Miras Hukukunda Vasiyetname, Vasiyetnamenin Açılması

Medeni Kanun, malvarlığı üzerinde ölüme bağlı tasarruf yapaılabilmesine olanak sağlamıştır. Kişi ölümünden sonra mal varlığını bırakmak istediği kişi veya kişileri Türk Medeni Kanunu(TMK)'nun 502 ve davamı maddelerinde belirtilen şartların varlığında ve sayılan biçimlerde hazırlayacağı vasiyetname ile belirleyebilir.Hangi şekilde olursa olsun, geçerli bir vasiyetname hazırlayabilmek için kanunun öngördüğü en önemli şart 15 yaşını doldurmuş olmaktır.

TMK m.502 "Vasiyet yapabilmek için ayırt etme gücüne sahip ve onbeş yaşını doldurmuş olmak gerekir" şeklindedir.TMK ölüme bağlı tasarruflarda her ne kadar tasarruf özgürlüğü öngörmüşse de bu özgürlüğe belli sınırlar getirmiştir. Bu bağlamda saklı payı bulunan mirasçıların varlığı halinde, miras bırakan, mirasının ancak saklı paylar dışında kalan kısmı üzerinde ölüme bağlı tasarrufta bulunabilir;bu kısım malları için vasiyetname hazırlayabilir."
TMK m. 505 - "Mirasçı olarak altsoyu, ana ve babası, kardeşleri veya eşi bulunan mirasbırakan, mirasının saklı paylar dışında kalan kısmında ölüme bağlı tasarrufta bulunabilir. Bu mirasçılardan hiç biri yoksa, mirasbırakan mirasının tamamında tasarruf edebilir." Kanuna göre saklı pay sahibi mirasçılar sağ kalan eş, alt soy (çocuklar veya torunlar) ve anne - babadır. Saklı pay sahibi mirasçılardan hiç birisi yoksa miras bırakan tüm malları üzerinde ölüme bağlı tasarrufta bulunabilir.
TMK m. 514 - "Mirasbırakan, tasarruf özgürlüğünün sınırları içinde, malvarlığının tamamında veya bir kısmında vasiyetname ya da miras sözleşmesiyle tasarrufta bulunabilir. Mirasbırakanın üzerinde tasarruf etmediği kısım yasal mirasçılarına kalır."Miras bırakan, vasiyetinde illaki mirasının tamamının veya bir kısmının değil; belli bir malının bir kimseye bırakılmasını da isteyebilir.Medeni Kanun, vasiyetname ile art mirasçı atanmasında da cevaz vermiştir. Yani miras bırakan, mirasçı olarak atadığı kişiyi, bu mirası başka birisine bırakmakla yükümlü kılabilir.
TMK m. 521 -"Mirasbırakan, ölüme bağlı tasarrufuyla önmirasçı atadığı kişiyi mirası artmirasçıya devretmekle yükümlü kılabilir. Aynı yükümlülük artmirasçıya yüklenemez."TMK' da üç çeşit vasiyetname düzenlenmiştir. Bunlar sınırlı sayıda olup, öngörülen şekiller dışında hazırlanan vasiyetnameler geçerli değildir. Miras bırakan vasiyetini belli koşullara bağlayabilir. Örneğin bir kimseye belli bir yükümü yerine getirmesi şartıyla mirasının belli bir kısmını bırakabilir. Ancak yerine getirilmesi istenen bu koşul hukuka ve ahlaka aykırı olamaz. Aksi halde vasiyetname geçersiz sayılır.Anlamsız veya yalnız başkalarını rahatsız edici nitelikte olan koşullar ve yüklemeler ise vasiyetnameyi geçersiz kılmaz; ancak bunlar yok sayılır.TMK' da öngörülen vasiyet şekilleri; resmi şekilli vasiyetname, el yazılı vasiyetname ve sözlü vasiyetnamedir. TMK m. 531 - "Vasiyet, resmî şekilde veya mirasbırakanın el yazısı ile ya da sözlü olarak yapılabilir."

Resmi Vasiyetname: Resmi vasiyetname, resmi memurun katılımıyla hazırlanan vasiyetnamedir.

TMK m. 532 - "Resmî vasiyetname, iki tanığın katılmasıyla resmî memur tarafından düzenlenir. Resmî memur, sulh hâkimi, noter veya kanunla kendisine bu yetki verilmiş diğer bir görevli olabilir."

Resmi vasiyetname hazırlanmasında miras bırakan arzusunu resmi memura bildirir. Memur bu isteği yazılı hale getirir. Miras bırakan bu belgeyi okuyup imzaladıktan sonra, memur da vasiyetnameyi tarih atarak imzalar. Bundan sonra tanıklar da vasiyetname hazırlanmasına tanıklık ettiklerini yazıyla belirterek imzalarını atarlar.

Tanıklara vasiyetnamenin içeriğinin bildirilmesi zorunlu değildir. Medeni Kanun resmi vasiyetnamenin düzenlenmesinde bir de düzenlemeye katılma yasağı öngörmüştür.

TMK m. 536'ya göre; "Fiil ehliyeti bulunmayanlar, bir ceza mahkemesi kararıyla kamu hizmetinden yasaklılar, okur yazar olmayanlar, mirasbırakanın eşi, üstsoy ve altsoy kan hısımları, kardeşleri ve bu kişilerin eşleri, resmî vasiyetnamenin düzenlenmesine memur veya tanık olarak katılamazlar. Resmî vasiyetnamenin düzenlenmesine katılan memura ve tanıklara, bunların üstsoy ve altsoy kan hısımlarına, kardeşlerine ve bu kişilerin eşlerine o vasiyetname ile kazandırmada bulunulamaz." Resmi vasiyetnameyi düzenleyen memur vasiyetnameyi saklamakla yükümlüdür.


El Yazılı Vasiyetname:TMK' ya göre vasiyetnamenin resmi şekilde hazırlanması şart değildir. Miras bırakan isteğini, resmi memurun katılımı olmaksızın kendi el yazısıyla hazırlayacağı bir vasiyetname ile de bildirebilir. Ancak bunun geçerli olabilmesi için kanunda öngörülen şekil şartlarının eksiksiz biçimde yerine getirilmesi gerekir. Öncelikle vasiyetnamenin baştan sona miras bırakanın kendi el yazısıyla, düzenlendiği yıl, ay ve gün belirtilerek hazırlanması gerekir.

TMK m. 538 - "El yazılı vasiyetnamenin yapıldığı yıl, ay ve gün gösterilerek başından sonuna kadar mirasbırakanın el yazısıyla yazılmış ve imzalanmış olması zorunludur. El yazılı vasiyetname, saklanmak üzere açık veya kapalı olarak notere, sulh hâkimine veya yetkili memura bırakılabilir." Kanun maddesinde belirtilen vasiyetnamenin saklanmak üzere resmi bir makama verilmesi ise bir geçerlilik şartı olmayıp, vasiyetnamenin saklanmasını ve ölümden sonra işleme konabilmesini sağlamaya yönelik bir tedbirdir. Yoksa belirtilen tüm şekil şartlarını ihtiva ettikten sonra resmi bir memura verilmemiş olan vasiyetname de geçerli bir vasiyetnamedir. Böyle bir vasiyetnameyi miras bırakan saklanmak üzere güvendiği birisine verebileceği gibi, ölümünden sonra vasiyetnameyi elinde bulunduran veya herhangi bir şekilde bulan herkesin bunu sulh hâkimine verme yükümlülüğü bulunmaktadır.

Sözlü Vasiyetname (Son Arzuları Anlatma):Vasiyetnamenin asli şekli yazılı olmakla birlikte TMK' da olağanüstü durumlar için uygulamada sözlü vasiyetname diye de anılan, "son arzuları anlatma" şeklinde bir düzenleme yapılmıştır. TMK m. 539 - "Mirasbırakan; yakın ölüm tehlikesi, ulaşımın kesilmesi, hastalık, savaş gibi olağanüstü durumlar yüzünden resmî veya el yazılı vasiyetname yapamıyorsa, sözlü vasiyet yoluna başvurabilir. Bunun için mirasbırakan, son arzularını iki tanığa anlatır ve onlara bu beyanına uygun bir vasiyetname yazmaları veya yazdırmaları görevini yükler." Tanıklar için resmi vekâletnamede öngörülmüş olan kısıtlamalar, sözlü vasiyetnamede de geçerlidir. Kanun metninde de belirtildiği gibi sözlü vasiyetname olağanüstü hallerde geçerli olabilecek bir vasiyetname şeklidir. Bir kimsenin olağan şartlar için öngörülen şekilde resmi veya yazılı vasiyetname yapma olanağı varken sözlü olarak son arzularını bildirmesinin hukuken bir geçerliliği yoktur. Bunun yanında sözlü vasiyetini bildiren kimse için daha sonra diğer şekillerde vasiyetname hazırlama olanağı doğmuşsa, şartların oluşmasından itibaren bir ay geçmekle sözlü vasiyetname hükümden düşer.

TMK m. 541 - "Mirasbırakan için sonradan diğer şekillerde vasiyetname yapma olanağı doğarsa, bu tarihin üzerinden bir ay geçince sözlü vasiyet hükümden düşer." Bu düzenleme sözlü vasiyetnamenin olağan üstü hallerde geçerli olmasının bir sonucudur.Miras bırakan kişi vasiyetinden, yeni bir vasiyetname hazırlamak veya hazırlamış olduğu vasiyetnameyi yok etmek suretiyle her zaman geri dönebilir.Vasiyetname hazırlamış olan kişinin ölümü durumunda vasiyetname hangi şekilde hazırlanmış olursa olsun bunu elinde bulunduran kişi miras bırakanın son ikametgâhındaki sulh hâkimine ulaştırmakla yükümlüdür.

TMK 595 - "Mirasbırakanın ölümünden sonra ele geçen vasiyetnamesinin, geçerli olup olmadığına bakılmaksızın hemen sulh hâkimine teslim edilmesi zorunludur. Vasiyetnameyi düzenleyen veya muhafaza eden görevli ya da mirasbırakanın arzusu üzerine saklayan veya başka surette ele geçiren ya da ölenin eşyası arasında bulan kimse, ölümü öğrenir öğrenmez teslim görevini yerine getirmekle yükümlüdür; aksi takdirde bu yüzden doğacak zarardan sorumludur."Eline vasiyetname ulaşan sulh hâkimi, ölen kişinin mirasçılarını tespit ederek vasiyetin açılacağı günü tüm mirasçılara bildirir. Vasiyetnamenin açılacağı gün hazır bulunan mirasçılar huzurunda vasiyetname okunur.

Mirasçıların vasiyetnameye itiraz hakları her zaman vardır. Vasiyetnamenin geçersizlini iddia etmeleri halinde vasiyetnamenin iptali; saklı paylarına tecavüz edildiği iddiası söz konusu ise de mirasın tenkisi davası açma yoluna başvurabilirler. Vasiyetnamenin itiraza uğramaması veya yapılan itirazların navydedilmesi durumunda ise kendisine vasiyetnameyle hak kazandırılmış olan kişinin vasiyetnamenin tenfizini istemesi gerekir. Yargıtay kararlarına göre "Vasiyetnamenin tenfizi, vasiyetnamenin açılıp itiraza uğramadığı veya yapılan itirazların sonuçsuz kaldığının tespitinden ibarettir." (YARGITAY H.G.K. 1994/2-301 E, 1994/422 K)

T.C. 
YARGITAY 
Hukuk Genel Kurulu 
Esas No: 1994/2-301 
Karar No: 1994/422 
Tarih: 22.6.1994

MUAYYEN MAL VASİYETİ 
VASİYETNAMENİN TENFİZİ 
VERASET İLAMI 
VASİYETNAMENİN AÇILMASI
ÖZET :Vasiyetnamenin tenfizi, vasiyetnamenin açılıp itiraza uğramadığı veya yapılan itirazların sonuçsuz kaldığının tespitinden ibarettir. Bu tespit başlı başına ayni bir hakkın geçirimini sağlamaz. Mirasın açılmasıyla terekeye sahip olma hakkı sadece yasal mirasçılara tanınmıştır. Vasiyetname ile verilen hakkın geçirilmesini sağlayacak husus, sulh hakiminin vereceği mirasçılık belgesidir. Kendisine muayyen bir mal vasiyet edilen kimsenin, durumu ise daha farklıdır. Medeni Kanunun 541. maddesi gereği, kendisine muayyen mal vasiyet edilen kimse, bu vasiyeti yerine getirmekle yükümlü olan varsa ona yoksa yasal ve seçilmiş mirasçılara karşı açacağı istihkak davası ile malın kendisine teslimini isteyebilir.

DAVA ve KARAR :Taraflar arasındaki "vasiyetnamesinin tenfizi" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kütahya Sulh Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 21.1.1993 gün ve 1988/481-1993/45 sayılı kararın incelenmesi bir kısım davalı vekilleri tarafından istenilmesi üzerine,Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 3.5.1993 gün ve 1993/4218-4535 sayılı ilamı;( ... 1 - Dava muayyen mal vasiyetini amir vasiyetnamenin yerine getirilmesi ile ilgilidir. Bu davada görev vasiyet edilen malın dava tarihindeki değerine göre belirlenir. O halde mahkemece yapılacak iş; vasiyete konu malların dava tarihindeki değerini tespit etmek ve öncelikle görev sonunda bir karar vermekten ibarettir.2 - Kabulü göre de;a ) Vasiyetnamenin iptali ile ilgili kararlarda kesinleşme şerhinin aranmaması,b ) Vasiyetnamenin bir örneğinin dosya içerisine konulmaması,c ) Veraset ilamının celbedilmemesi de isabetsizdir. Bu yönler gözetilmeden işin esasının incelenmesi ve yazılı şekilde karar verilmesi Usul ve Yasa'ya aykırıdır... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU KARARIHukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:Davacı, kendisine muayyen mal vasiyetini içeren vasiyetnamenin infazı ile mirasçılık belgesi verilmesini istemiştir.Davacının isteğinde dayandığı vasiyetnamenin açılması işlemi tamamlanmış ve uyuşmazlık Yargıtay'dan geçerek sonuçlanmıştır.Diğer bir anlatımla, Vasiyetnamenin tenfizi, vasiyetnamenin açılıp itiraza uğramadığı veya yapılan itirazların sonuçsuz kaldığının tespitinden ibarettir. Bu tespit başlı başına ayni bir hakkın geçirimini sağlamaz. Bilindiği üzere ölüme bağlı tasarrufla;a ) Mirasçılardan biri veya bir kaçı mirasdan iskat edilebilir ( MK. m. 457 ),b ) Mükellefiyetler, şartlar konulabilir ( MK.m.462-İkame MK. m.467. Namzet tayini MK. 468 ),c ) Mirascı seçilir ( MK. m. 463 ),d ) Mirasçılardan birine veya üçüncü bir kişiye belirli ( muayyen ) mal vasiyeti yapılabilir ( MK.m.464 ),e ) Vakıf kurulması öngörülebilir ( ... Belirtilen tasarrufların ne şekilde yerine getirileceği yine Medeni Kanunda ayrı ayrı gösterilmiştir. Mahrumiyet ve iskat halinin aksi kanıtlanmadıkça, mirasçı seçilen kişi, mirasçılık belgesi almadıkça ( MK. 538 ) kendisine belirli bir mal vasiyet edilen kimse, bu malı ilgilisinden istemedikçe "yasal mirasçı veya varsa tenfiz memurundan" ve karşı çıkılması halinde onlar aleyhine istihkaka davası açıp dava ile haklılığını kanıtlamadıkça, vasiyetname ile yapılan tasarrufun sahibi olamaz... )Medeni Kanunun 539. maddesi uyarınca mirasın açılmasıyla terekeye sahip olma hakkı, sadece yasal mirasçılara tanınmıştır. Vasiyetname ile mirasçı seçilenlerin, ( Mirasçı nasb edilenler ) hakları, yasal mirasçılar veya öncelikle tasarruf ile yararlarına teberru yapılmış olanlar tarafından açıkça itiraza uğramamış ise, bu hususun tebliğinden itibaren bir ay geçtikten sonra bunlar mirasçılık sıfatları hakkında belge verilmesini Sulh Hakiminden isteyebilirler ( Bununla beraber her nevi istihkak ve iptal davası hakkı saklı olmak üzere ) ( MK. m. 538 ). Vasiyetname ile verilen hakkın geçirilmesini sağlayacak husus sulh hakiminin vereceği mirasçılık belgesidir.Kendisine belirli bir mal vasiyet edilen kimsenin, durumu ise daha farklıdır. Medeni Kanunun Madde 541 gereği kendisine belirli bir mal vasiyet eden kimse, bu vasiyeti yerine getirmekle yükümlü olan varsa ona, yoksa yasal ve seçilmiş mirasçılara karşı açacağı istihkak davası ile malın kendisine teslimini isteyebilir.Görüldüğü gibi, vasiyetnamenin açılmış olması, terekenin seçilmiş ( ve külli mirascı durumundaki2 kişi ile kendisine belirli bir mal vasiyet edilene ( cüzi mirasçıya ) geçmesini sağlamaya yeterli olmamaktadır.Somut olayda; Davacı, vasiyetnamenin öncelikle infazını istemektedir. Bu itibarla da kendisine muayyen mal vasiyet edilen kişi durumunda bulunduğundan izleyeceği yol Medeni Kanunun 541. maddesi uyarınca bu malın teslimini yasal veya seçilmiş mirasçılardan veya tenfiz memuru varsa ondan istemek, bunların teslimden kaçınmaları ve üstün bir hak iddia etmeleri halinde onlara karış istihkak davası açmaktan ibarettir.İstihkak davalarında ise görevli mahkemeyi davanın konusunu oluşturan malın değeri belirler. Önceki davalardan vasiyet edilen dava konusu malın, değerinin milyarlarla ölçülebileceği anlaşılmaktadır.Ancak dayanılan olayları bildirmek taraflara, hukuki niteleme ise hakime aittir. Davacının isteği vasiyete konu şeyin verilmesi ve adına tapuya tescil edilmesine ilişkindir. Bu nedenle dava konusu taşınmazların değerinin tespit edilmesi görev yönünün doğrudan gözetilmesi gerekir.Hal böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi doğru değildir. O halde Usul ve Yasa'ya uygun bulunmayan direnme kararı bozulmalıdır.


SONUÇ: Davacının temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı ( BOZULMASINA ), oybirliği ile karar verildi.