %2 kabul edildiğinde maddi kayıp yılda  15  milyar dolara varmaktadır.

Ülkemizin başta gelen  sağlık ve sosyal sorunlarından birisi olan trafik kazalarının ilgili  kurumların  çabalarına rağmen istenilen düzeye indirilememesinin çok  sayıda sebebi vardır. Ulaşım politikasında yanlışlıklar, yolcu  ve yük  taşımasında taşıma türleri arasında dengeli paylaşım yerine karayolu ağırlıklı taşıma yapılması, altyapı yetersizlikleri, denetim zayıflığı,  hızlı  ve çarpık kentleşme, sürücü ve yaya  olarak kurallara uyulmaması, eğitim yetersizliği sonucu yoldan yararlananlarda  kalıcı bir  trafik kültürünün oluşturulamamış olması gibi  çeşitli sebepleri yanında, trafik kazalarında suçlu olanların cezalandırılmalarındaki gecikmelerin de etkisi olduğu ifade  edilebilir.

Bu  yazıda, trafik kazaları ile  ilgili  adli  soruşturma aşamasında, ceza  ve tazminat davaları sırasında başvurulan bilirkişi incelemelerinde rast- lanan  ve sonucu istemeyerek de  olsa  olumsuz yönde etkileyebilecek hu- susların önemli görülenleri ile kusur oranlarının tespiti konusu ele alınmıştır.

Trafik Kazaları ve Bilirkişilik

Bilindiği gibi  trafik kazası ; karayolunda hareket halinde olan ve en az bir  aracın karıştığı ölüm, yaralanma ya da  maddi hasarla sonuçlanan olaydır.

Bir  kazada etkili üç  ana unsur, sürücü /yaya  veya yolcu  olarak insan, araç ve yoldur. Çevre  ve meteorolojik koşullar da  bazı  durumlarda kazada etkili olabilir.

Yolun  yapımı, bakımı ve üzerindeki trafiğin yönetimi esas olarak mü- hendislik alanına giren teknik bir  konudur. Yolcu ve yük taşıyan araçların imali, bakımı ,onarımı ve işletilmeleri de  teknik bir  konudur. Bu bakım- dan meydana gelen  bir  trafik kazasının sebeplerinin analizinde, dolayısıy- la  kusur değerlendirmesinde yol  ve trafik mühendisliği, ayrıca motorlu araçlar konusunda (otomotiv) uzman kişilerin görüşünün alınması doğal bir  durumdur. Buna göre  bilirkişilerin “özel bilgiyi gerektiren konularda görüşü alınan kimseler” olarak tanımlanması doğrudur.

Trafik kazalarında  bilirkişinin vereceği rapor olayın doğru şekilde ay- dınlanmasına olanak vermelidir. Bu  bakımdan Prof.  Faruk Erem’in de ifade  ettiği  gibi  bilirkişi hakimin/savcının yardımcısıdır ve bir  hadisede neticeyi doğru şekilde çıkarmak için  görevlendirilir .  Bilirkişiler sahip oldukları özel  bilgileri kullanmak suretiyle olayı aydınlatarak görüş ve kanaatlerini ifade  ederler. Bu  görüş ve kanaatlerinin kabulü ve takdiri hakim /savcı  olarak karar vericiye aittir.

Bilirkişi Raporunun Hazırlanması

Konusunda uzman olduğu kabulü ile  hakim ya  da  savcı   tarafından görevlendirilen bilirkişi / bilirkişi heyeti için  Trafik Kazası Tespit Tutanağı, Olay  Yeri Tespit Tutanağı, kaza yeri  ve araçların fotoğrafları, sürücü veya yaya olarak kazaya karışanlar ile varsa tanıkların beyanları raporun hazırlanmasında esas olan başlıca belgelerdir. Bazı  durumlarda örneğin kaza yerindeki yol veya kavşak durumu ile görüş şartlarını daha iyi anla- yabilmek için  bilirkişi keşif  talebinde bulunabilir.

Kazaya karışanların ya da  tanıkların beyanlarının gerçeği  yansıtıp yansıtmadığı hususunda  şüpheye düşülmesi halinde olay  yeri  ile  araçların hasarlı fotoğrafları, ayrıca otopsi raporundaki bulgu ve bilgiler yararlı olabilir. Dolayısıyla bu  belgeler de dosyada bulunmalıdır.

Trafik zabıtasınca veya Jandarmaca düzenlenen ve ilk tespitleri içeren Trafik Kazası Tespit Tutanakları ile kazayı takiben yani  hazırlık aşamasında alınan ilk ifadeler kazanın oluş şeklini anlama ve kusur tespiti bakımından son  derecede önemli belgelerdir. Bu belgelerde, çarpışma/çarpma noktasının yeri,  varsa fren  izinin başladığı ve bittiği yerler ve uzunluğu , çarpışma sonucu yola  dökülen cam  vb döküntüler, araçlara ait  lastik ve kazıntı izlerinin yeri,  kazaya karışan araçların çarpışmadan sonra durdukları yer ve konumları düzenlenecek basit krokide mesafeleri ile doğru şekilde belirtilmelidir. Krokide araçların hasar aldığı  yerler gösterilmeli, yolun genişlik ve eğimi  gibi  geometrik özellikleri yanında yüzey  durumu, ayrıca hava ve görüş şartları , kaza yerinin yerleşim bölgesi içi olup olmadığı kaza yeri  kavşak ise  buradaki trafik işaretlemesi tutanakta ve kroki- de muhakkak surette yer alması gereken hususlardır.

Kaza  ile  ilgili  tutanakların  yetersizliği bilirkişinin istemeyerek kazayı yanlış değerlendirmesine  ve  hatalı kusur  tespitine sebep olabilir. Daha önce  de  belirtildiği üzere dava dosyası içinde bilirkişi açısından belki de tutanak ve tutanağa ekli  krokide yukarıda sıralanan hususların açık  ve rahat  okunabilir, ayrıca ölçüleri ile  belirtilerek verilmesi son   derecede önemlidir. Daha önce  de  ifade  edildiği üzere trafik zabıtasınca veya  jandarma  bölgelerinde jandarmaca  düzenlenen Trafik Kazası Tespit Tutanakları ile, ölümlü kazalarda Cumhuriyet Savcısı’nın da katılımı ile hazırlanan Olay Yeri Görgü ve Tespit Tutanakları’nın ayrıntılı ve krokili olarak düzenlenmeleri sağlıklı bir  kusur değerlendirmesi yanında kazaya karışanların ve tanıkların ifadelerinin doğruluk derecesini tahkik bakımından da son  derecede önemli bulunmaktadır.

Bu  arada, son  yıllarda uygulamada olan ve kazaya karışan araç sü- rücülerince düzenlenip imzalanan Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanakları  kaza yerinin özellikleri ile kazaya ait  izler  bakımından çok az bilgi içerdiklerinden bilirkişiler için  çok  zaman sorun yaratan ve hatalı sonuçlara götüren belgeler niteliğindedirler.

Trafik kazalarına ait bilirkişi raporu esas olarak;

•    Kazanın zamanı, yeri  ve oluş şeklinin özeti,

•    Bilirkişiden istenen,

•    Tazminat davalarında tarafların  iddia ve  savunmalarının  önemli noktaları,

•    İnceleme başlığı altında kaza yerindeki yol şartları, kazaya ilişkin ilk tespitler, kazaya karışan sürücünün/yayanın , ayrıca tanıkların beyanlarının özetleri, daha önce  alınmış bilirkişi raporlarının sonuçları,

•    Kusur tespiti (değerlendirmesi),

•    Kazaya karışanların veya varsa kazada etkili olan harici unsurların ceza  davalarında asli  kusurlu/tali kusurlu olarak, tazminat davala- rında ise yüzde üzerinden oran belirtilmek suretiyle verilen sonuç bölümlerinden oluşturulmalıdır.

Kusur Tespiti

Bilirkişi raporunun  hakim/savcı açısından en  önemli bölümü kusur tespiti (değerlendirmesi) bölümüdür. Bu bölümde öncelikle olayın anali- zi sonucu kazada etkili olan sürücü / yaya davranışları ile yol , görüş, hava koşulları ve araçlarda varsa teknik arıza gibi harici faktörlerin somut delil ve tespitler ile tutarlı ifadelere dayanılarak ortaya konup açıklanması ge- rekir. Bu belirlemelerden sonra bunların kazanın meydana gelmesi ve so- nucu üzerindeki ağırlıkları takdir olunmalıdır. Kazada etkili olan sürücü ve yaya  davranışları ile harici faktörler belirlenip ağırlıkları takdir olun- duktan sonra da  ceza  davalarında asli/tali kusurlu, tazminat davalarında ise yüzde olarak oran verilerek görüş ve kanaat belirtilir.

Kusur tespitinde bulunulurken sürücü veya  yayaya  izafe  olunan ku- surlar  Karayolları Trafik Kanunu ve  Yönetmeliğinin ilgili  maddelerine dayandırılmalı, ayrıca kazaya karışanların kusurlu davranışlarının kaza ve  sonucu ile  illiyet bağı olup olmadığı açıklanmalıdır. Şüpheye dayalı beyanlara veya varsayımlara göre  kusur değerlendirmesinden kaçınılmalıdır. Örnek olmak üzere, Trafik Kazası Tespit Tutanaklarında sıkça rastlandığı üzere kişilerin ”.. dikkatsizliği ve tedbirsizliği sebebiyle…” gibi genel  bir  ifade  ile kusurlu gösterilmesi doğru değildir. Kişinin dikkatsiz ve tedbirsiz davrandığı görüşüne neye  dayanılarak varıldığı açıklanmalı- dır. Bu kapsamda, sürücü ve yayanın davranışlarının kaza ile illiyet  bağı- nın  aranması da  önemlidir. Bir  sürücünün alkollü ya da  sürücü belgesiz olarak araç kullanmış olması kusurlu sayılmasını gerektirmeyebilir. Yine örnek olmak üzere, alkollü araç kullanan bir  sürücüye arkadan gelen  bir aracın çarpması halinde, öndeki sürücünün  alkollü olmasının kaza ile illiyet  bağı  yoktur. Keza,  sürücü  belgesiz bir  kişinin nizami bir  şekilde giderken ani  olarak ve yakın mesafeden önüne çıkan bir  yayaya  çarpma- sı  halinde kusursuz sayılması söz  konusu olabilir. Bu  gibi  durumlarda alkollü olarak veya sürücü belgesiz araç kullanılması kaza ile ilgisi  olmayan  ve trafik suçu olarak değerlendirilebilecek davranışlar olarak kabul edilmelidir.

Sonuç

Gerçekte oldukça geniş  olan, burada dar bir  çerçevede ele alınan yazıdan aşağıdaki sonuçlar çıkarılabilir.

a-  Bilirkişilik belli  bir  bilgi  birikimi ve tecrübe gerektirir. Bilirkişilerin konusunda uzman kişilerin arasından  seçilmesi önemlidir. Kanımca uygulamada bu  hususa fazla  dikkat edilememekte, bunun sonucu ola- rak davanın karar vericileri yanılabilmekte, ya da  birden fazla  bilirkişi raporu alınmak suretiyle davanın uzamasına sebep olunmaktadır.

b-  Trafik kazaları veya  başka tür kazalarda ilk  tespitlerin zamanında, doğru ve ayrıntılı şekilde yapılıp tutanak ve kroki ile belgelenmesi hakkaniyetli kusur değerlendirmesi için  son  derecede önemlidir.

c-  Kusur tespitinde kazada rol  oynayan faktörlerin ve bu  faktörlerin kazanın meydana gelmesi, ayrıca kaza ile illiyet  bağı  ve sonucu üzerindeki etkisi (ağırlığı) somut delil, tespit ve tutarlı beyanlara dayandırılmalıdır.

 d-  Genel ifadeler ve varsayımlara dayanılarak kusur atfında bulunulmamalıdır. Bu  durum  karar  vericiyi yanıltabileceği gibi  telafisi mümkün olmayan mahkumiyet ya da  haksız tazminat ödemelerine yol açabilir.