Kullanılmayan Markanın İptali Sorunu

Tescilli marka, şekil şartları yerine getirilmek ve harçları ödenmek koşuluyla 10 yılda bir yenilenerek sonsuz süreyle mülkiyet ve tasarruf konusu olabilir. Ancak kamu otoritesi, ticaret düzeni ve ekonomik nedenlerle markanın fiilen kullanılmasını dilemekte ve bu gerekliliğe uymayan markaların iptali yolunu açmaktadır. Bu kural Marka KHK 14. maddede düzenlenmiştir.

Tescilli markalar, sahipleri için mal ve hizmetlerin kökenini göstermek, diğer tacirlerin mal ve hizmetlerinden ayırt edilmelerini sağlamak amacıyla kullanılan işaretlerdir. Bu hakkın işletmeler için vazgeçilmez önemi, hükümsüzlük ve iptal davalarını da önemli kılmaktadır. Markaların hükümsüzlüğü sebepleri Marka KHK’da düzenlenmiştir. Ancak kimi durumlarda temel hukuk ilkeleri dahi belirleyici olabilmektedir.

Hükümsüzlüğün Konusu Olarak Marka Hakkı

Marka yasal ve teknik tanımı ile, mal ve hizmetlerin bir başkasının mal ve hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlamaya yarayan işarettir. Yasa, marka olabilecek işaretler için öncelikle ayırt edicilik özelliği aramaktadır. Yasada marka oluşturmak için bir işletme bulunması zorunlu unsur olarak gösterilmemekle birlikte, işaretin işlevi, ilgili mal ve hizmetin geldiği işletmeyi göstermekle başlamaktadır.

Marka geçerli olduğu sürece sahibi veya izin verdiği kişiler adına olumlu nitelikte hak ve yetkiler sağladığı gibi, başkalarını markayı kullanmaktan men edici olumsuz yetkiler de getirmektedir. Tescil şartlarını karşılayan ve tescillenen marka, başvuru tarihinden itibaren 10 yıl süreyle korunur ve yenilendikçe marka hakkı devamlılık arz eder(Marka KHK 40. md). Marka ancak hak sahibinin rızasıyla vazgeçmesi, yenilenmemesi veya mahkeme kararı ile hükümsüz kılınması neticesinde sona erebilir(Marka KHK 42, 45 ve 46. md). Sonuçta marka, malın veya hizmetin sunumunu sağladığından ekonomik özellikleri olan, değeri hesap edilebilen bir gayri muayyen işletme değeridir. Bir markanın hükümsüz kılınması, sahibinin artık o markadan yararlanamaması, menfaatten yoksun kalması anlamına gelecektir.

Tescillenen marka hakkı, ancak bir mahkeme kararı ile terkin edilebilir. TPE’nin re’sen veya talep üzerine, tescil sonrası inceleme ve markayı iptal etme yetkisi bulunmamaktadır.

İşletme Açısından Markanın Önemi ve Takibi

Marka işletmenin yüzü olduğu gibi ürünü de olduğundan, hem kâr ve risk hem de rekabet avantajı bakımından anlamlı bir değere sahiptir. İşletme markayı taklit, yanaşma ve kopyalamaya karşı korumak durumundadır. Marka, talep yaratma konusunda işletmenin isminden de öncelikli bir güce sahiptir. Güçlü markalar alıcılar ve aracılar için bir cazibe oluşturur ve aracıların stok bulundurmalarını teşvik eder. Güçlü markalar müşteri bağlılığı yaratır ve başkalarının pazara girişlerini de zorlaştırır. Bu nedenlerle yazıda, son derece önemli bir işletme değerinin korunması ve üzerindeki hakkın hükümsüz kılınmasından söz ediyoruz.

Markayı Kullanma Zorunluluğu ve Sorumluluğu

Marka KHK 14. madde uyarınca, markanın tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde, haklı bir neden olmadan kullanılmaması veya bu kullanıma 5 yıllık süre için kesintisiz ara verilmesi halinde, marka iptal edilir.

Markanın tescili ile doğan tekel hakkı, üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilirken, marka sahibi de tescil tarihinden itibaren kullanma yükü altına girmektedir. Marka sahibinin kullanmadığı bir tescile dayalı olarak başkalarını men etmeye devam etmesinin adil olmayan sonuçlarının engellenmesi, bu hüküm ile mümkün kılınmıştır. Gerçekten de kullanılmayan markaların sicili kapatması, ilgili mal ve hizmetler alanında girişim hakkını kısıtlar ve rekabeti gereksiz yere sınırlar.

Nitekim, herhangi bir kullanma niyeti olmaksızın çeşitli mallarda tescillenmiş “koruyucu markalar” bu duruma somut bir örnek oluşturur. Marka KHK 14. maddede yer alan “markayı kullanma” bir yükümlülük olarak nitelenmekte ve kullanmama halinde bir hak kaybına uğranılacağı belirtilmektedir. Ancak bu sonuç kendiliğinden doğmamaktadır. Markanın kullanılmamasından dolayı doğrudan doğruya bir hak kaybı bulunmamakta; kullanılmama durumunun dava yoluyla tespit edilmesi ve markanın terkininin sağlanması mümkün kılınmaktadır. Nitekim hukuki yararı bulunan ilgililer dava etmedikçe, kullanılmayan marka sicilde kayıtlı ve geçerli kalmaya devam eder. Öyleyse markanın kullanılıp kullanılmaması bir yükümlülükten ziyade, hukuki sonuçları olan bir tercihten ibarettir. Nihayet, marka sahibinin dava yoluyla markayı kullanma ediminde bulunmaya zorlanması mümkün değildir.

Kullanmama Nedeniyle İptal Koşulları

Markanın tescil edilmiş olmasına rağmen kullanılmıyor olması, ticari hayatta serbest rekabet ortamının kurulması ve sürdürülmesi anlayışına terstir. Girişimcilerin herhangi bir sektörde kullanılmayan ama sicilde gereksiz yer işgal eden markaları iptal edebilmesi öngörülmüş, marka sahibinin çeşitli haklı gerekçelerle kullanmaya başlamak konusunda hareketsiz kalabileceği 5 yıllık süre öngörülmüştür. Bu sürenin dolması halinde artık iptal davası açılabilir. Süre içtihatlarla kabul edildiği üzere, başvuru değil, markanın tescili tarihinden başlatılmaktadır. Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilen 42/c maddesine göre, bir iptal davası açılacağı düşüncesi ile son üç aylık dönemde başlamış olan kullanma da ciddi bir kullanım sayılmamaktadır.

Esas itibarıyla, markanın çekirdek unsurunun kullanılması kullanma zorunluluğunu karşılamaya yeterli kabul edilmektedir. Nitekim Yargıtay, Falkom kararında “genuine leather by falkom” markasının kullanılmadığı iddiası üzerine davalının kanıtladığı “falkom” sözcük kullanımını yeterli bulmuştur. Nitekim anılan markada yer alan “genuine ve leather” sözcükleri nitelik ve tür gösteren sözcüklerdir. Bu markanın esas unsuru ise, “Falkom” sözcüğüdür. Avrupa Birliği Adalet Divanı da «proti» markasının kullanılmadığı için iptali davasında, marka sahibinin «proti power» ve «proti plus» markalarını kullanmış olmasının bu markayı kullanma sayılacağı yorumunu yapmıştır.

Marka kullanılmadan geçirilen sürenin son üç ayı zarfında başlayan kullanım ise dikkate alınmamaktadır. Marka KHK 42/c hükmü, markanın samimi kullanımını aradığından, iptalden kurtarmak amacıyla göstermelik kullanımı geçerli saymamaktadır. Ancak bu hüküm Anayasa Mahkemesi’nin 09.04.2014 tarih, 2013/147-2014/75 sayılı kararı ile iptal edilmiştir. İptal edilen hüküm nedeniyle, artık kullanılmayan markalara dava açılamayacağı, terkin edilemeyecekleri düşünülmemelidir. Nitekim 14. madde halen yürürlükte olup iptal davaları görülebilmektedir.

Ciddi kullanım şartı, (genuine use) 207/2009 Sayılı AB Topluluk Marka Tüzüğü 15. maddesinde de aynen yer almaktadır. Tüzük, AB dâhilinde korunacak CTM’lerin tescillendikleri mal ve hizmetler için tescilin ardından 5 yıl süreyle kullanılmaması veya kullanmaya 5 yıllık ara verilmesini yaptırıma bağlamıştır. Haklı sebepler kanıtlanmazsa, böyle bir markanın 207/2009 Sayılı Tüzüğün 50/1.a maddesi uyarınca iptaline karar verilir

Aynı şekilde, KHK uygulaması da bu sonucu öngörmektedir. Markanın ciddi anlamda, yani pazar yaratıcı biçimde kullanılması gereklidir. Bu kullanım kayıtlı olduğu emtiada ve marka işlevlerine uygun biçimde gerçekleşmelidir. Ticaret markalarında malın veya ambalajının üzerine marka konulması, etiketlenmesi suretiyle üretim ve satış eylemleri ile marka malın geldiği işletmeyi göstermiş, köken bildirmiş olur. Hizmetler açısından marka kullanımı ise, o marka ile tanıtım yapılması, katalog, broşür hazırlanması ve dağıtılması, reklam yapılması yoluyla marka ve hizmetin ilişkilendirilmesi sayesinde olur. Buna göre sadece markayı tutmaya yönelik göstermelik, sınırlı üretim ve satış eylemleri ciddi kullanma oluşturmazlar.

Marka Sahibinin Markayı Haklı Sebeplerle Kullanmaması

Markanın geçerliliğinin sürdürülmesi bakımından kullanılmasının şart koşulduğu ve kullanımın pazar yaratıcı nitelikte olması gerektiğini belirlemiştik. Ancak 14. maddeye göre, haklı sebeplerle kullanılmayan markanın iptal edilmeyeceği belirtilmektedir. Haklı sebeplerin ne olabileceği konusu açılmalıdır. Öğretiye göre haklı sebepler, marka sahibinin kendi iradesinden kaynaklanmayan sebeplerdir. Örneğin; büyük ekonomik krizler, afetler gibi toplumun genelini olumsuz etkileyen ekonomik sıkıntıların etkisi ile markanın kullanılamaması halinde durum böyledir. Buna göre, marka sahibinin ekonomik durumunun bozulması veya iş bağlantılarının kaybolması gibi ferdi sebepler haklı sebep oluşturmayacaktır.

Kullanmama Nedeniyle İptalin Etkisi

Markanın kullanılmaması nedeniyle iptaline karar verildiğinde, bu kararın Marka KHK 44. madde uyarınca geçmişe etkili olması, işaretin ilk kez kullanılmasına bağlı olarak kazanılmış öncelik hakları bakımından sorun doğurucudur. Bu bakımdan, Ankara FSHHM’nin derdest bir dosyasında, Marka KHK 42/c maddesi için iptal başvurusu olmuş, Anayasa’ya aykırı bulunan bu madde iptal olmuştur. Anılan kararın da gösterdiği gibi markanın mutlak ve nisbi ret sebeplerinden dolayı hükümsüzlüğü ile kullanmamaya bağlı olarak iptali kararlarının etkisini ayırmak gereklidir. Geçmişe etkiyi düzenleyen Marka KHK 44. madde “hükümsüzlük” tabirini kullanmaktadır. Oysa kullanma şartını düzenleyen ve süreyi belirten hüküm “iptal” tabirini kullanmıştır. Buna göre kullanmama nedeniyle iptal kararının etkisi geriye doğru değil, ileriye doğru kabul edilmelidir.

Markanın hükümsüzlüğüne dair 7 ve 8. maddelere dayalı kararlar geçmişe etkililik özelliği taşır. Bu durumda hükümsüzlük sebepleri önceden mevcuttur. Bir diğer deyimle karar, hakkı veya haksızlığı tespit ederek yeni bir durum ortaya çıkarır ve marka hakkının hükümsüz olduğu belirlenince bu etki, geçmişe yönelik olarak doğar. Ancak bu temel kuralın iki yasal istisnası bulunmaktadır:

• Hükümsüzlük kararı kesinleşmeden önce verilmiş ve uygulanmış markaya tecavüze dair mahkeme kararları, uygulanmış tedbir kararları.

• Önceki sözleşmeler (hükümsüzlükten önce yapılmış ve uygulanmış). Bu sözleşmelerin henüz uygulanmamış kısımları ise artık yerine getirilmez; hakkaniyete göre bedel iadesi mümkün olabilir.

Hükümsüzlük kararları sadece kararın verildiği davanın tarafları arasında değil, herkese karşı hüküm ifade eder. Yukarda gösterilen iki halde sınırlanmış olan geçmişe etki mutlak karakterlidir.

Marka tescili elde edenlerin, markalarını tescilledikleri forma sadık kullanmaları hem koruma açısından, hem de tescilin ayırt ediciliği açısından önemlidir. Tacirin markayı tescilinden farklı kullanması halinde, bu kullanım biçimi başkasına ait işarete doğrudan tecavüz eder hale geliyorsa kötü niyet söz konusu olabilir. Nitekim bu takdirde, tescile dayalı kullanım savunması dinlenmeyecektir. Buna karşılık, tescilden farklı biçimde kullanma hükümsüzlük sebebi olmadığından, bu çeşit kullanıma bağlı olarak marka terkin edilemez. Ancak tescilden uzaklaşan kullanımın 14. maddeye dayalı marka iptali davasında savunulması güçlük arz edebilir. Tescilli formun tamamen değiştirilmesi, tescilli markanın kullanılmadığı anlamına gelebilecektir.

Öte yandan, iptal sebebinin marka sahibinin davranışından kaynaklandığı durumda, örneğin kullanmama nedeniyle 14. maddeye aykırılık halinde, hükümsüzlük etkisi sebebin doğduğu andan itibaren kendini gösterecektir Nitekim Marka KHK’da konuya dair bir hüküm bulunmamakla birlikte, AB Marka Tüzüğü’ndeki 54/1 madde, bu şekilde hüküm içermektedir. Buna bağlı olarak, iptal şartlarının oluşmasından önceki marka ihlalleri dava konusu olabilecek, tecavüz nedeniyle tazminat istenebilecektir.

Sonuç

Marka İptal ve Hükümsüzlük davaları, süreye tabi, kendine özgü teknik özellikleri olan hukuk davalarıdır. Mal ve hizmetlerin serbestçe dolaş- tığı, piyasaların birbirine aktığı günümüz ekonomilerinde markalar, yerli veya yabancı olsun, tüm girişimciler için kritik bir öneme sahiptir. İptal davalarının hoşgörü süresi dolmadan açılmaması gereklidir. Markanın başvurulduğu değil, tescillendiği tarihten başlayan 5 yıllık sürenin dolması beklenmelidir.

Bu süre zarfında kullanılmayan, ciddi kullanıma konu edilmeyen markaların 14. maddeye dayalı olarak iptali istenebilir. İptal şartları oluştuktan sonra mahkemenin, kullandığını ispatla yükümlü olan davalının, somut yazılı kanıtlarla kullandığını ispat edememesi halinde durumu tespit ederek iptale karar vermesi mümkündür. Hizmet markaları bakımından ise, somut ürün söz konusu olmasa da, tanıtım gereçleri ispat vasıtası kabul edilecektir. İptal kararının etkisi ise, 5 yıllık sürenin bitiminden sonra hüküm ifade edecektir. Kullanmamaya dayalı iptal davası açıldığında, 5 yıllık hoşgörü süresi bitmiş olduğundan iptal sebebi tam da bu tarihte gerçekleşmiş olacaktır.

Nitekim marka sahibi açısından iptal davası açılmazdan önceki dönemde marka hakkı geçerli biçimde sicilde kayıtlıdır. Anayasa Mahkemesi’nin anılan kararı, sınaî mülkiyet alanında yasalaşma zaruretinin bir diğer kanıtını oluşturmuştur. Önceki iptal kararları da göz önüne alındığında, yasama organının konuya ne zaman hak ettiği önemi vereceği de bir merak konusudur.