Düğünde Takılan Takıların Boşanma Sonrasında Ne Olacağı Üzerine

Düğünde takılan altınlar kime ait sorusu, boşanma davalarında olduğu kadar evlilik süresince de eşler arasında ihtilaf konusu olmaktadır. Ülkemizde evlilik merasiminin önemlibir parçası da takı takma törenidir. Bu takı töreni, gelinle damadın nikah masasının başında beklediği, tüm davetlilerin öncelerinde sıraya girdikleri şekilde olabildiği gibi, gelinle damadın kese ellerinde bütün davetlilerin masasına bizzat gittikleri şekilde de olabiliyor.

Düğünde takılan altınlar kime ait sorusu, bir boşanma avukatı olarak bizi boşanma davalarının gündeme gelmesiyle ilgilendirmeye başlıyor.

Öncelikle hemen belirtmeliyim ki, evlenme sırasında kadına armağan edilen ziynet eşyaları kadına aittir. Boşanma halinde bunları geri verme yükümlülüğü yoktur. Düğünlerde altın ziynet eşyası hediye edilmesi, takılması yerleşmiş bir gelenek olarak devam etmektedir. Evlenme sırasında erkek tarafının kadına taktığı takıların bağış niteliğinde olduğunun kabulü gerekmektedir. Erkek tarafı bu ziynet eşyalarını daha sonra kadından geri alırsa bu haksız bir geri alma sayılır.

Düğün sırasında erkeğe takılan takılar kime ait olacağında ise yapılacak iş o yöredeki örf ve adetin araştırılması olacaktır. Zira bazı yörelerde erkeğe de takılsa ziynet eşyalarının tümü kadına ait sayılmaktadır.

Düğünde takılan takıların altın olması ya da altın yerine para olması halinde o yerin örf adetine göre kime ait olacağı sorunu çözümlenir. Bazı çiftlerin, ailelerinin başka başka şehirlerde yaşaması nedeniyle birden fazla düğün yaptığı durumlara da rastlıyorum. Bu halde, düğünde takılan takıların kime ait olacağı sorusuna cevap, her bir düğünün yapıldığı yer örf ve adetleri incelenerek bulunur.

T.C.

YARGITAY

2. HUKUK DAİRESİ

E. 1995/10121

K. 1995/11061

T. 26.10.1995

• KOCAYA TAKILAN ZİYNETLERİN MÜLKİYETİ

• MÜLKİYET KARİNESİ


• ÖRF VE ADET GEREĞİNCE HÜKÜM ( Kocaya takılan ziynetler )

• HUKUKİ HAMİL

• HUKUKİ ZİLYET


743/m.1,898

ÖZET: Tarafların oturdukları bölgede,düğünde kim tarafından takılmış olursa olun, takılan ziynet eşyalarının geline ait olduğunu kabule elverişli, istisnasız herkes tarafından uyulan, istikrar kazanmış, örf ve adet varsa, kadını hukuki hamil kabul etmek gerekir.


Eksik tahkikatla, kocanın üzerine takılan eşyanın kocaya ait kabulü ile kadından istirdadına karar vermek isabetsizdir.


DAVA VE KARAR : Yukarıda tarihi, numarası, konusu ve tarafları gösterilen hükmün: Dairenin 25.5.1995 gün ve 5220/6296 sayılı ilamiyle onanmasına karar verilmişti. Adı geçen Dairemiz kararının düzeltilmesi istenilmekle, evrak okundu, gereği görüşülüp düşünüldü.


YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ KARARI:
Taraflar karı kocadır. Davacı bir kısım eşyasının davalıda kaldığını iddia etmiştir. Davalı da karşı dava dilekçesinde düğünde takılan bazı ziynet eşyasının kendisine takıldığını, karısında kaldığını ileri sürüp istirdadını istemişlerdir.
İhtilaf düğünde takılan bazı ziynet eşyasının taraflardan hangisine ait olduğu noktasında düğümlenmektedir.


"Menkul bir şeyin zilyeti onun maliki addolunur" ( M.K. 898 ). Taraflar bu karinenin aksini her türlü delil ile ispatlayabilirler.


Mahkeme söz konusu ziynet eşyasının kocaya takıldığını belirleyip isteği kabul etmiş, ancak yargılama sırasında kadın örf ve adet gereği tüm ziynet eşyasının kim tarafından hediye edilirse edilsin geline ait olacağını savunmuştur.


Medeni Kanunun 1. maddesi gereği Hakim Kanunda hüküm bulunmayan hallerde örf ve adet gereğince karar verme yetkisıne sahiptir. Taraflar zilyetlik karinesinin aksint her türlü delil ile ıspatlıyabileceklerine göre.burada örf ve adetin tesbiti önem taşımaktadır. Tarafların oturdukları bölgede, düğünde kim tarafından hediye edilmiş olursa olsun, takılan ziynet eşyasının geline ait olduğunu kabule elverişli istisnasız herkes tarafından uyulan, istikrar kazanmış örf ve adet varsa, kadını hukuki hamil kabul etmek gerekir. Bu yön gözetilmeden örf ve adet araştırılmadan, eksik tahkikatle düğün sırasında kocanın üzerine takılan eşyanın kocaya ait kabulü ile kadından istirdada karar verilmesi doğru değildir.


Bu ıtibarla hükmün bozulması gerekirken temyiz incelenıesi sırasında bu yön gözden kaçmış ve hüküm onanmış olmakla onama kararına kaldırılması ve hükmün bozulması uygun düşmüştür.

SONUÇ : Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 440 ve 442 maddeleri gereğince karar düzeltme isteğinin kabulüne onama kararının kaldırılmasına ve hükmün gösterilen sebeple ( BOZULMASINA ) oyçokluğuyla karar verildi.