Hukuki Boyutu ile İnternet

 İletişim tarihin  her   safhasında  insanoğlu için   oldukça önemli bir kavram olmuştur.  Önceleri günlük ihtiyaçların giderilmesi için  bir  araç olarak kullanılan iletişim, zamanla belki de  en  önemli fonksiyonu olan bilginin aktarımında (ve dolayısıyla bilginin birikiminde) rol  oynamıştır. Bilginin sonraki nesillere aktarımı ilk  başta hiyeroglif ve çivi  yazısı gibi ilkel  yöntemlerle ve oldukça yavaş  bir  şekilde gerçekleşmişken çağımızda bu  aktarım çok  daha hızlı  ve komplike araçlarla gerçekleşmektedir. Teknolojide yaşanan gelişmeler tabi  ki  bir  süreç içinde ilerlemiş ve neticede ortaya “bilişim” kavramı çıkmıştır.

 

Yaşanan bu  süreç  boyunca, yaklaşık otuz ton   ağırlığındaki ENIAC isimli ilk  bilgisayardan, cep  boyutunda bilgisayar fonksiyonlu akıllı tele- fonlara kadar geçen  teknolojik gelişim, insan hayatında da  oldukça farklı alanlarda değişiklikler yaşanmasını sağlamıştır. Bu gelişimde belki de en büyük sıçramayı internet kullanımı ve bu  kullanımın  bireyselleşmesi  ve sadece iş hayatında değil özel hayatta da yaygınlaşması gerçekleştirmiştir.

 

Gelinen safhada bilgisayar ve internet artık lüks olmaktan çıkmış ve neredeyse hayatımızın ayrılmaz bir  parçası, bir  temel ihtiyaç haline gel- miştir. Bu durum da  beraberinde çeşitli hukuki sorunların gündeme gel- mesine sebebiyet vermiştir. Hukuki sorunların bazıları özel  hukuk alanı- na bazıları da  genel  olarak kamu hukuku ve bu  dalın özel  bir  alanı olan ceza  hukuku kapsamına “bilişim suçları” başlığı altında yer almaktadır. Tabi  ki “bilişim suçları” sadece bilgisayar aracılığıyla ve internet ortamında işlenmemektedir. Ancak bu çalışmada ele alınacak olan olay bilgisayar aracılığıyla ve internet ortamında gerçekleştiğinden, çalışma genel olarak bu  konuya odaklanmaktadır.

 

 

BİLİŞİM VE HUKUK

 

İnternetin, teknik imkânlar elverdiğince, sağladığı sınırsızlık, hayal cünün sınırsızlığı ile aynı  doğrultuda ilerlemektedir. Öyle  ki,  artık fiziki hayatımız, birkaç istisna ve tabii engeller haricinde sanal ortama aktarılmıştır diyebiliriz. Bugün bilgisayarların ve bilgisayar temelli internet gibi teknolojilerin bir  şekilde rol oynamadığı insan faaliyeti yok gibidir. Dijitalleşme insan hayatına yeni  bir  yön  vermekte, geleneksel değerlerin değiş- mesine yol açmaktadır. Bugün kimsenin geleneksel mektupla haberleştiği neredeyse görülmemektedir. Hemen hemen herkesin bir  elektronik posta kullanıcısı olduğunu söylemek çok  da  abartılı olmayacaktır.

 


İnsan hayatında köklü değişikliklere yol açan bilgisayarların ve internetin aynı  zamanda yeni  hukuki sorunları da  beraberinde getirmesi kaçınılmazdır. Özellikle yazılımların ve internetin gelişmesi, geleneksel üretim ve iletişim ilişkilerinin geçerli olduğu evrede şekillenen klasik hukuk kurallarının, yeni sorunlar karşısında yetersiz kalmasına yol açmaktadır. Hukukun hemen her  disiplini bilişim kaynaklı sorunlara eğildiği  gibi  ar- tık “bilişim hukuku”ndan bahsedilmektedir.

 

1.1. Bilişimin Temelinin “Bilgi” Olması

 

Türk Dil Kurumu Büyük Türkçe Sözlüğü’nde bilişim: “İnsanoğlunun teknik, ekonomik ve  toplumsal alanlardaki iletişiminde kullandığı ve bilimin dayanağı olan bilginin özellikle elektronik makineler aracılığıyla düzenli ve  akla uygun bir  biçimde işlenmesi bilimi, enformatik” şeklinde tanımlanmaktadır. Bu  ifadede “bilgi” temel alınmıştır ve bu  oldukça yerindedir. Çünkü bilişimin özü,  teknik koşulların elverdiği ölçü- de  “bilgi”nin kişiler arası  paylaşımıdır. Tekniğin binlerce yıllık  gelişimi neticesinde bugün gelinen noktada  bilgi,  saliselerle ölçülecek sürelerde dünyanın farklı noktalarına aktarılabilmektedir. Bu  nedenledir ki  içinde bulunduğumuz zaman dilimine “Bilgi  Çağı”  diyenler çok  da  haksız değillerdir.


1.2. “Bilgi”nin İnternet Aracılığıyla Paylaşımının Ticari Boyutu

 

Bankacılık işlemlerinin büyük bir  kısmının internet vasıtasıyla yapıl- ması, internet üzerinden yapılan reklamların bütçelerinin artması, elekt- ronik  ticaretin yaygınlaşması, yasa   koyucunun bu   hususta  düzenleme yapma ihtiyacı görmesi ve bunun yanında internet üzerinden yapılan faa- liyetlerle elde  edilen gelirlerin vergilendirilmesi için  denetimlerin arttırıl- ması gibi  gelişmeler göstermektedir ki  internet, artık ekonomi alanında da oldukça yaygın  bir  şekilde kullanılan ve hatta kendi ekonomisini yara- tan  bir  araç haline gelmiştir. Bu ekonominin daha da  büyümesini isteyen girişimcilerin, daha fazla  kişinin internet kullanıcısı olması için  çabala- dıkları da  görülmektedir.

 

Bu  çabalar neticesinde ticari olarak kullanılabileceği çok  öngörülme- yen bazı  (özellikle kişisel) bilgiler, internet aracılığıyla bir nevi meta olarak kullanılabilmektedir. Söyle  ki;  internetin en  yaygın  kullanım amaçların- dan birinin, iletişim ve sosyalleşme olduğu söylenebilir. Kullanıcıların bu amaçla dâhil oldukları, özellikle üyelik sistemiyle çalışan sanal platform- lar,  kullanıcılardan, üye bilgileri adı  altında kişisel bilgiler talep etmekte- dirler. Bu sayede milyonlarca kullanıcının kişisel bilgileri internet ortamı- na aktarılmaktadır. Bu  gibi  platformların gelir  kaynaklarının büyük bir bölümünü reklamlar oluşturmaktadır.  Oldukça ciddi reklam gelirleriyle bu  platformlar kişilere ait bilgileri anılan reklamların hitap edeceği grup- ları  oluşturmakta kullanmaktadırlar.

 

BBC’nin  bir  haberine göre, İngiltere’de 2009 yılında internet siteleri- ne verilen reklamların  bütçesi televizyon reklamlarını ilk  kez  geçmiştir. Reklam sektöründe  faaliyet gösteren Media Planning Group’un yetkilisi Mark  Mendosa bu  artışın sebebini şöyle  açıklamış: “Sanal ortama rek- lam verenler, paralarının nereye gittiğini görebiliyorlar; satışların na- sıl etkilendiğini anında saptayabiliyorlar… Oysa televizyona,  radyo- ya, reklam panolarına verdikleri reklamların birebir etkisinden emin olamıyorlar…” Açıklanan sebep oldukça mantıklıdır, çünkü bir  internet kullanıcısının  hareketleri,  televizyon izleyicisine göre  çok  daha ayrıntılı olarak takip edilebilmektedir. Kişinin hangi siteye girdiği, hangi noktaya, kaç  sefer tıkladığı gibi  bilgilere ulaşmak  mümkün  olmaktadır.  Reklam veren ise bu takip imkânı sayesinde tabir yerindeyse “nokta atışı” olarak

yatırımlarını yönlendirebilecektir.


Ticari açıdan, kira, istihdam, elektrik, su  ve ağır  vergiler gibi  masraflardan tasarruf  etmek isteyen yatırımcılar için  de  internet, “elektronik ticaret” kavramını hukuk literatürüne kazandırmıştır.

 

Ticaretin temel taşlarından birinin iletişim olduğu kabul edilirse, internetin, günümüzde ticaretin iletişim ayağında, diğer iletişim araçlarına nazaran daha büyük yer kaplamaya başladığını söyleyebiliriz.

 

Tekniğin sağladığı hız  ile saliselerle ölçülen kısa bir  sürede gerçekleş- tirilen “iletişim”, elektronik ticaret açısından hukuken, icaba davetlere, icaplara,  kabullere  ve   nihayetinde sözleşmelere dönüşebilmektedir. Elektronik ticaret o kadar ciddi boyutlara ulaşmıştır ki Bankalararası Kart Merkezi’nin açıkladığı verilere göre  2013 yılının Mayıs ayına kadar “inter- nette  yapılan kartlı ödeme işlemleri” sayısı toplam 67.511.030’dur. Yine 2013 Mayıs  ayına kadar yapılan işlemlerin toplam tutarı yaklaşık 3 Milyar  TL’dir. Bu  rakamlar da  internetin ticari hayatta ne  denli büyük bir yer kapladığının basit bir  göstergesidir.

 

İnternetin ticari hayatta oynadığı rolün önemli boyutlara ulaşması be- raberinde bazı  hukuki sorunları gündeme getirmiş ve bu  doğrultuda yasa koyucular, bazı   düzenlemeler yapma ihtiyacı hissetmiştir.  Bu  çalışma hazırlanırken henüz TBMM gündeminde görüşülmek üzere 240 sıra nu- marası ile bekleyen Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun Tasarısı, bu ihtiyacın giderilmeye çalışıldığının somutlaştığı bir  örnek ola- rak gösterilebilir.

 

Kamu otoritelerinin  bu   doğrultudaki  çalışmalarını  yoğunlaştırdığını gösteren bir  diğer somut örneği de  Maliye  Bakanlığı Gelir İdaresi Baş- kanlığı’nın yapmış olduğu çalışmalardır.  Anılan başkanlığın hazırladığı internet sitesi  sayesinde elektronik ticaretin diğer bir  boyutu olan vergi alanında bazı  hususların açıklığa kavuşturulması için  çalışmalar başlatıl- mış ve bu  çerçevede elektronik ticaret yapan “elektronik girişimci”lerin vergisel sorumlulukları açıklanmaya çalışılmıştır.

 

Görüleceği üzere internetin ticari hayattaki kullanımının artması  ile birlikte çeşitli hukuki düzenlemeler gündeme gelmiştir. Yukarıda da  be- lirtildiği üzere bu  ticari kullanım sürecinde kişiler bazen bilinçli olarak bazen de çeşitli yollarla bilinçsiz olarak kişisel bilgilerini internet ortamın- da paylaşmaktadırlar. Bu paylaşımların kötü niyetli kullanımı da konuyu,

çalışmamızın ana başlığı olan “bilişim suçları” boyutuna taşımaktadır.