Bilişim Suçları Ve Mağduriyet Durumunda Yapılabilecekler

Bilişim teknolojilerinin kullanımının hızla devam ettiği son günlerde, yeni suç tiplerinin oluşması sonucunu doğurmuştur.  En yaygın şekli ile bilgisayar üzerinden işlenen suçlar olarak tanımlanan bilişim suçlarını, ceza hukuku anlamında, kanununu ihlal eden, işlenmesinde veya araştırılmasında bilgisayar teknolojisi bilgilerini içeren her suç bilişim suçu olarak da tanımlamak mümkündür(USDOJ, 2004). Kanun koyucu, genel prensip olarak suç tiplerini ve sınırlarını belirlerken kendi ülkesini esas almakta ve bu sınırları aşan uluslararası suçlar için farklı yöntemler tercih etmektedir. Bilişim suçları esas alındığında ise, özellikle delillerin belirlenmesi noktasında sorunlar yaşanmaktadır. 



Maddi bir olayın ispatında kullanılan sayısal veya dijital olan delillerin bozulmadan ve zarar görmeden elde edilmesi ve yargı mercilerine sunulması adli bilişim biliminin temelini teşkil eder.
Elde edilen delillerin üzerine yapılan değişiklikler, delilin doğrulanması, failin belirlenmesi gibi noktalarda yapısal sorunlar ortaya çıkmıştır. Ülkemizde de bu konu kanun koyucunun dikkatini çekmiş ve bu konuda düzenlemeye gidilmesi ihtiyacını doğurmuştur. Gerek TCK’da yapılan düzenlemeler gerekse özel şirketler, ilgili kamu birimlerinin yapılandırdığı çalışmalar ile adli soruşturmaların yürütülmesinde bütünlük arz eden çalışmalar yapmaktadır.
Bilişim suçlarına maruz kalındığında yapılması gerekenleri şu şekilde sıralamak mümkündür.

  • Suç konusu içeriğin, yasa kapsamında değerlendirilmesinin bireysel olarak yapılması,
  • Olay cereyan ettiği anda, ilgili verileri ( tarih, saat, ekran görüntüsü) dikkatli bir şekilde kaydetmek önem arz eder.
Bu tür bir suçla karşılaşıldığında Cumhuriyet Savcılığına dilekçe vererek yahut Bilişim Suçları ve Sistemleri Müdürlüğüne başvurulabilir. Suçun uluslararası mecralarda işlenmesi durumunda, adli istinabeye konu olabilmektedir.

Pınar Saruhan