Cinsel Şiddet

Cinsel şiddet her zaman hayatımızın içinde olmasına karşın ne yazık ki hepsinden haberimiz olmuyor, gerek taciz gerek saldırı şeklinde olsun yine ne yazık ki görmüyoruz, duymuyoruz, bilmiyoruz. Bazen öyle korkunç olaylar medyada yankı uyandırıyor ki Özgecan Arslan’ın cinsel şiddete maruz kalıp vahşice katledilmesi gibi, ancak o zaman öğreniyoruz, işin ciddiyetinin farkına varıyoruz. Ancak maalesef ki cinsel şiddet çeşitli şekillerde hayatın içinde yer alıyor ve her an daha fazla insanın psikolojisi üzerinde zararlara yol açıyor.



Cinsel şiddet, Türk Ceza Kanunu 102-105 maddeleri arasında sırayla cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, reşit olmayanla cinsel ilişki ve cinsel taciz olmak üzere düzenlenmiştir. Yargıtay’ın yaklaşımına göre cinsel taciz, bedensel temas olmadan söz atma, telefonla arayıp cinsel içerikli konuşarak rahatsız etme vs. olabileceği gibi, bedensel temas söz konusuysa cinsel saldırı söz konusudur. Ani hareketli davranışla cinsel saldırı varsa Yargıtay somut olaya göre değerlendirip daha hafif harekette uygulanmasını sarkıntılık düzeyinde değerlendirir, TCK102/1’e yeni eklenen hükümle sarkıntılık için cinsel saldırının temel halinden daha az cezaya hükmedilir. Buradan da anlaşılacağı üzere bedensel temas konusunda da bir derecelendirme söz konusudur. 

Son değişikliklerden önce Türk Ceza Kanununda kişinin beden ve ruh sağlığını bozacak nitelikte olması cezanın ağırlaştırıcı sebeplerinden biri olarak yer almaktaydı, artık yer almaması olumsuz bir değişiklik olarak değerlendirilebilir. Cebrin ve fiziksel şiddetin her zaman izi bulunamaz ancak ruh sağlığındaki izler doktorlar tarafından belirlenebilir. Kişinin ruh sağlığı üzerindeki etkisinin belirlendiği raporun artık bir önemi kalmayacak ve bu durumda mağdurun bedeninde iz bulunmazsa saldırgan cezalandırılmayacak mı? Kadının direnmesi ya da bedeninde bir iz bulunması gerekmez saldırıya uğradığının kabulü için, bu nedenle değerlendirmenin hem bedensel hem ruhsal açıdan yapılması gerekir. Bu durumda Yargıtay arada ciddi husumet ve mağdurun iftira atmasına sebebiyet verecek bir durum görülemiyorsa mağdurun beyanını esas alır.

Çocukların cinsel istismarında ise, 15 yaşını doldurana kadarki çocuklarda rızanın varlığından bile söz edilemez. 15 yaşını doldurmuş fakat 18 yaşını geçmemiş çocukların cinsel istismara uğramalarında rızaları olduğu kabul edilirse o zaman reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun kapsamında değerlendirilir.

Her türlü cinsel taciz veya saldırıda elbette kadın, çocuk veya erkek, cinsiyet ve yaş fark etmeksizin doğal olarak ruhsal açıdan zarara uğrar; bunun miktarı saldırının derecesine göre elbette ki değişecektir ancak bu da cezanın tayini açısından önem taşımaktadır. Bu nedenle ruhsal tahribatın muhakkak raporlanması ve değerlendirmeye alınması gereklidir.

Alara Naçar