Soykırım Suçu Hakkında

Geçmişten günümüze sıkça gündeme gelen ve Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin görev alanına giren ciddi bir suç olan soykırım suçu uluslararası alanda ve Türk hukukunda ulusal, etnik, ırksal ve dinsel bir grubun bütününün ya da bir bölümünün yok edilmesi maksadıyla girişilen; grubun üyelerinin öldürülmesi, grubun üyelerine ciddi bedensel ya da zihinsel hasar verilmesi, grubun tamamen veya kısmen yok edilmesi sonucunu doğuracak koşullarda yaşamaya zorlanması, grup içinde doğumları engelleyecek yöntemlerin uygulanması ve çocukların zorla bir gruptan alınıp bir diğerine verilmesi hareketlerinden bir veya daha fazlasının gerçekleştirilmesi olarak tanımlanır.

1948 tarihli Birleşmiş Milletler Soykırım Suçunun Engellenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi uluslararası alanda soykırımın tanımını yapar ve soykırım suçu için hukuksal dayanağı oluşturur. 

Dikkat edilmesi gereken unsur mağdurların bir etnik, dinsel, ırksal veya ulusal gruba mensup olması gereğidir. Bu tarz bir gruba mensup olmaması sebebiyle katledilen biri için soykırım suçunun mağdurudur denemez, Bosna tarafından da öne sürülmüş olan “Sırp olmayanların” hedef alındığı ve bunun soykırım olduğunu iddia ettiği ‘Bosna Hersek v Sırbistan ve Karadağ’ davasında Uluslararası Adalet Divanı bu negatif tanımlama kıstasını reddetmiştir. Yani, ulusal bir grubun üyesi olmamayı bir gerekçe olarak kabul etmemiştir. Aranan koşul; grubun etnik, dinsel, ırksal ve ulusal özelliklerinin varlığından ötürü hedef alınmasıdır.

1996’da Soykırım Gözlem Örgütü’nün başkanı Gregory Stanton “Soykırımın 8 Aşaması” ismiyle sunduğu raporda soykırımların “öngörülebilen fakat engellenemez olmayan” 8 aşamada gerçekleştiğini söylüyordu. Bu 8 aşama; sınıflandırma, simgeleme, dehümanizasyon, örgütlenme, kutuplaşma, hazırlık, imha ve inkar olarak tanımlanmıştır.

Soykırım suçuna yaşanan olaylardan örnek vermek gerekirse Nazi Almanya’sının yürüttüğü soykırım en ünlüsü diyebiliriz, fakat çoğunluk tarafından bilinenin aksine sadece Yahudileri hedef almamış, çingeneler, eşcinseller, özürlüler, Polonyalılar gibi kendi tanımlarınca ulaşmak istedikleri ari Alman ırkı dışında kalan çoğu etnik ve özellikli topluluğu da katletmişlerdir.

Bir başka örnek olan Ruanda’daki Tutsilere Yönelik Soykırımda, önceden Ruanda’da çoğunluktaki Hutular ve azınlıktaki Tutsiler birlikte yaşarlarken , Hutular iktidara gelip Tutsi topluluğunda zaman içinde büyük kayıplara yol açıp, son darbeleriyle de yaklaşık 20 yıl önce 100 gün içinde yaklaşık 80.000 Tutsi’yi öldürdüler. 

Bu suçlar için yargılama özel olarak kurulan mahkemelerde yapılıyor olsa da, 2002 tarihinden itibaren Uluslararası Ceza Mahkemesi, soykırım suçunun yargılanmasında yetkili mahkeme olarak belirlenmiştir. 

Alara Naçar