Hasta Hakları ve Hukuka Uygun Tıbbi Müdahale

Hasta hakları, sağlık hukukunun en temel konusudur. Sağlık hizmeti sunan resmi veya özel bir kurum veya kişiden hizmet alan hastanın hakları, devlet güvencesi altında olmak zorundadır.  Çünkü sağlıklı yaşam hakkı gibi temel insan haklarının korunması ve geliştirilmesi devletler açısından evrensel bir görev olup, aksi halde devletin varlığının vatandaşlar için hiçbir anlamı kalmayacaktır.

Bu nedenle, sağlık hizmeti ister devlet tarafından ister özel kurum ve kişilerce sunuluyor olsun, devletin denetiminde, sıkı etik ve hukuk kurallarına bağlı olmak zorundadır.

Hasta hakları, Türkiye mevzuatında esasen Hasta Hakları Yönetmeliği ile düzenlenmiştir. Yine ceza kanunları ile Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu’nda yer alan düzenlemeler de hatalı tıbbi müdahale durumunda hasta haklarının tesisi için devreye girer.


Hastanın haklarını üç aşamaya ayırmak mümkündür;

  1. Hastanın tıbbi müdahaleden önceki hakları
  2. Hastanın tıbbi müdahale sırasındaki hakları
  3. Hastanın tıbbi müdahale sonrasındaki hakları

Hastanın Tıbbi Müdahale Öncesindeki Hakları:

  • Sağlık Hizmetinden Faydalanma Hakkı

Hastanın tıbbi müdahale öncesindeki en temel hakkı, sağlık hizmetinden yararlanma hakkıdır. Bu hak, Yönetmelik’ te;

“Hasta, adalet ve hakkaniyet ilkeleri çerçevesinde sağlıklı yaşamanın teşvik edilmesine yönelik faaliyetler ve koruyucu sağlık hizmetleri de dahil olmak üzere, sağlık hizmetlerinden ihtiyaçlarına uygun olarak faydalanma hakkına sahiptir”

şeklinde  yer almıştır. (m.6)

  • Bilgilenme/ Aydınlanma Hakkı

Tıbbi müdahale öncesi önemli haklardan birisi de aydınlatılma – bilgilenme hakkıdır. Bu hak, sağlık hizmetinden ne şekilde yararlanılabileceği bilgisi ile birlikte, teşhis durumunda kişinin hastalığı ve tedavi sürecinin ne şekilde olacağı hakkında açıklama isteme hakkını ifade etmektedir.

Yönetmelik 15. Maddede bilgilenme hakkının kapsamı;

“Hastaya;

a) Hastalığın muhtemel sebepleri ve nasıl seyredeceği,

b) Tıbbi müdahalenin kim tarafından nerede, ne şekilde ve nasıl yapılacağı ile tahmini süresi,

c) Diğer tanı ve tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hastanın sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri,

ç) Muhtemel komplikasyonları,

d) Reddetme durumunda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskleri,

e) Kullanılacak ilaçların önemli özellikleri,

f) Sağlığı için kritik olan yaşam tarzı önerileri,

g) Gerektiğinde aynı konuda tıbbî yardıma nasıl ulaşabileceği,

hususlarında bilgi verilir”

şeklinde düzenlenmiştir.

Yönetmelik 19. Maddesinde ise hastanın bilgilenme hakkının bir istisnası düzenlenmiş; hastalığı öğrenmesi durumunda hastanın psikolojisinin kötü etkilenmesi nedeniyle hastalığın artması ihtimali söz konusu ise teşhisin saklanabilmesine olanak tanınmıştır. Bu durumun tespiti hekimin takdirinde olacaktır.

  • Hastanın (Aydınlatılmış) Rızasının Alınması

Hastanın rızasının alınması, tıbbi müdahaleden önceki en temel konulardan birisidir. Bu konu, hasta bakımından hak teşkil ederken, tıbbi müdahaleyi yapacak olan hekim ve kurum için bir zorunluluktur. Hastanın rızası ancak, yukarıda belirttiğimiz bilgilenme-aydınlanma hakkıyla birlikte bir anlam ifade edeceğinden, Tıp Hukuku’nda “aydınlatılmış rıza” terimi kabul görmektedir.

Hiç kimse rızası olmadan tıbbi müdahaleye tabi tutulamaz. (m.22) Bunun kanuni istisnası ise, ceza soruşturmasında suç delilinin şüpheli veya mağdurun vücudunda bulunduğu düşünülürse, delilin ortaya çıkarılabilmesi için hakim veya savcılık kararı ile tıbbi müdahaledir. Tıbbi müdahale sırasında, hastanın bir organ veya fonksiyon kaybına neden olabilecek acil bir durumun ortaya çıkması halinde, rıza aranmadan tıbbi müdahale genişletilebilir. (m. 31) Bu durum da rıza şartının sınırlı bir istisnasıdır.

Hastanın Tıbbi Müdahale Sırasındaki Hakları:

Tıbbi müdahale sırasında hastanın öncelikle güvenliğinin sağlanmasını bekleme ve isteme hakkı vardır.

Yine bilgilenme hakkı, hastanın bilincinin açık olduğu durumlarda tıbbi müdahale süresince devam eder.

“Sağlık hizmetlerinin her safhasında, hastalara, onların bedeni ve ruhi durumları dikkate alınarak, hangi işlemin neden ve nasıl yapıldığı, yapılacağı ve bekletilmeleri söz konusu ise, bekletilmenin sebepleri hususunda gerekli ve yeterli bilgi verilir.” (m.39)

İnsani değerlere uygun ortamda sağlık hizmeti alma, ziyaretçi kabul etme ve refakatçi bulundurma gibi haklar da yine tıbbi müdahale sırasındaki hasta haklarındandır.

Hastanın Tıbbi Müdahale Sonrasındaki Hakları:

Tıbbi müdahaleden sonra, hastanın en temel hakkı hastalığın veya tıbbi müdahalenin neden olduğu acıdan kurtulma hakkıdır. Yönetmelik 14. Maddesinde hastanın hayatının kurtarılması veya sağlının korunmasının mümkün olmadığı durumlarda dahi çektiği acıyı dindirmeye çalışmak, sağlık hizmeti sunanlar için bir zorunluluk olarak düzenlenmiştir.

Bazı ülkelerde yasal olarak kabul edilmiş olan ötenazi (sağaltımı mümkün olmayan hastalıklarda hastanın acısız ölüm talep etme hakkı) Türkiye hukuk sisteminde kabul edilmemiştir. Bu nedenle hastanın acıdan kurtulma hakkı, bu amaçla kendisine gerekli müdahalenin yapılması ve ilaçların verilmesini kapsamaktadır. Bunun dışında, hastanın kendi talebi ve rızası bulunsa dahi acısını dindirmek için hastayı öldürme eylemi, Ceza Kanunu’nda tanımlı kasten insan öldürme suçunu oluşturacaktır.

Hasta Haklarının İhlali ve Hukuka Aykırı Tıbbi Müdahale Durumunda

Yukarıda açıkladığımız hastanın tıbbi müdahale öncesi, sırasında ve sonrasındaki haklarının ihlali halinde tıbbi müdahale hukuka aykırı hale gelecek ve hastanın veya ölüm halinde yakınlarının, sağlık hizmeti sunan kişi ve kurumlara karşı tazminat davası açma hakkı doğacaktır. Hukuka aykırı tıbbi müdahale, aynı zamanda suç teşkil edeceğinden sorumlular hakkında ceza davası açılması da söz konusu olabilecektir.

Hastanın haklarının kullanmasının engellenmesi durumunda şikâyet ve tazminat isteme hakkı, yine tıbbi müdahale sonrasındaki hasta haklarındandır.