Vergi Cezaları

Vergi Cezaları hakkında: Madde 331 - Vergi kanunları hükümlerine aykırı hareket edenler, bu kitapta yazılı vergi cezaları (4369 sayılı Kanunun 81/A-13 üncü maddesiyle değiştirilen ibare) (vergi ziyanı cezası ve usulsüzlük cezaları) ve diğer cezalarla cezalandırılırlar. Madde hükmünden de anlaşılabildiği üzere vergi ödevlerinin yükümlüler ya da vergi sorumlularınca yerine getirilmemesi nedeni ile yasalarına göre ödemekle zorunlu kılındıkları cezalardır



Vergi Cezalarının Muhatabı 

Vergi cezaları, ziyaa uğratılan verginin tazminini de amaçlaması nedeniyle cezanın muhatabının Belirlenmesi açısından genel ceza hukuku ilkelerinden ayrılmaktadır. Bu nedenle genel olarak, tasarruf ehliyetine sahip gerçek veya tüzel kişiler cezaya muhatap olurken tasarruf ehliyeti olmayan küçük veya kısıtlılar cezanın muhatabı sayılmamışlardır. Nitekim VUK'un 341. maddesinde vergi ziyaı mükellef veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini eksik yerine getirmesi veya zamanında yerine getirmemesi nedeniyle verginin eksik tahakkuk etmesi veya zamanında tahakkuk etmemesi olarak tanımlanmış ve aynı Kanunun 344. maddesinde de vergi ziyaına sebebiyet verenlere vergi ziyaı cezası kesileceği belirtilmiştir.
Aynı Kanun’un 9. maddesinde mükellefiyet veya sorumluluk için kanuni ehliyetin şart olmadığı hükmü yer almaktadır. Bu itibarla, vergi kanunları hükümlerine aykırı hareket eden herkes ceza muhatabı olabilecektir. Kanun hükmüne aykırı hareket edilmesinde yerli veya yabancı olmanın ya da yaşlı veya genç olmanın önemi yoktur. Ancak kendilerine izafeten veli, vasi veya kayyımın vergi kanunlarına aykırı hareketlerinden dolayı, velayet ve vesayet altında bulunanlarla, işlerinin idaresi bir kayyıma tevdi edilmiş olanlar, ceza muhatabı olmayacaktır.

Küçük ve Kısıtlıların Ceza Muhatabı Olmadığı Haller 

VUK'nun 10 maddesindeki düzenlemeye paralel olarak aynı Kanunun 332. maddesinde de Küçüklerle kısıtlıların mükellef veya sorumlu olmaları halinde cezanın bunlar adına değil, bunların kanuni temsilcisi adına kesilmesi gerektiği belirtilmektedir. Çünkü bu kişilerin vergi ödevleri kanuni temsilciler tarafından yerine getirilmektedir. Kanuni temsilcilerin vergi kanunlarına aykırı hareketlerinden dolayı ceza kesilmesi gerektiğinde de cezanın muhatabının bunlar olması doğaldır.
Buna göre; 

  • Velayet ve vesayet altında bulunan,
  • İşlerinin idaresi bir kayyıma tevdi edilmiş olan mükellef veya sorumluların
kendilerine izafeten veli, vasi veya kayyımın vergi kanunlarına aykırı hareketlerinden dolayı bunlara ceza kesilmeyecek bir başka ifade ile ceza bunlar adına ödevleri yerine getirmekle yükümlü olan veli, vasi veya kayyım adına kesilecektir. 

Hürriyeti Bağlayıcı Cezalarda 

Yukarıda belirtildiği gibi, küçüklerin ve kısıtlıların, mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevler kanuni temsilcileri, tüzelkişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilciler, tarafından yerine getirilir. Vergi Usul Kanunu’nun 359. maddesinde hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren fiiller sayılmıştır. Türk Ceza Kanunu’nda da konu ile ilgili düzenlemeler yapılmıştır. Sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenlenmesi veya kullanılması en yaygın vergi suçu fiilleridir. 

Bu fiillerden sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgenin gerek düzenlenmesinin gerekse kullanılmasının kaçakçılık suçunun oluşması yönünden ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir. Sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenlenmesi, kastın karinesi olup, bunun ayrıca değerlendirilmesine genellikle, gerek görülmez. Ancak, gerçekte yapılan bir mal veya hizmet alımı karşılığında mal veya hizmeti sağlayan tarafından kendi belgesi yerine bir başka mükellefin belgesi verilebilmektedir.

Bu gibi durumlarda iş veya hizmetin mahiyetine göre belgeyi alan tarafın bu belgenin mal veya hizmetin sağlandığı mükellefe ait olup olmadığını bilemediği durumlar söz konusu olabilmektedir. Bu gibi durumlarda sahte belgeyi kullanmış olan mükellefin, bu belgenin satın aldığı mal veya hizmeti sağlayana ait olmadığını bilip bilmemesi önem taşıyacaktır. Kısacası, cezaya muhatap olacak kanuni temsilcinin, suç-suçlu arası illiyet bağı ile temsil yetkisinin bölüşümü de dikkate alınarak belirlenmesi gerektir.

Pınar Saruhan