Dava Arkadaşlığı Nedir?

Bir dava, zorunlu öğeleriyle başka bir davadan ayrılır. Bazen ortada bir dava mı birden fazla dava mı olduğu sorun yaratabilir. Bu gibi durumlarda, davanın zorunlu öğelerinde çokluk olup olmadığına bakmak gereklidir. Davanın öğelerinin en az birinde çokluk bulunmasına dava yığılması denir.

Aynı yargılama içinde, davaların yığılması davacı ve davalı yanda birden fazla tarafın bulunmasına bağlı olarak ortaya çıkmışsa buna sübjektif dava yığılması ya da dava arkadaşlığı denir. Dava arkadaşlığı da yine ihtiyari dava arkadaşlığı ve zorunlu dava arkadaşlığı olmak üzere ikiye ayrılmaktadır:

1. İhtiyari Dava Arkadaşlığı

İhtiyari dava arkadaşlığını doğuran nedenler şunlardır (HMK m. 57/1):

  • Davacılar veya davalılar arasında dava konusu hak veya borcun elbirliği ile mülkiyet dışındaki bir nedenle ortak olması,

  • Ortak bir işlemle hepsinin yararına bir hak doğmuş olması veya kendilerinin bu şekilde bir yükümlülük altına girmeleri,

  • Davaların temelini oluşturan olguların ve hukuksal nedenlerin aynı veya birbirine benzer olması.

Yukarıda saymış olduğumuz nedenleri kısaca açıklayacak olursak:

a. Davacılar veya davalılar arasında dava konusu hak veya borcun elbirliği ile mülkiyet dışındaki bir nedenle ortak olması: Örneğin mütelselsil borçlulukta borçluluar arasında ihityari dava arkadaşlığı bulunmaktadır. (TBK m. 163) Zira alacaklı alacağının tamamını müteselsil borçlulardan birinden de isteyebileceği için hepsine birden dava açmasına gerek yoktur. Bütün borçlular, alacaklıya karşı borcun tamamından asıl borçlu sıfatıyla sorumludurlar. Burada elbirliği mülkiyetinin zorunlu dava arkadaşlığını doğurduğuna da dikkat etmek gereklidir.

Adi ortaklıkta ortaklar, ortaklığın para borçlarından; miras ortaklığında ise mirasçılar, miras bırakanın borçlarından müteselsil olarak sorumludur. Bu nedenle, gerek adi ortaklıkta ortakların gerekse mirasçıların kendi aralarından sözü edilen borçlar nedeniyle açılan davalarda ihtiyari dava arkadaşlığı vardır. Paylı mülkiyette de paydaşlar arasında, ihtiyari dava arkadaşlığı vardır.

Dava konusu hak ve borcun ortak olmasının aynı nedene dayanması gerekmez. Ortaklık, taraflardan biri için sözleşmeden,öteki için mirasın geçişinden doğmuş da olabilir. Bunun bir önemi yoktur.

b. Ortak bir işlemle hepsinin yararına bir hak doğmuş olması veya kendilerinin bu şekilde bir yükümlülük altına girmeleri: HMK md. 57/1-b’de bu duruma yer verilmiştir. Ortak bir işlemle birden çok kişi, bölünebilen bir borç altına girmişse bu kişiler arasında da ihtiyari dava arkadaşlığı söz konusu olacaktır. Bununla ilgili bir apartman dairesinin üç kişi tarafından kiralanmasıdır. Kira borcu ödenmediğinde kiralayanın açacağı kira alacağı davasında borçlular arasında ihtiyari dava arkadşlığı söz konusu olacaktır.

c. Davaların temelini oluşturan olguların ve hukuksal nedenlerin aynı veya birbirine benzer olması: Örneğin; birden fazla kişi birlikte haksız eylem işlemişse birincil ve ikincil sorumlu ayrımı yapmaksızın hepsi o eylemden sorumlu olur. Yine, bir anonim ortaklığın, üç ortağının genel kurul kararının iptali için birlikte dava açmasında da taraflardan her biri için aynı nedenden doğmuştur.

Sonuçlarına gelecek olursak;

– İhtiyari dava arkadaşlığında, davalar birbirinden bağımsızdır. Dava arkadaşlarından her biri, diğerinden bağımsız olarak hareket eder. (HMK Md. 58) Bu nedenle,

  • Dava arkadaşı sayısı kadar dava vardır. Süreler her bir dava arkadaşı için ötekinden bağımsız olarak işler.

  • Dava arkadaşlarının her biri ötekinden bağımsız olarak usul işlemleri yapabilirler. Her dava arkadaşının ikrar, feragat, kabul, yeminin kabulü ve yemin gibi işlemleri yalnızca onun hakkında geçerlidir.

  • Mahkeme, her bir dava arkadaşı için ayrı ayrı hüküm verebilir.

  • Her bir dava arkadaş diğerinden bağımsız olarak yasa yoluna başvurabilir. Burada üzerinde önemle durmak istediğim husus şudur; dava arkadaşlarından biri temyize başvurduğunda, hüküm bozulursa bozmadan, yalnızca temyize başvuran taraf yararlanır.

– Dava arkadaşları, öteki dava arkadaşlarının davasında taraf değildir, üçüncü kişi kabul edilir.

– Aynı yargılama içerisinde görülen bütün davalar için önemli olan bir olay (vakıa) yalnızca bir dava arkadaşı tarafından ileri sürülse bile, bu olay diğerlerinin davaları açısından da sonuç doğurur.

– İhtiyari dava arkadaşlığı davacılar arasındaysa dava arkadaşları, davalarını tek bir dilekçeyle açarlar. Bütün dava arkadaşlarının, ad, soyad, ve adreslerinin dava dilekçesinde ayrı ayrı gösterilmeleri gereklidir.

– İhtiyari dava arkadaşlığı davalılar arasındaysa davacı, dava arkadaşlarına karşı tek dilekçeyle dava açar. Bütün davalıların, ad, soyad ve adreslerinin dava dilekçesinde ayrı ayrı gösterilmeleri gereklidir. Dava, ihtiyari dava arkadaşlarından birinin yerleşim yerinde açılabilir.

İhtiyari dava arkadaşları arasında tahkikat aşaması ortaktır. Yani dava, bütün dava arkadaşlarının çağrıldığı ve hazır bulunduğu aynı oturumda birlikte incelenir.

2. Zorunlu Dava Arkadaşlığı

Zorunlu dava arkadaşlığı, maddi hukuka göre, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi gereken durumlarda oluşan dava arkadaşlığıdır. (HMK Md. 59) Bu durumda tarafların birlikte dava açmaları ya da kendilerine karşı birlikte dava açılması zorunludur.

Zorunlu dava arkadaşlığı, maddi bakımdan ve şekli bakımdan zorunlu dava arkadaşlığı olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.

a. Maddi bakımdan zorunlu dava arkadaşlığı: Dava konusu olan hukuksal ilişki, birden fazla kişi arasında ortak olup da bu hukuksal ilişki hakkında mahkemece bütün ilgililer için aynı biçimde ve tek bir karar verilmesi zorunlu ise buna, maddi bakımdan zorunlu dava arkadaşlığı denilmektedir. Elbirliği halinde mülkiyet ilişkisi ve hak veya borcun bölünemez oluşu buna verilecek en önemli örneklerdir.

b. Şekli bakımdan zorunlu dava arkadaşlığı: Maddi bakımdan bir zorunluluk olmamakla birlikte, usuli nedenlerle birden fazla kişiye karşı dava açılmasının zorunlu olduğu; ancak ilgililer hakkında aynı biçimde ve tek bir karar verilmesinin zorunlu olmadığı durumlara, şekli anlamda zorunlu dava arkadaşlığı denilmektedir. Bu dava arkadaşlığı yasaya dayanır ve yalnız davalılar arasında söz konusu olur. Örneğin; asli müdahale davasında davalılar arasında, soybağının reddi davasında davalı anne ve çocuk arasında, tapusuz taşınmaz için olağanüstü zamanaşımına dayanan tescil davasında davalı hazine ve ilgili kamu tüzel kişisi arasında vb. gibi.

Sonuçlarına gelecek olursak;

  • Zorunlu dava arkadaşları ancak birlikte dava açabilir ve aleyhlerine de birlikte dava açılabilir. (HMK Md. 60) Dava zorunlu dava arkadaşlarından yalnız biri veya bazıları tarafından açılmış ise hemen reddedilmez; mahkeme davacıya diğer zorunlu dava arkadaşlarını davaya katması veya muvafakatlerini alması için süre verir. Süresi içinde söylenilenler yapılmazsa dava sıfat yokluğundan reddedilir.

  • Maddi bakımdan zorunlu dava arkadaşlığında davalılar birlikte hareket etmek zorundadırlar (HMK Md. 60) Buna göre dava arkadaşları hep birlikte; davadan feragat edebilir, davayı kabul edebilir, sulh olabilir, bir olayı ikrar edebilir, yemin teklif edebilir, yemin edebilir. Dava arkadaşlarının hepsine karşı, birlikte yemin teklif edilebilir. Duruşmaya gelmiş olan dava arkadaşlarının yaptıkları işlemler usulüne göre davet edildiği halde gelmeyen diğer dava arkadaşlarını da etkiler.

  • Zorunlu dava arkadaşlığında tek bir dava vardır. Bu nedenle tahkikat aşaması ortaktırç. Davada tek bir hüküm verilir. Ancak şekli bakımdan zorunlu dava arkadaşlığında mahkeme dava arkadaşlarından birinin davasını kabul, diğerininkini reddedebilir.

  • Maddi bakımdan zorunlu dava arkadaşları hükmü birlikte yasa yoluna götürebilir. Ancak şekli bakımdan zorunlu davalarından her biri diğerinden bağımsız olarak hükmü yasa yoluna götürebilir.

  • Davada haksız çıkan tarafta birden fazla dava arkadaşı varsa, mahkeme yargılama harç ve giderlerini, davadaki ilgilerine göre bu dava arkadaşları arasında paylaştırabilir. Bu halde, her dava arkadaşının sorumlu olduğu miktar hükümde ayrı ayrı gösterilir. Ancak mahkeme, haksız çıkan taraftaki dava arkadaşlarının yargılama giderlerinden BK’nın 141. vd. Maddelerine göre müteselsilen sorumlu olduklarına da karar verebilir.

KAYNAKÇA:

  • ALANGOYA/YILDIRIM/YILDIRIM: Usul(2004)

  • KURU/ARSLAN/YILMAZ: Usul (2004)

  • ÖNEN: Yargılama (1979)

  • PEKCANITEZ: Usul (2000)

  • KONURALP: Usul (2006)

  • ULUKAPI: Tarafların Duruşmaya Gelmemesi (1997)

  • www.kazanci.com.tr

  • ERCAN,İsmail (Themis) : Medeni Usul Hukuku (2014)