BOŞANMA

Türkiye İstatistik kurumu resmi verilerine göre ülkemizde boşanma oranı son 10 yılda arttı. 2004’te 91.022 olan boşanan çift sayısı 10 yılda %38 lik artışla 123.305’e yükseldi.  Boşama oranına kıyasa evlenen çift sayısında düşüş olduğu görüldü. 2004 yılında 615.317 olan evlenen çift sayısı 2013’te 600.138’e geriledi. 2013 yıl sonu verilerine göre, evlenme oranı %2,5 azalırken boşanma oranı %38 artış gösterdi. Geçen yıl, boşanmaların yüzde 40,3’ü evliliğin ilk 5 yılı, yüzde 21,5’i ise evliliğin 6-10 yılı içinde gerçekleşti. Boşanma istatistiklerine göre 2013 yılında boşanan genç erkeklerin %53,1’i, boşanan genç kadınların ise %35,3’ü evliliğinin ilk yılında boşandı. Evliliğinin 3 yıl ve üzeri yılları içerisinde boşanan genç erkek oranı %26,1 iken bu oran kadınlarda %45,2 olarak gerçekleşti.

 

Boşanma Sebepleri:

Türk Medeni Kanunu’nda boşanma sebepleri ikiye ayrılmaktadır.

 

Genel Boşanma Sebepleri

-       Evlilik birliğinin temelde sarsılması

-       Anlaşmalı Boşanma

-       Ortak hayatın yeniden kurulamaması

Özel Boşanma Sebepleri

-       Zina

-       Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış

-       Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme

-       Terk

-       Akıl Hastalığı

2013 TÜİK verilerine göre boşanma davalarının %96,70’i genel boşanma sebeplerine dayanarak açılmıştır. Zina %0,07, cana kast %0,03, cürüm ve haysiyetsizlik %0,24, terk ve akıl hastalığı %0,05, diğer nedenler %0,80 ve bilinmeyen nedenler %2,09 olarak kayıtlara geçmiştir.

 

Genel Boşanma Sebepleri:

 

EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELDEN SARSILMASI SEBEBİYLE BOŞANMA:

 

Türk Medeni Kanunu madde 166/1 “Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir."

 

Boşanma davalarında tarafların birbirlerine atfettiği kusurlar davanın sonuçları bakımından büyük önem arz etmektedir. Boşanma davalarında her iki taraf eşit oranda kusurlu olabileceği gibi her ki tarafta kusursuz olabilir. Önceki medeni kanunda davacı tarafın kusursuz olması ya da daha az kusurlu olması durumu söz konusu iken; 4721 sayılı kanun ile davacının da ağır kusurlu olması mümkündür. Bu sebeple boşanma davası açılırken aşağıda belirttiğimiz sebeplerin kusur oranlarının belirlenebilmesi için tanıklarla ve diğer delillerle ispatlanabilmesi gerekir. Evlilik birliğinin temelden sarsılmasına dayanarak açılan boşanma davalarında kadın ve erkek için boşanma sebeplerinin ayrı ayrı incelenmesi gerekir. Nitekim Yargıtay’ında boşanma sebepleri konusunda görüşleri kadın ve erkek açısından ayrım göstermektedir.

 

Evlilik Birliği’nin Temelden Sarsılması Sebebiyle Kadın İçin Boşanma Sebepleri :

 

            Evlilik birliğinin temelden sarsılması sebebiyle boşanma davalarında kadına uygulanan şiddeti Yargıtay dörde ayırmıştır.

 

            Ekonomik Şiddet: Çalışmak istemeyen kadını zorla çalıştırma, Çalışmak isteyen kadını çalıştırmama, erkeğin ev ihtiyaçlarını karşılamaması ve kadını kendine muhtaç bırakması, ekonomik şiddete örnek olarak gösterilebilir.

 

            Psikolojik Şiddet: Kadına yönelik hakaret, kötü davranış, kadını aşağılama, bağımsız konut sağlamama, kıskançlık, tehdit vb. psikolojik şiddete örnek olarak gösterilebilir.

 

            Cinsel Şiddet: Kadını rızası dışında cinsel ilişkiye zorlama, ters ilişkiye ve farklı ilişkilere zorlama, çocuklarının olmaması, cinsel uyum ve cinsel doyumun sağlanamaması, cinsel şiddete örnek olarak gösterilebilir.

 

Fiziksel Şiddet: Kadının tokat, yumruk, tekme ile darp edilmesi, kadının bıçak, silah vb. ile yaralanması fiziksel şiddet olarak gösterilebilir.

 

Yukarı da bahsettiğimiz şiddet türleri kadının aile içinde gördüğü şiddeti tanımlar ve erkek tarafından uygulanan şiddet boşanma davasında erkeği ağır kusurlu kılar.

 

Evlilik Birliği’nin Temelden Sarsılması Sebebiyle Erkek İçin Boşanma Sebepleri :

 

Boşanma davalarında çoğunlukla ağır kusur erkeğe yüklenirken Yargıtay içtihatlarında aşağıda ki sebepler kadını ağır kusurlu göstermiştir.

Kadının yıkanmaktan kaçınması, ağız ve vücut kokusu, kadının müsrif olması ve aşırı harcamalar yapması, ev işlerini yapmaması, çocuklarının olmaması, cinsel uyumun olmaması, çocuklarına bakmaması ve çocuklarına şiddet göstermesi, kıskançlık vb. kadını boşanma davasında ağır kusurlu gösterir.

 

ANLAŞMALI BOŞANMA

 

Türk Medeni Kanunu madde 166/3’ te anlaşmalı boşanma hüküm altına alınmıştır.

‘’Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu halde boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hakim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü halinde boşanmaya hükmolunur. Bu halde tarafların ikrarlarının hakimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz.’’

 

Anlaşmalı boşanma davalarında tarafların anlaşması sonucunda anlaşmalı boşanmaya dair protokol hazırlanarak mahkeme huzuruna sunulur. Düzenlenen protokol ile aşağıda ki hususlar tek tek belirlendikten sonra bu hususlar mahkemece hüküm altına alınır. Protokolde bulunması gereken hususlar aşağıda ki gibidir.

-       Kişisel eşyalar, çeyiz olarak getirilen eşyalar ile düğünde takılan takıların paylaşılması,

-       Maddi ve manevi tazminat talepleri,

-       Menkul ve gayrimenkul malların paylaştırılması,

-       Katılım payı alacağı hususu,

-       Velayet ve şahsi ilişki tesisi,

-       Nafaka (Yoksulluk ve iştirak) talepleri,

-       Yargılama giderleri ve avukatlık ücreti

hususunda tarafların anlaşmaları ve boşanma isteklerini mahkeme huzurunda açıkça beyan etmeleri gerekir.  

 

ORTAK HAYATIN YENİDEN KURULAMAMASI SEBEBİYLE BOŞANMA

 

Türk Medeni Kanunu madde 166/4’ te ortak hayatın yeniden kurulamaması sebebiyle boşanma hüküm altına alınmıştır.

 

‘’Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl geçmesi halinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.’’

 

Yukarıda bahsettiğimiz boşanma sebeplerinden her hangi biriyle açılmış bulunan davada davanın reddine karar verilmiş ve hüküm kesinleştikten sonra üç yıl içinde taraflar ortak hayat kuramamışlarsa, evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden her hangi birinin istemi üzerine hakim tarafından boşanmaya karar verilir. Burada dikkat edilmesi gereken husus mahkemenin sonuçlandığı tarih değil hükmün kesinleştiği tarihtir.

 

ÖZEL BOŞANMA SEBEPLERİ:

 

ZİNA SEBEBİYLE BOŞANMA:

 

Türk Medeni Kanunu madde 161’ de zina sebebiyle boşanma hüküm altına alınmıştır.

 

‘’ Eşlerden biri zina edersediğer eş boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her halde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur.’’

Zina, evlilik birliği içerisinde eşlerden birinin bilerek ve isteyerek eşindnen başka birisiyle yaşadığı cinsel birlikteliktir. Cinsel sadakat evlenmeyle eşler arasında evlilik birliği kurulması sonucunda eşler için doğan yükümlülüklerinden biridir. Her şekilde kurulan cinsel ilişki, eksik kalkışma, bir cinsel ilişki zina sayılır. Aynı cinsle kurulan ilişki, hayvanla cinsel ilişki, yapay döllenme, aşıkane hareketler (öpüşme, okşama, kucaklaşma vb.) zina sayılmaz; ancak sadakatsizlik oluşturduğundan boşanma davasında geçerli delil sayılır. Bu sebeplerin varlığı halinde evlilik birliğinin temelden sarılması sebebine dayanarak boşanma davası açılabilir.

İspat araçları;

-Fotoğraf, video

-Mesajlaşma (SMS, whatsapp, facebook, instagram, twitter vb…)

-Arama kayıtları (Cep telefonundan her gün sık sık aynı numaraların sürekli karşılılk olarak görüşmesi, gece geç saatlerde sürekli görüşmes, Yargıtay tarafından ispat aracı olarak yeterli görülmüştür.)

-Gebe kalmak

-Zührevi hastalığa yakalanmak (AIDS, Hepatit B, Frengi, Donovanoz, kasık mantarı, NGU, Bel soğukluğu, Şankroid, Klamidya enfeksiyonu vb…)

-Düğün yapmak

-Tanık beyanları

 

            Tarafların ikrarı ve yemin zina sebebiyle boşanma davasında delil olarak kullanılamaz.

            Taraflardan biri zina sebebini öğrendiği andan itibaren altı ay, her halde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Hak düşürücü süre hakim tarafından resen dikkate alınmalıdır. Af halinde zina sebebiyle boşanmaya karar verilemez. Af halinde dava açılamaz. Af örtülü veya açık olabileceği gibi, yazılı veya sözlü de olabilir.

 

HAYATA KAST, PEK KÖTÜ veya ONUR KIRICI DAVRANIŞ SEBEBİYLE BOŞANMA:

 

Türk Medeni Kanunu madde 162’ de hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebiyle boşanma hüküm altına alınmıştır.

 

‘’Eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve herhâlde bu sebebin doğumunun üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur.’’

Hayata Kast : Karı veya kocanın diğerini öldürmek amacıyla yaptığı eylemdir. İntihara teşvik etme, intihar için elverişli araçları temin etme, öldürme amacına yönelik her türlü eylem (istenildiği halde sonuç alınmamış olsa dahi) hayata kast kapsamına girer. Öldürme tehdidi, öldürme amacı bulunmayan eylemler, eşin yakınlarına yönelik eylemler hayata kast kapsamına girmez.

Pek kötü davranış: Eşe hakaret etmek, sövmek, küfür etmek, küçük görmek, aşağılamak, eşe eziyet etmek, eşin bedensel ve ruhsal sağlığını tehlikeye düşüren her türlü davranış, zulüm, işkence, eşi hapsetmek, aç bırakmak, anormal yollardan cinsel ilişkiye girmek istemek gibi ağır eylemlerdir.

Onur kırıcı davranış: Namus ve şerefin ağır suretle ihlalidir. Tek bir olay boşanma kararı için yeterli olmayabilir. Kocanın karısına sürekli onu aldattığını söylemesi, halka açık yerlerde şerefsiz namussuz diye hakaret edilmesi, kadının kahvehanede bakire olmadığını açıklaması vb, onur kırıcı davranış olarak sayılabilir.

SUÇ İŞLEME ve HAYSİYETSİZ HAYAT SÜRME SEBEBİYLE BOŞANMA:

Türk Medeni Kanunu madde 163’ Te suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme sebebiyle boşanma hüküm altına alınmıştır.

 

‘’Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabilir.’’

Suç İşleme: Mutlak bir boşanma nedeni olan suç işlemenin konusu tam olarak ceza kanununda belirtilmemekle birlikte anayasanın76. maddesinde belirtilen suçlar küçük düşürücü suç olarak sayılmıştır. Bunlar küçük düşürücü utanç verici suçlar boşanma sebebidir. Yüz kızartıcı suçlara örnek olarak zimmet, ihtiras, irtikâp, rüşvet, sahtecilik, dolandırıcılık, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflastır. Bir eylemin yüz kızartıcı suç sayılıp sayılmayacağını o suça verilen cezanın ağırlığına göre değil, toplumun ahlaki değer yargılarına göre belirlemek gerekir. Bu belirleme işini, geniş takdir yetkisine dayanarak hakim yapar.

Suçun evlenmeden önce işlenmesi ve davacı eşin bunu bilerek evlenmesi halinde, boşanma talebi haklı görülemez. Koşullar varsa yanılma, aldatma ve korkutma nedenlerinden evliliğin iptali davası açılabilir. Boşanma davasını açabilmek için bu suçu işleyenin bu suçtan dolayı hüküm giymiş olması şartı aranmaz önemli olan suç işlemenin evlilik devam ederken yapılmış olmasıdır.

Haysiyetsiz Hayat Sürme: Haysiyetsiz hayat sürme nısbi bir boşanma nedenidir. Böylece haysiyetsiz hayat sürme iddiasının kanıtlanmış olması boşanmanın kabulü için yeterli olmayacak, bunun davacı eş açısından evlilik birliğini çekilmez hale getirip getirmediği de, ayrıca araştırma konusu yapılacaktır. Toplumun anlayışına göre sürekli olarak namus, şeref, onur, haysiyet kavramlarıyla bağdaşmayacak şekilde yaşamaktır. Burada önemli olan bir kerelik haysiyetsiz eylem davranışı yapmış olmak değil bu davranışı yaşayış şekline getirmektir. Haysiyetsizliğin boşanma sebebi olabilmesi için süreklilik taşıması gerekir. Bir kez yapılan davranış haysiyetsizlik sayılmaz.

Kişi yaptığı iş, uğraştığı meslek ve sanat ya da özel yaşamı ile bu değerlere onur, haysiyet gibi kavramlara aykırı düşüyorsa, haysiyetsiz yaşam sürmekte olduğu kabul edilir. Randevu evi işletmek, genelev patronluğu yapmak, ayyaşlık, kumarbazlık, cinsel sapıklık bu gibi davranışlara örnektir. Haysiyetsiz hayat sürmenin ikinci unsuru ise kusurdur. Davacı eşinin haysiyetsiz hayat tarzını bilerek o kişiyle evlendiyse onda da kusur vardır. Çünkü eşin yaşam tarzını bilerek o kişiyle evlenen kişi bunu boşanma davasına konu ediyorsa dürüstlük kuralına aykırı davranmış olur.

Medeni kanunumuz suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle açılacak davalarda hak düşürücü süre öngörmemiştir. Hak düşürücü sürenin bulunmamasını bu boşanma sebebinin nisbi olmasına bağlayabiliriz. Boşanma sebeplerinin nitelendirilmesinde hâkimin takdir yetkisine yer verildiği gibi çekilmezlik şartının da gerçekleştiği süreci zaman bakımından sınırlamak normun muhtevasına uygun düşmez.

TERK SEBEBİYLE BOŞANMA:

Türk Medeni Kanunu madde 164’ Te suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme sebebiyle boşanma hüküm altına alınmıştır.

‘’Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde ayrılık, en az altı ay sürmüş ve bu durum devam etmekte ve istem üzerine hâkim tarafından yapılan ihtar sonuçsuz kalmış ise; terk edilen eş, boşanma davası açabilir. Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır. Davaya hakkı olan eşin istemi üzerine hâkim, esası incelemeden yapacağı ihtarda terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve dönmemesi hâlinde doğacak sonuçlar hakkında uyarıda bulunur. Bu ihtar gerektiğinde ilân yoluyla yapılır. Ancak, boşanma davası açmak için belirli sürenin dördüncü ayı bitmedikçe ihtar isteminde bulunulamaz ve ihtardan sonra iki ay geçmedikçe dava açılamaz.’’

 

Terk sebebiyle boşanma kararı verilebilmesi için

-Eşlerden birinin ortak yaşamdan ayrılması gerçekleşmeli,

-Ortak yaşama son verme kastı belirlenmeli,

-Ayrılık hukuka aykırı olmalı,

-İhtar koşulu gerçekleşmelidir.

 

Ortak konutu terk etmeye zorlayan haklı bir sebep olmaksızın eşinin ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır. Yatak ayrılığı-birlikte yatmamak, tabak ayrılığı-birlikte yemek yememek terk sebebi sayılmaz. Mutlaka konut ayrılığı olması gerekir. Memuriyet nedeniyle eşin başka yere tayini. Eşin askerlik görevini ifası, eşin hastanede uzun süre yatması, eşin iş nedeniyle başka bir ile veya ülkeye gidip orada uzun süre kalması, eşin ceza mahkûmiyeti, eşlerin anlaşarak veya hakim kararıyla ayrı yaşamaları evlilik birliği içerisinde terk sebebi sayılmaz.

 

Terk sebebiyle boşanma davası açılabilmesi için;

 

-        Terk eylemi üzerinden dört ay geçmiş olması,

-        Ayrı yaşamanın en az altı ay devam etmiş olması,

-        Terk eden eşe ihtarda bulunulmuş olması (eve dön çağrısı) gerekir.

 

AKIL HASTALIĞI SEBEBİYLE BOŞANMA:

Türk Medeni Kanunu madde 165’ te akıl hastalığı sebebiyle boşanma hüküm altına alınmıştır.

 

‘’Eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hâle gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla bu eş boşanma davası açabilir.’’

 

Akıl hastalığı sebebiyle boşanabilmek için;

-Eşlerden birinin iyileşmesi imkansız akıl hastalığının bulunması, (Şizofreni, Paranoya, Mani-Depresif)

-Akıl hastalığının sağlık kurulu raporu ile belgelenmesi,(Resmi sağlık kurumundan sağlık kurulundan alınan rapor geçerlidir. Özel hastaneden alınan rapor geçerli sayılmaz.)

-Ortak hayatın çekilmez hale gelmesi Akıl hastası eşin saldırgan, davacının ruhsal fiziksel yapısını cidden olumsuz yönden etkileyen davranışlar sergilemesi, tecavüz sayılabilecek eylemleri, cinnet nöbetleri, evlilik ilişkisinin kendisine yüklediği görevleri yerine getiremez hale gelmesi davacı tarafından ispatlanmalıdır.