Sebepsiz Yere Zenginleşmede Fakirleşme Unsuru

Türk Borçlar Kanunumuzun 77-82 maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme, başlı başına bağımsız bir borç kaynağıdır. Bağımsız olması, başka taleplerden ayrı olarak da öne sürülebilmesinin bir sonucudur ve esasen yasa koyucu tarafından son çare olması için oluşturulmuştur. Kişiler alacakları için başka bir talep öne süremeyecek halde ise sebepsiz zenginleşmeye başvurmaları mümkündür, ancak bazen başka taleplerde de yarışabilir. Elbette alacaklı, alacağını talep eden taraf için hangisi daha avantajlıysa bu durumda onu seçip öne sürebilecektir.

Sebepsiz zenginleşme ilişkisine taraf olmak için ayırt etme gücü, ehliyet aranmaz. Sebepsiz zenginleşmenin hakim görüşe göre koşulları olan ifayla veya ifa dışı yollarla gerçekleşen zenginleşme, bu zenginleşmenin sebepsiz olması, bu zenginleşmeden dolayı karşı tarafın fakirleşmesi ve mutlaka fakirleşme ile zenginleşme arasında uygun illiyet bağı gerçekleşirse sebepsiz zenginleşmenin koşulları oluşmuş olur. Ancak burada sebepsiz zenginleşmenin asıl ele alınmak istenilen unsuru doktrinde görüş ayrılıklarına yol açan fakirleşme unsurudur

Tartışma, fakirleşmenin de gerekli olup olmadığı ve fakirleşme faktörünün sebepsiz zenginleşme alacaklısının talebinin sınırı olup olmaması gerektiği yönündedir. Yargıtay ve Türk doktrinindeki hakim düşünceye göre sebepsiz zenginleşme talebinde bulunan yoksullaşma miktarını aşan bir talep öne süremez. Zaten gerçek olmayan vekaletsiz iş görme talebi ile karşı tarafın elde ettiği bütün kazanımları geri alma seçeneği vardır, dolayısıyla bu durum sebepsiz zenginleşmenin çerçevesini çok genişletecektir. 
Alman hukukunda
ki hakim ve bizdeki azınlık görüşe göre ise yoksullaşma ele alınmaz, alınmamalıdır. Önemli olan zenginleşmenin varlığı ve miktarıdır. 

Bir örnek üzerinden incelemek gerekirse, birinin belli bir miktar değerindeki malının emin sıfatıyla zilyetliğine sahip kişi bunu kendi imkanları ve yeteneği dolayısıyla değerinden daha fazlaya satıyorsa, malın değerinin tam karşılığını mı geri vermelidir yoksa malı sattığında kazandığı tüm parayı yani zenginleşmesinin tümünü mü?
Türk Hukukundaki hakim görüşe göre fakirleşme malın değeri olduğundan aynen iade mümkün olmadığı sürece sadece malın değerini sebepsiz zenginleşme alacaklısına verecek, sattığında elde ettiği miktarla arasındaki fark kendisinde kalacaktır.
Alman Hukukundaki hakim ve Türk Hukukundaki azınlık görüşe göre ise önemli olan zenginleşme miktarı olduğundan zenginleşmenin tümünü verecektir. 

Alara Naçar