Ötenazi ve Yaşama Hakkı

Ötenazi, kişinin kendi iradesi doğrultusunda yaşamına devlet eliyle son verilmesini ifade eder. Esas olarak birey yaşamak istememekte, maddi varlığını sonlandırma gayesi gütmekte ve bu sonlandırma işleminin tıp camiasında bulunup insan anatomisini iyi tanıyan insanlar tarafından, mümkün olan en düşük seviyede fiziksel acıya maruz kalmak suretiyle gerçekleştirilmesini arzu etmektedir.



Yaşama hakkı gerek İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nde gerek modern devlet anayasalarında korunan en öncelikli haktır. Tarih boyunca elde edilen tecrübeler neticesinde modern çağ insanı yaşama hakkına büyük değer atfetmekte, yaşamın kutsal olduğunu savunmaktadır. Buna göre her insan yaşama hakkını haizdir ve hiçbir kişi, kurum veya kuruluş bu hakkı ihlal edemez, kişinin kendisi de buna dâhildir. Günümüzde gelinen noktada dünya genelindeki devletlerin çoğunluğu idam cezasını kaldırmış, idam cezası hukuken yürürlükte olan ülkeler de bu cezayı uygulamamaktadır. En ağır cezayı almasına hükmedilmiş bir mahkûmun dahi yaşama hakkı korunmaktadır.

Ötenazinin uygulaması yaşama hakkına yönelik bir ihlal teşkil eder. İdam cezası bile uygulanmazken masum bir insana ötenazi uygulanarak yaşamına son vermesi hukuk düzenine aykırılık teşkil etmektedir. Ancak yaşama hakkını derinlemesine irdelersek ulaşacağımız görüntü kişinin yaşamını istediği gibi idame ettirebilme özgürlüğü olacaktır. Bu durumda ötenaziye maruz kalmak isteyen insan yaşamını sonlandırmayı kendi iradesi doğrultusunda talep etmektedir. Sonuç olarak ötenazi tartışmalarında esasında çatışan iki olgu vardır: yaşamın kutsallığı ve kişinin yaşamını istediği gibi idame ettirebilme özgürlüğü.

Tartışmalar çerçevesinde yaşamın kutsallığı olgusunu destekleyenler, doğal sebepler haricinde insan hayatına iradi bir şekilde son vermeye kesinlikle karşıdırlar ve bu hareketin insan onurunu koruma ilkesiyle bağdaşmayacağını söylerler. Diğer yandan ötenazinin yasallaşması gerektiği görüşünde olanlar ise bireyin yaşama hakkını kullanma özgürlüğünün yine bireyin elinde olduğunu, dolayısıyla kişinin isteği doğrultusunda bu hakkından feragat edebilmesinin serbest bırakılmasını talep ederler.

İki görüş arasından birini doğru, diğerini yanlış kabul etmek ne yazık ki mümkün görünmemektedir. Fakat günümüzde birçok devlet yavaş yavaş kişiye iradesi doğrultusunda yaşamını sona erdirebilme hakkı tanımakta, diğer bir deyişle ötenaziyi yasallaştırmaktadır. Şahsi görüşüm de bu doğrultudadır, yani bence de eğer birey en değerli hakkı olan yaşama hakkından vazgeçiyorsa sahip olduğu hayatı sürdürmek ona onurlu bir yaşam sağlamaz, aksine onu buna zorlamak bireyin yaşamını sonlandırmaktan daha çok acı çekmesine sebebiyet verecektir.

Samet Kaan Sağ