Vergi Hukukunda Temsil

Vergi hukukunda mükellef veya vergi sorumlularının kanundan doğan vergi ödevleri, kural olarak kendileri tarafından yerine getirilir. Ancak, diğer hukuk dallarında olduğu gibi, vergi hukukunda da, vergi kanunlarında belirtilen işlemler, bazı durumlarda, kanuni temsilciler tarafından yerine getirilir. Bunun yanı sıra mükelleflerin her bakımdan ehliyet sahibi olmalarına rağmen, bazı vergi ödevlerinin yerine getirilmesi için başkalarına temsil yetkisi veya vekâlet vermeleri mümkündür.
 
Kanuni Temsil Vergi Usul Kanunu'nun 10 uncu maddesinde, "Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin, mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde, bunlara düşen ödevler kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirilir." denilmektedir. Kanuni temsilciler, tüzel kişilerde müessesenin müdürü, idare meclisleri ve gerçek kişilerde veli, vasi ve kayyımdır. Vergileme ile ilgili ödevleri yerine getirmekle yükümlü temsilciler vergi kanunlarına aykırı olan hareketleri nedeniyle, vergi aslı, vergi cezası, gecikme faizlerinden belirli şartlarda sorumlu tutulmaktadırlar. Bu hususlar temsil edilenin konumuna göre farklılıklar arz etmektedir. 



Gerçek kişilerin kanuni temsili küçükler, kısıtlılar ve mümeyyiz olmayanlar için söz konusudur. Küçük veya kısıtlı olmayan ya da temyiz kudretini kaybetmemiş olanlar için kanuni temsil söz konusu değildir. Kanun çerçevesinde herkes medeni haklar istifade eder. Haklara ve borçlara ehil olma noktasında herkes eşittir. Ancak medeni hakların kullanılabilmesi için ayırt etme gücüne sahip olmak ve ergin olmak gereklidir. Bazı kişiler yaş küçüklüğü dolayısıyla medeni haklarını kısmen veya tamamen kullanmak ehliyetinden ( fiil ehliyetinden ) mahrum bulunurlar. Veyahut bazı kişiler akıl hastalığı, akıl zayıflığı alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, bir yıl veya daha uzun süreli tutukluluk sakatlık veya ihtiyarlık gibi sebeplerle kısıtlanır ve medeni haklarını kullanamazlar.( MK m.8-16, m.405-406 ). Medeni hakları kullanma ( fiil ) ehliyetinden kısmen veya tamamen yoksun kılan bu durumların bulunması halinde bu haklar bu kişiler adına kanuni temsilcileri tarafından kullanılır. Medeni kanunun kendilerine küçükler ile kısıtlılar adına işlem yapma yetkisini tanıdığı kişiler veli vasi ve kayyımdır. 

  • Veli yaşı küçük olanın veya kısıtlının ana ve babası veya bunlardan biridir.
  • Vasi, küçük veya kısıtlı velayet altında bulunmadığı takdirde bunların mahkemece belli edilen kanuni mümessiline denir.
  • Kayyım da belirli işleri görmek veya malvarlığını idare etmek için hâkim tarafından tayin olunan kişidir



Medeni kanuna göre fiil ehliyeti olmayan bu kişilerin vergi ehliyeti vardır bu kişiler vergi mükellefi veya sorumlusu olabilirler. Küçüklerin ve kısıtlıların vergi mükellefi veya sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevler kanuni temsilcileri tarafından yerine getirilir. Vergi de küçük veya kısıtlının mal varlığından ödenir.

Kanuni temsilcilerin gerçek kişi mükellefin ödenmeyen vergi borçlarından sorumluluğu fer'i sorumluluktur. Buna göre kanuni temsilcilerin ödevleri yerine getirmemeleri nedeniyle ödenmeyen vergiler önce temsil edilen küçük ve kısıtlıdan istenir. Eğer yapılan takibe rağmen vergi ve buna bağlı alacaklar ( gecikme faizi ve gecikme zammı ) , kanuni ödevlerini yerine getirmemiş olan kanuni temsilcilerin varlıklarından alınır. (VUK md. 10/2 ) diğer bir ifade ile kanuni temsilci küçük ya da kısıtlını vergi borcundan şahsen sorumlu olur. Bu maddeye göre sorumluluk için kanuni temsilcinin vergileme ve ilgili ödevleri yerine getirmemiş olması ve alacağın asıl mükellefin varlığından alınamamış olması gereklidir. Kanuni temsilci kendi mal varlığından ödediği vergi asıllarını, asıl borçlu olarak küçük ve kısıtlıdan daha sonra isteyebilir. (VUK md 10/3) 

Küçük ve kısıtlılar, kanuni temsilcinin vergi kanunlarına aykırı hareketlerinden dolayı sorumsuz olup adlarına vergi cezası ( vergi ziyaı cezası ve usulsüzlük cezaları ) kesilemez.
Vergi cezaları kasıt ve ihmalleri olup olmadığına bakılmaksızın doğrudan veli vasi ve kayyımdan istenir.(VUK md.332)

VUK madde 10 ve AATUHK'nun mük.35. Maddesi kapsamına giren ve asıl borçludan tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen kamu alacaklarından kanuni temsilciler şahsi mal varlıkları ile sorumlu bulunmaktadırlar. Her iki sorumluluk türünde de kanuni temsilciler ödediği miktar için asıl borçluya rücu edebilmektedir. Ancak rücu imkânı VUK'un 10. maddesindeki vergi borcu ile sınırlıdır, kanuni temsilcinin vergiye bağlı gecikme faizi ve zammı ile vergi cezaları gibi diğer borçlar için rücu imkanı yoktur.
Buna karşılık AATUHK'nun mükerrer madde 35 si kanuni temsilciye kendisinden tahsil edilen asli ve feri tüm kamu alacakları için rücu imkânı tanımaktadır. Kanuni temsilciler ile asıl borçlu arasında olabilecek rücu ile ilgili uyuşmazlıklar özel hukuk uyuşmazlığıdır ve adli yargı organlarınca çözülür.

Pınar Saruhan