Suçsuzluk Karinesi

Suçsuzluk karinesi, bir suçtan dolayı kovuşturulan kişinin, suçluluğu mahkeme kararıyla sabit olmadıkça suçlu sayılmamasını ifade eder. Kişinin suçsuz olduğu varsayımı ile hareket edilmesini gerektiren temel bir haktır. Suçsuzluk (masumiyet) karinesinin birtakım sonuçları vardır:

  • İspat yükü iddiacıya düşer. Bu nedenle, sanığa ispat külfeti getiren suçluluk karinelerinin suçsuzluk karinesiyle bağdaştırılması zordur. Ancak AİHS uygulamasında makul sınırlar içinde kalmak ve sanığın susma hakkını ihlal etmemek kaydıyla bu tür karinelerin söz konusu olabileceği kabul edilmektedir.
  • Sanığın susma hakkı vardır, susmasından aleyhine sonuçlar çıkarılması suçsuzluk karinesini ihlal eder.
  • Şüpheden sanık yararlanır, tutuklulukta makul süre aşılmamalıdır ve yasak sorgu yöntemi kullanılarak elde edilen deliller yargılamada kullanılmış ise suçluluk kanunen sabit değildir.



Ceza yargılamasında sanık, suçluluğu ispatlanıncaya kadar suçsuz sayılacaksa da, bu onun hakkında mahkumiyete kadar hiçbir şey yapılamayacağı anlamına gelmemektedir. Zira sanık, henüz suçlu değilse de, şüpheli olması nedeniyle masum da değildir. Bu nedenle, sanıklar hakkında bir takım yargılama önlemlerinin almak, belli sınırlar içinde kalmak kaydıyla suçsuzluk karinesini ihlal etmez. Ancak, tutuklulukta makul sürenin aşımı suçluluk karinesiyle bağdaşmaz. Tutukluluk süresinin makul olup olmadığının tayininde, kanunda öngörülmüş tutukluluk süresinin aşılıp aşılmadığına ve kanuni sınırlar içindeki tutukluluk hallerinin de yerinde kullanılıp kullanılmadığına bakılmaktadır.

Ceza yargılaması görevlileri, bunun dışındaki resmi görevliler, suçsuzluk karinesini ihlal eden, sanığı suçlu olarak gösteren, sanığın suçlu gibi işlem görmesine neden olan işlem ve eylemlerde bulunmamalıdırlar. Aynı şekilde, basın yayın organlarının da, hakkında henüz hazırlık soruşturmasına başlanmış veya kamu davası açılmış kişiyi suçlu olarak takdim etmeleri, onun aleyhine yayın gerçekleştirmeleri suçsuzluk karinesini ihlal eder.

Devlet, suçsuzluk karinesini uygulamamak amacıyla “şüphe suçları” düzenleyemez bu doğrultuda yargılama yapamaz.

İlk kez Fransız Yurttaş ve İnsan Hakları Bildirgesiyle kabul edilen ve bugün ceza hukukunda ortak değer haline gelmiş olan suçsuzluk karinesi, sanığa mahkemelerin tarafsızlığının gösterilmesi, sanığın kusuru ispat edilmeden önce suçlu muamelesi görmesini önleyen dokunulmaz anayasal (AY m. 38/4, 15/4) bir haktır.  Sadece Anayasa değil, Türkiye tarafından onaylanarak bir iç hukuk normu haline gelmiş olan AİHS md. 6/2 tarafından da güvence altına alınmıştır.

Suçsuzluk karinesini hayata geçirmek için getirilen hükümlerin uygulanmasının büyük önemi olduğu açıktır. Ancak, konunun demokrasi geleneğinin yerleşmesi ve toplumsal kültürle de yakından ilgisi vardır. Bu alanlarda gelişmeye paralel olarak suçsuzluk karinesinin etkililiğinin gerçekten sağlanacağını temenni ediyoruz.

Kaynaklar:
TBB Dergisi, Sayı 58, 2005, hakemli makaleler - İlhan Üzülmez
Ceza Hukukunda Masumiyet Karinesi Yemliha Geyikli (İstanbul Üniversitesi, Hukuk Fakültesi) 

Merve Kılıç