Türkiye'den 5 Hukuki Sorun ve 5 Çözüm

SORUN 1

Konu: Okulda rehber öğretmen olarak çalışan Ahmet Bey’in, okul müdürünün, okul nüfusunu hatalı planlaması neticesinde norm fazlası olması
Sonuç: Ahmet Bey açtığı dava sonucunda dava öncesinde görev yaptığı eski okuluna geri döndü.

Olayın ayrıntısı: Ahmet Bey’in rehber öğretmen olarak çalıştığı okulda 1200 öğrenci mevcuttur ve okulda kendisi de dahil toplam 3 rehber öğretmen bulunmaktadır. Okul müdürü 1200 olan okul nüfusunun yaptığı hesaplar neticesinde gelecek sene 1700 olacağını düşünerek 3 olan rehber öğretmen kadrosunu 4’e çıkararak okula 1 rehber öğretmenin daha atanmasını bakanlıktan talep eder. Talep üzerine okula 1 rehber öğretmen daha atanır. Ancak o yıl kayıt döneminde okula az kişi kayıt yaptırınca okul nüfusu müdürün tahmin ettiği gibi 1700 değil 1450’de kalır.
Ancak yönetmelik gereği öğrenci mevcudu 1500’ün altında olan okulların rehber öğretmen kadrosunun en fazla 3 olması gerekmektedir. Bu durum hizmet puanı az olan 4 öğretmenden birinin norm fazlası olarak başka bir okula tayin olmasına yol açmaktadır. Olayda tayinini isteyecek olan bu kişi Ahmet Bey’dir.

Olayın çözümü: Ahmet Bey okul nüfusunu hatalı planlayıp kendisini norm fazlası durumuna düşüren okul müdürüne dava açmalıdır.Bu dava ortalama 6-8 aylık bir zaman dilimi içerisinde karara bağlanır.Bu 6-8 aylık zaman dilimi içinde Ahmet Bey kendine verilen tayin hakkını kullanmayıp görevlendirme olarak ilçesindeki başka bir okulda çalışmaya başlamalıdır.Ahmet Bey’in burada dikkat etmesi gereken nokta kendisine verilen tayin hakkını kullanmaması gerektiğidir.
Çünkü tayin hakkını kullanırsa okul müdürüne dava açma hakkını da kaybeder.Ahmet Bey dava sonuçlanıncaya kadar yeni okulunda görevini sürdürecektir.Dava sonuçlandıktan sonra da(emsal davalardan anlaşılacağı üzere Ahmet Bey bu davayı kazanacaktır.)Ahmet Bey eski okuluna tekrardan dönecektir.


SORUN 2
Konu: Ayşe Hanım satın aldığı yeni evde kiracı olan Aslı Hanımı evden çıkaramamaktadır.

Sonuç: 6 ay sonra Ayşe Hanım’ın açtığı dava sonucunda Aslı Hanımın evi boşaltmasına karar verilmiştir. Böylece Ayşe Hanım yeni aldığı eve yerleşebilmiştir.

Olayın ayrıntısı: Ayşe Hanım, Ömer Bey’in içinde kiracı bulunan dairesini 400 bin tl ’ye satın almıştır. Mülkiyet devir işlemleri gerçekleştikten 1 hafta sonra Ayşe Hanım yeni evine taşınmak için  eski evini boşaltmaya başlamıştır. Eşyalarını taşıması için nakliye firmasıyla da anlaşan Ayşe Hanım yeni evine eşyalarını yerleştirmek için gittiği zaman kiracı Aslı Hanım’ın tepkisiyle karşılaşmıştır. Kiracı Aslı Hanım, Ayşe Hanıma evden çıkmayacağını söylemiştir.

Olayın çözümü: Ayşe Hanım’ın mülkiyeti kazanmasıyla beraber kira sözleşmesinin yeni tarafları; Ayşe Hanım ve Aslı Hanım olmuştur. Ayşe Hanım, kiracı Aslı Hanım’ı evden çıkarmak isterse TBK madde 351’e göre şu yolu izlemelidir:

- Evin kendisi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut veya işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu olduğunu kanıtlamalıdır.
-Bu durumun varlığını evin mülkiyetini kazandığı andan başlayarak 1 ay içinde kiracı Aslı Hanım’a yazılı olarak bildirmelidir.
    Ayşe Hanım bu şartları sağladığı takdirde 6 ay sonra açacağı dava ile kira sözleşmesini sona erdirebilir. 6 ay içinde herhangi bir talep hakkı olmayacaktır.

 
SORUN 3
Konu: Remzi Bey’in tapusuz ve 30 yıldır himayesi altında bulundurduğu sahipsiz araziye devletin el koyması
Sonuç: Remzi Bey himayesi altında olan sahipsiz araziye devletin el koyması sonucunda açtığı dava ile arsanın  karşılığı olan ücreti devletten tahsil etmiştir.

Olayın ayrıntısı: Remzi Bey evinin yan tarafında bulunan, tapusu olmayan sahipsiz araziyi tarım için kullanmaya karar verir. Bunun için arazide var olan taşları temizletir, su kanalları açtırır, tarım ilaçları, makineleri satın alır. 30 yıl boyunca arazide sorunsuz olarak sebze ve meyve yetiştirir. Ancak 30 yılın sonunda devlet Remzi Bey’in arazisine hazine arazisi diyerek el koyar.
Olayın çözümü: TMK 713. Madde “Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının bir tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.” der. Olay da Remzi Bey mülkiyetin kendisine geçmesi için aranan 20 yıllık süreyi doldurmuştur. Remzi Bey’in 30 yıl boyunca aralıksız ve davasız bir şekilde arsayı zilyetliğinde bulundurduğunu görüyoruz. Bu halde Remzi Bey artık arsanın maliki olmuştur. Açacağı dava ile arsanın değerini hazineden tahsil edebilecektir.


SORUN 4
Konu: Fatma Hanım’a muvazaa nedeniyle kardeşi Rasim Bey’in dava açması

Sonuç: Olay muvazaa yapıldığının ispat edilememesiyle Fatma Hanım’ın lehine sonuçlanmıştır.

Olayın ayrıntısı: Oğlu Rasim Bey’in mirasından yararlanmasını istemeyen Kerim Bey kızı Fatma Hanım’a 20 yıl önce 1 milyon değerinde bir arsa bağışlamıştır. Ancak Rasim Bey’in durumu öğrenmesini istemeyen baba ile kız, aralarında yaptıkları gizli bir anlaşma neticesinde bağışlamayı tapuda satış olarak göstermişlerdir. Babası öldükten sonra yapılan bu gizli anlaşmayı öğrenen Rasim Bey, muris muvazaa nedeniyle kardeşi Fatma Hanıma dava açar.

Olayın çözümü: Muris muvazaası; miras bırakan kişilerin mallarını mirasçılarından kaçırması halinde açılacak davadır. Muris muvazaasına dayanılarak açılan tapu iptali veya tescil davaları ancak miras bırakan kişinin ölümünden sonra açılır. Bu tür davalarda zamanaşımı ve hak düşürücü süreler uygulama alanı bulmaz. Yani 30-40 yıl geçse bile Rasim Bey dava açma hakkını her zaman ve her türlü delille ileri sürebilir. Olayda muvazaa üzerinden uzun bir zaman geçmesinden dolayı muvazaayı kanıtlayacak delillerin bulunamaması sebebiyle Fatma Hanım’ın arsa üzerindeki mülkiyet hakkı devam eder.



SORUN 5
Konu: Sami Bey’in aynı iş kolunda faaliyet gösteren ikinci bir sendikaya daha üye olmak istemesi

Sonuç: Sami Bey’in aynı iş kolunda faaliyet gösteren ikinci sendikaya da üyeliği onaylanmıştır.

Olayın ayrıntısı: Çimento fabrikasında işçi olarak çalışan Sami Bey; haftanın üç günü (A)’ya ait çimento fabrikasında, haftanın iki günü de (B)’ye ait çimento fabrikasında kısmi süreli iş sözleşmesi kapsamında çalışmaktadır. Sami Bey (A)’ya ait çimento fabrikasında “çimento,cam ve toprak” işkolunda faaliyet gösteren (D) sendikasına üyedir. Bu arada Sami Bey haftanın iki günü çalıştığı (B) fabrikasında da aynı iş kolunda faaliyette bulunan (Ç) sendikasına üye olmak ister. Ancak (Ç) sendikasına üyeliği “aynı iş kolunda ve aynı zamanda birden çok sendikaya üye olunamaz” gerekçesiyle reddedilir.

Olayın çözümü: Normal şartlar altında aynı iş kolunda çalışan işçilerin iki farklı sendikaya üye olmaları yasaklanmıştır. Ancak işçi kısmi süreli sözleşme ile çalışıyorsa bu durumda farklı işverenlerin iş yerlerinde çalışan işçiler farklı sendikalara üye olabilir. Olaya baktığımız zaman Sami Bey’in kısmi sözleşme ile çalışan bir işçi olduğunu görüyoruz. Bu nedenle hem (D) hem de (Ç) fabrikasında aynı iş kolunda faaliyette bulunan sendikalara üye olabilir. Dava açması halinde Sami Bey davayı kazanacaktır. Gamze Yel