Bilgi Edinme Hakkı Üzerine

Bilgi Edinme Hakkı'nı ilk olarak İsveç tanımıştır. Türkiye'de 2010 yılında Anayasa'nın 74. maddesiyle temellenmiştir ancak anayasal temeli olmadan 2003'te bir kanunla tanınmıştı.  
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önüne gelen ilgili davalarda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8 ve 10. maddelerini esneterek Bilgi Edinme Hakkı'nı da bu maddeler ışığında değerlendiriyor. 

Kamu kurumlarının internet sayfalarında bulunan Bilgi Edinme Başvuruları da bu kanun kapsamında düzenlenmektedir. Kamu kurumlarının buradan gelen sorulara 15 gün içerisinde cevap verme zorunluluğu mevcuttur. 15 gün içerisinde cevap verilmezse ayrıca 15 gün daha ek süre mevcuttur.
Eğer bu süre içinde de başvurulan kamu kurumundan cevap gelmezse ''Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu'' BEDK'ya başvurulabilir.

Medyanın bu yola başvurması hususunda medyaya bir esneklik tanınmıştır, ilk aşamada medya organının öğrenilmek isteyen bilgiye ulaşımı gerekir. Ayrıca bilgiyi ilk elden çevre örgütleri gibi kuruluş amacı sosyal faaliyet göstermek olan bir takım dayanışmalarda edinir çünkü örgütün gündemini ilgili bilgiler ışığında geliştirmesi ve değiştirmesi söz konusu olabilir. 

Ancak uygulamada Bilgi Edinme Hakkı'nın pek de öngörüldüğü gibi işlemediği bir takım olaylar vuku bulmuştur. Örneğin; Mayınsız Bir Türkiye Girişimi isimli sivil toplum platformu bilgi edinme hakkı çerçevesinde ilgili kamu kurumuna kaç tane mayın olduğu hususunda bir soru yönelttiğinde ''gereği kadar'' cevabını aldılar. Bu tür uygulama aksaklıklarının önüne geçebilmek için, birileri merak eder diye benzer konulardaki bilgileri internet sitelerine ekleyerek kamuya sunmak makul bir çözüm olabilir. 

Kanunun m.10'a göre, bilgiyi verecek olan birim dosya giderlerine ilişkin bedel talep edebiliyor. Bu durumda hak; ekonomik bakımdan zayıf kişileri koruyamaz hale geliyor ve bir çelişki oluşuyor.