Teslime Bağlı Rehin Özellikleri


Taşınır rehni, alacaklının bir  ya da  birden fazla  alacağını teminat altına almak amacıyla, rehin veren (malik) tarafından bir  ya da  birden fazla  mal veya hak üzerinde rehin kurmasını amaçlayan bir  rehindir. “Taşınır Rehni”  ifadesinin içinde; teslime bağlı  rehin, Türk Medeni Kanunu'nun

940 ıncı  maddesinde öngörülen rehin, ticari işletme rehni, hapis hakkı, alacak ve sair haklar üzerindeki rehinler yer  almaktadır . Kanun koyucu, taşınır rehnini düzenlerken esas itibarıyla teslime bağlı  rehin türün örnek almıştır. Buna bağlı  olarakta taşınır rehnin temelini teslime bağlı rehin oluşturur.


 Teslime bağlı  taşınır rehni, belli  bir  alacağı teminat altına almak ama- cıyla, konusunu oluşturan taşınırın araçsız olarak, alacaklıya veya bir  gü- venilir üçüncü kişiye geçirilmesiyle kurulan  ve hukuksal işleme dayanan bir taşınır rehin türüdür.

 Teslime bağlı  rehin

 Genel Olarak

 Teslime bağlı  taşınır rehni, belli  bir  alacağı teminat altına almak amacıyla, konusunu oluşturan taşınırın araçsız olarak, alacaklıya veya bir  güvenilir üçüncü kişiye geçirilmesiyle kurulan  ve hukuksal işleme dayanan bir taşınır rehin türüdür. Bu rehin türünün konusunu dar ve teknik an- lamda taşınırlar (prensip olarak maddi değeri olan eşyalar) oluşturmakla birlikte,  alacağın da  hukuken geçerli ve miktarının belirlenebilir olması gerekmektedir.

 MK.m.9464 hükmüne göre;  rehinli alacaklı, rehinle teminat altına alınan alacağın ödenmediği hallerde, rehin konusu taşınırı paraya çevirerek alacağını elde  etme yetkisine sahiptir.

Alacaklının rehinli mal  üzerinde kural alarak başka bir  hakkı yoktur, alacaklı rehinli mala ilişkin herhangi bir tasarruf işlemi yapamaz ve rehinli maldan(paraya çevirme hakkının kullanılması dışında) yararlanamaz. Ancak taraflar alacaklının rehinli malı kullanma ve  ondan yararlanma hakkına sahip olduğunu kararlaştırabilirler6.  MK.m.945 hükmü göre, rehinli alacaklının aksine davranışlarda bulunması halinde ise,  meydana gelen  zararlardan dolayı sorumlu olacağı öngörülmüştür.

Rehin verenin mutlaka şahsen borçlu olması gerekmez. Başkasının borcu için  de  kendi malı üzerinde alacaklı lehine rehin kurabilir.  Yani borçlu ve malikin aynı  kişi  olması gerekmez. Ayrıca  bir  taşınır eşya  üzerinde rehin hakkı kurulması, tek  başına malikin tasarruf yetkisini sınırlamaz. Malik  MK.m.  941/1 hükmü uyarınca söz  konusu taşınırın mülki- yetini  devredebileceği gibi, ikinci bir  rehin hakkı da  tesis edebilir.

Taşınır üzerinde birden fazla  rehin kurulması durumunda art rehin durumu oluşur. Ancak bu  durumda MK.m.  941/1 hükmü uyarınca malikin , birinci alacaklıya , alacak ödendiği zaman taşınırı diğer alacaklıya teslim etmesi gerektiğini belirten yazılı  bir  bildirimde bulunması gerekir.

Teslime bağlı  rehin para alacakları yanında diğer edim yükümlülükleri içinde kurulması mümkündür.  Alacağın miktar olarak kesin şekilde belirlenmiş olması gerekmez; belirlenebilir olması yeterlidir. Ancak taşır rehni alacağa bağlı  bir  hak(alacağın bir  fer’ idir) olduğundan, alacağın geçerli olması şarttır.  Alacakla birlikte doğar, ancak alacak herhangi bir sebep yüzünden geçersiz olur ise rehin hakkı da  son  bulur.

 Teslime bağlı  rehin medeni kanunun 939 uncu ve devamı maddeleri arasında düzenlenmiştir.


 Teslime Bağlı   Taşınır Rehninin  Kurulmasını Sağlayan Hukuki

İşlemler

 Teslime bağlı  rehin, rehin edilecek taşınırın dolaysız zilyetliğinin alacaklıya veya tarafların anlaştıkları üçüncü kişiye geçirilmesi ile kurulur. MK.m.936/1  hükmü  uyarınca, taşınırlar,  ancak  zilyetliğin alacaklıya devri suretiyle rehin edilebilir.

 Rehin kurulabilmesi için  iki  ayrı  işleme ihtiyaç vardır bunlardan biri; rehin konusu taşınırın maliki ile  alacaklı arasında yapılacak rehin sözleşmesi, diğeri ise rehin konusu  taşınır üzerindeki dolaysız zilyetliğin alacaklıya devredilmesidir.

 Rehin Sözleşmesi

 Rehinli alacaklının, taşınır eşya üzerinde rehin hakkı kazanabilmesi için, bu  hususta rehin veren ile rehin alanın anlaşmış olması gerekir. Rehin verenin, üzerinde rehin kurulması için  taşınırın  dolaysız zilyetliğinin rehinli alacaklıya devri, rehinli alacaklının da  taşınırın dolaysız zilyetliğinin devredildiğini kabul etmiş olması aranır. Ancak MK.939. maddesinde teslime bağlı  rehinde, rehin sözleşmeden hiç  söz  etmemiştir.

 Bu  sözleşme, rehin hakkının kazanım sebebini oluşturur ve herhangi bir şekle tabi  olmaksızın yapılabilinir(sözlü olarak ta yapılabilir). Rehin sözleşmesinin taraflarından biri  daima alacaklıdır. Karşı tarafın mutlaka da  borçlu olması şart değildir; üçüncü bir  kişi  de  borçlunun borcu için  kendi taşınırını rehin verebilir.

 Dolaysız Zilyetliğin Alacaklıya Devredilmesi

 Dolaysız zilyetliğin devri, rehin hakkının  kamuya karşı açıklığa kavuşmasını sağlar(aleniyet ilkesi). Öncelikle zilyetliğin devri şartı, rehin veren kimse ile alacak ilişkisine girecek olan üçüncü şahıslar, söz  konusu taşınır üzerinde daha önceden bir  rehin hakkının tesis edildiğini öğrenme imkanına sahip olurlar.

 Taraflar arasında  bir   rehin  sözleşmesinin yapılmış olması, teslime bağlı  rehnin kurulması için  yeterli değildir. Çünkü rehin sözleşmesi alacaklıya, sadece rehin konusu  olan taşınırın  dolaysız zilyetliğinin teslim veya havale yoluyla  kendisine devredilmesini isteme hakkı verir.

MK.m.939/f.3 hükmüne göre  “Taşınır, fiilen yalnız rehnedenin hâkimiyetinde kaldığı sürece rehin hakkı doğmaz.” Bu yüzden rehin hakkını ayni  bir  hak olarak doğabilmesi için  yapılması gereken ikinci işlem, rehin konusu  taşınır üzerinde dolaysız zilyetliğin alacaklıya devredilmesidir. Bu  ise  rehin hakkının ayni  bir  hak olarak doğumunu sağlayan tasarruf işlemidir ve rehin sözleşmesi de  bu  tasarruf işleminin hukuki sebebini oluşturur.

 Dolaysız zilyetliğin alacaklıya mutlaka  da  taşınırı fiilen  teslim etmek suretiyle devredilmesi şart değildir. Dolaysız zilyetlik fiilen teslimden başka yollarla da,  örneğin; rehin konusu malda üçüncü bir  kişi  dolaysız zilyet ise, malik teslime bağlı  rehni zilyetliğin havelesi yoluyla  da kurabilir.