"Marcus Gafen Davası" - İşkence Sırasında Elde Edilen Deliller Üzerine

2002  yılında Almanya Frankfurt’ ta hukuk fakültesi öğrencisi olan, Magnus  Gafen, ablasının arkadaşın olmasından yararlanarak on bir yaşındaki JM’yi, kaçırmış ve bir apartman dairesinde öldürmüştür. Biestel’ de özel bir mülk içerisinde yer alan iskelenin altına cesedi gömen Gafen , JM’yi kaçırdığını bir notla ailesine bildirerek fidye olarak bir milyon euro talep etmiş, bununla beraber kendisi yurtdışına çıkana kadar herhangi bir takibin yapılmayacağı konusunda bir anlaşma öne sürmüştür.
Aile ve polisin iş birliği sonucunda, tramvay istasyonunda fidye teslim edilmiş ve ertesi gün öğle saatlerinde, havaalanında Gafen tutuklanmıştır. On bir yaşındaki JM’nin yaşam tehlikesi bulunduğu için en kısa sürede ulaşmak adına, Gafen’a yapılacak olan sorguda fiziksel acı uygulanacağı tehdidinde bulunulabileceği ve hatta sonuç alınamazsa şiddetin uygulanabileceği emir komuta zinciri tarafından emredilmiştir. Soruşturma neticesinde polis,  Gafen’ın cinayeti itiraf etmesini sağlayıp, cesedin yerini öğrenmiştir. Ceza yargılamasında yapılan bu ikrar ile mahkûmiyet kararı alan Gafen 2010 yılında, hukuki delillerin toplanılırken hukuka aykırı bir süreç izlendiği, kendisine polis tarafından şiddet uygulanmanın yanında cinsel saldırı tehdidinde bulunulduğunu iddia etmiştir. Polis, çocuğun bulunmasındaki öneme dikkat çekerek, şiddet uyguladığını kabul etmiş lakin  cinsel saldırıyı reddetmiştir ki bu iddia kanıtlanamamıştır. 

Alınan karar üzerine, Gafen, Alman Federal Mahkemesi'ne başvurmuştur. Mahkeme, buradaki hakkaniyet dengesinin gözetilerek, kullanılan delillerin elde edilmesinin ceza yargılamasından ayrı bir sürece tabi olduğunu ve yargılamayı etkilemeyecek ölçüde olduğuna karar verip başvuruyu reddetmiştir. Bunun üzerine Gafen AİHM ‘ e başvurarak, adil yargılanma ihlali olduğunu, işkence altında elde edilen delillerin kullanılamayacağını bu gerekçe ile yeni bir yargılanma yapılmasını talep etmiştir. AİHM ‘in yaptığı görüşmeler ve oylamalar neticesinde başvuru kabul edilmemiş ve fiziksel acı ve psikolojik baskı tehdidi altında yahut uygulanarak elde edilen bulguların somut olayda geçerli hukuki delil vasfına haiz olduğu belirtilmiştir.
AİHM tarafından verilen bu kararı, şahsın kanaatince doğru bulmak yerinde değildir. Yargılanma önem atfeden adil yargılanma hakkı ilkesinin açıkça ihlal edildiği aşikârdır. Benzeri birçok somut olayda alınan kararların aksine, Gafen davasında ihlal bulunmadığının söylenmesi, verilen kararların objektiflikten yoksun olup olmadığının doktrinde tartışılmasına yol açmıştır. 

Pınar Saruhan